Hit enter after type your search item

YASAMA DOKUNULMAZLIĞINA GENEL BAKIŞ

/

Yazar: Helin Ayaz

Giriş

Yasama faaliyetini yerine getirmekle görevli olan parlamento üyelerine, bu görevlerini yerine getirirken kendilerini ifade etmekte özgür olmaları ve kişi güvenliklerinin sağlanması maksadıyla çeşitli bağışıklıklar tanınmıştır. Yasama bağışıklığı olarak ifade edebileceğimiz bu muafiyetler yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı olmak üzere iki çeşittir.[1]

Yasama bağışıklıklarının oluşmasında temel alabileceğimiz iki sistem bulunmaktadır. Bunlardan ilki, milletvekiline yalnızca hukuki soruşturmalara karşı koruma sağlayan ve İngiltere’deki uygulamaların esas alındığı Anglo-Sakson sistemi, öteki ise Fransız uygulamasının esas alındığını ve daha geniş bir uygulama alanı bulan sistem olan Kıta Avrupa’sı sistemidir. Kıta Avrupası sistemi, Anglo Sakson sistemin aksine ceza davalarına karşı koruma sağlamaktadır.[2]

Türkiye’de ise ceza davalarına karşı koruma sağlayan yasama dokunulmazlığı ilk olarak 1876 Anayasası’nda düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler yapılırken Fransız uygulaması model alınarak Kıta Avrupası Sistemi’ne uygun düzenlemeler getirilmiştir.[3]

Günümüzde ise yasama dokunulmazlığı Anayasa’nın 83. maddesinde yer bulurken, bu dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin hükümler TBMM İç Tüzüğü’nün 131 ve 134. maddelerinde yer almaktadır.

Tanımı        

Yasama sorumsuzluğu genel bir ifadeyle; milletvekillerinin yasama görevleri kapsamında, parlamentoda dile getirdikleri düşünceleri veyahut verdikleri oylar nedeniyle parlamento haricinde bir makam dışında sorumlu tutulmalarına engel olmaktadır.

Bu yazıda asıl ele alacağımız diğer bir yasama bağışıklığı olan yasama dokunulmazlığı ise halkı temsilen parlamentoda yer alan milletvekillerinin, asılsız suçlamalar nedeniyle yasama faaliyetlerini aksatmalarının önüne geçmek maksadıyla Anayasa’da yer bulmuştur. Bu dokunulmazlık sayesinde milletvekilleri görevleri süresince, Meclis kararı olmaksızın cezai takibatlara maruz kalmamaktadır.[4]

Tanımını bu şekilde yaptığımız yasama dokunulmazlığı Anayasa’nın 83. maddesinin ilk fıkrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.” şeklinde ifade edilmiştir.

Amacı

Yasama dokunulmazlığı asıl olarak milletvekillerini; keyfi ve herhangi bir esasa dayanmadan, iktidar sahipleri tarafından muhalefeti susturmak amacıyla yaratılan baskılardan ve gereksiz zaman kayıplarından korumak amacıyla getirilmiştir. Bu koruma her ne kadar geçici olsa da milletvekillerinin meclis çalışmalarından alıkonulmasının engellenmesini ve haliyle yasama fonksiyonunun zarar görmeden devam etmesini sağlamaktadır.[5]

Ayrıca belirtmek gerekir ki söz konusu dokunulmazlık milletvekilleri için bir üstün insan profili sağlamaktan çok onların güvenliklerini ve hürriyetlerini koruma amacına hizmet etmektedir.[6]

Yasama Dokunulmazlığının Etkili Olduğu Zaman

Milletvekilliği süresi ile kısıtlanmış olan yasama dokunulmazlığının başlangıç anı önem arz etmektedir. Bu hususta doktrinde ağır basan görüş, dokunulmazlığın başlangıç anını milletvekilinin bu sıfatı kazandığı an olarak kabul eden görüştür. Haliyle, milletvekilliği sıfatının ant içmeyle değil de seçim sonuçlarının açıklandığı andan itibaren başlaması nedeniyle, milletvekilleri seçim günü 17.00’dan sonra bu haklarından faydalanabilmektedir.[7]

Meclis üyeleri, Meclisin sürekliliği anlayışının doğal bir sonucu olarak, Meclis’te bulundukları yasama dönemi boyunca bu dokunulmazlıktan yararlanmaktadırlar. Bu ifadeden anlaşılacağı gibi dokunulmazlık Meclisin tatilde olduğu dönemlerde de devam etmektedir. Hatta milletvekilinin herhangi bir disiplin cezası nedeniyle geçici uzaklaştırma cezası alması durumunda veyahut da izinli olduğu zamanlarda yasama dokunulmazlığı etkisini sürdürmektedir.[8]

Yasama Dokunulmazlığından Faydalanabilen Kişiler

Yasama dokunulmazlığının amacı yukarıda da belirttiğimiz gibi yasama faaliyetlerinin parlamento üyeleri aracılığıyla aksamalar yaşanmasının önüne geçilerek gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla bu dokunulmazlık yalnızca parlamento üyelerine verilmiştir. Milletvekili olmayan suç ortaklarının bu dokunulmazlıktan faydalanmasının imkanı yoktur.[9]

Yasama Dokunulmazlığının Kapsamı

Anayasa’nın 83.maddesi 2.fıkrasında yer alan “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz…” hükmünden de anlaşılacağı üzere yasama dokunulmazlığı iki çeşit koruma sağlamaktadır. Bu korumalar yalnızca cezai soruşturmalara karşı sağlanmaktadır.

a. Tutulmaya, Sorguya Çekilmeye, Tutuklanmaya ve Yargılanmaya Karşı Koruma

Bu tür korumayı genel bir ifadeyle muhakeme engeli olarak niteleyebiliriz. Bu muhakeme engeli söz konusu fiili suç olmaktan çıkarmamakla beraber yalnızca Meclis kararı olmadıkça milletvekilinin; tutulmasının, sorguya çekilmesinin, tutuklanmasının ve yargılanmasının önüne geçmektedir.[10]

Şunu da belirtmek gerekir ki Anayasa’da dava açılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Yani cumhuriyet savcısı milletvekili hakkında dava açabilmektedir. Ancak mahkemenin dokunulmazlık nedeniyle yargılama yapması mümkün değildir. Bu nedenle de mahkeme muhakemenin durması yönünde karar vermelidir.[11]

b. İnfaza Karşı Koruma

1982 Anayasası infaza karşı korumayı 83.maddenin 2. fıkrasında “Seçimden önce veya sonra…” demek suretiyle iki şekilde sağlamaktadır. Haliyle önce veya sonra verilmiş olması fark etmeksizin milletvekili hakkında verilmiş olan ceza hükmü, dokunulmazlık süresinin bitmesine kadar ertelenmektedir. Bu erteleme zamanaşımı süresinin işlemesine engel olmaktadır.[12]

Ancak şu da önemli bir husustur ki, verilmiş olan cezanın infazının ertelenebilmesi için, işlenen suçun Anayasa’nın 76.maddesinin 2.fıkrasında yer alan seçilmeye engel suçlardan olmaması gerekmektedir. Eğer milletvekili bu maddede yer alan suçlardan biri nedeniyle cezalandırılmışsa,  bu Meclis üyeliğinin sona erdirilmesini gerektirmektedir.[13]

Yasama Dokunulmazlığı Kapsamının İstisnaları

Kanun koyucu Anayasa’nın 83.maddesinin 2.fıkrasında yer verdiği “…Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.” İfadesiyle yasama dokunulmazlığının mutlak olmasının önüne geçmiştir. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere “ağır cezayı gerektiren suçüstü hali” ve “soruşturmasına seçimlerden önce başlanmış olması şartı ile Anayasa’nın 14.maddesi kapsamında yer alan durumların varlığı” yasama dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır.

a. Ağır Cezayı Gerektiren Suç Üstü Hali

Ağır cezayı gerektiren suç üstü hali ifadesinin açık bir tanımı, ne Anayasa’da ne de kanunlarda yer almamaktadır. Dolayısıyla ağır cezayı gerektiren suç ve suç üstü hallerinin ayrı ayrı incelenmesi daha faydalı olacaktır.

aa. Ağır Cezayı Gerektiren Suçlar

Ağır cezayı gerektiren suçlar için yapılmış belirli bir tanım kanunlarımızda yoktur. Mahkemelerin görevlerinin düzenlendiği “5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun” un 12. maddesinde Ağır Ceza Mahkemelerinin görevleri; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmak olarak belirlenmiştir.[14]

ab. Suç Üstü Hali

Suç üstü haline ilişkin tanım 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılmıştır. Bu kanunun 2.maddesinde yer verilen tanımlar arasında bulunan suçüstü kavramı;

  • İşlenmekte olan suçu,
  • Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören

veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,

  • Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği

suçu kapsamaktadır.

b. Anayasa’nın 14. Maddesinde Yer Verilen Haller

Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması başlıklı Anayasa’nın 14. maddesinde, kanun koyucu bir suç tanımı yapmaktan ziyade, tanınan temel hak ve hürriyetlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına zarar verecek şekilde kullanılmasının önüne geçmek istemektedir. Bunun sebebi ise, milletvekillerine tanınan bu dokunulmazlığın, devletin temel ilkelerini ve bütünlüğünü zedeleyecek şekilde kullanılması halinde kamu yararının zedeleneceğinin düşünülmesidir.[15]

Kamu yararının zedelenmesini önlemek maksadıyla getirilen bu istisna Anayasa’nın 83. maddesinin 2.fıkrasında “…seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere öncelikle soruşturma seçimden önce başlamış olmalıdır. Gerekli olan diğer bir husus ise soruşturma konusu olan fiilin Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlarla ilgili olmasıdır. Son olarak bu hükümde aranan şart, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkili makam tarafından durum hakkında derhal ve doğrudan bilgilendirilmesidir.

Gözler’in görüşüne göre söz konusu bu istisna ceza hukukunda yer alan kıyas yasağıyla ve aynı zamanda kanunilik ilkesiyle çelişmektedir. Anayasa aracılığıyla suç yaratmayı sapkınlık olarak niteleyen yazar, hangi suçların Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlar kapsamına dahil edilip edilemeyeceğinin objektif bir değerlendirmesinin yapılamayacağını söylemektedir.[16]

Bu konuda Dönmezer-Erman’ın görüşü ise; milletvekilinin seçimden önce ve 14. maddede sayılan amaçlarla hareket ederek Ceza Kanunu kapsamına giren suçlardan birisini işlemesi halinde yasama dokunulmazlığının istisnasının oluşacağı yönündedir.[17]

Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması

Yasama dokunulmazlığının kaldırılması için gerekli şartların neler olduğuna ve nasıl kaldırılacağına dair Anayasa’da bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili düzenleme TBMM İç Tüzüğünün 131 ve 134. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Yasama dokunulmazlığının kaldırılması hususu İç Tüzükte düzenlenmesinden de anlaşılacağı üzere, yasama sorumsuzluğundan farklı olarak mutlak değildir. Nispi dokunulmazlık olarak da anılan yasama dokunulmazlığının kaldırılması neticesinde milletvekilleri diğer herkes gibi adalet karşısında yargılanmaktadır.[18]

Belirtmek gerekir ki, milletvekillerinin kendilerine suç atfedilmesi halinde bu dokunulmazlıklarından vazgeçmeleri mümkün değildir. Bunun sebebi ise yasama dokunulmazlığının kamu düzeninden kaynaklı olmasıdır. Aynı zamanda bu dokunulmazlık, milletvekilinin şahsına münhasır olmayıp, görevi gereği verilmiştir.

Gerekli şartların sağlanması ve İç Tüzükte belirtilen gerekliliklerin sağlanması neticesinde milletvekilinin dokunulmazlığı kalkarsa dokunulmazlığı kaldırılmış olan milletvekili veyahutt da başka bir milletvekili bu kaldırma kararına karşı yedi gün içerisinde kararın iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Anayasa Mahkemesi’nin onbeş gün içerisinde vereceği karar kesindir.[19]

Sonuç

Yasama dokunulmazlığı, yasama faaliyetlerini sürdüren kişilerin görevleri esnasında asılsız suçlamalarla vakit kaybetmelerinin önüne geçmek amacıyla uzun zamandır süregelen bir uygulamadır. Anayasa’nın 83.maddesinde düzenlenen bu dokunulmazlık milletvekilinin, Meclis kararı olmadıkça tutulmasının, sorguya çekilmesinin, tutuklanmasının, yargılanmasının ve infazının önüne geçmektedir. Ağır cezayı gerektiren suç üstü halleri ve Anayasa’nın 14. maddesinde yer verilen haller bu dokunulmazlığın istisnalarıdır.

Ancak kamu yararı nedeniyle bu dokunulmazlık mutlak değildir. Nispi nitelik taşıyan bu dokunulmazlığın Meclis kararıyla kaldırılması mümkündür.

Demokrasinin işleyişinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi adına oldukça mühim olan yasama dokunulmazlığının adaleti daha iyi yansıtacak şekilde düzenlemelere tabi tutulması ve milletvekilleri üzerinde baskı oluşturulmaması adına varlığının devam ettirilmesi şarttır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 13 Haziran 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Bilgili, M. S., & Ruhi, M. E. 1982 Anayasası’nda Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Usulü, Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11(1), 67-84.

Atalay, N. (2008). Türkiye’de yasama dokunulmazlığı (Master’s thesis, Kocaeli Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitusu).

Aktaş, Kadir: Yasama Dokunulmazlığının Kapsamı, TBB Dergisi 2009, 260-297.

Gözler, Kemal: Türk Anayasa Hukuku, İstanbul: Ekim Basım Yayın Dağıtım, 2018.

Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, İstanbul: Beta, 2018.

Aktaş, Kadir: Yasama Dokunulmazlığı Kurumunun Türkiye deki Gelişimi. Yasama Dergisi, 2006, 85-114.

DİPNOTLAR

[1] Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, İstanbul: Beta, 2018, s 447

[2] Aktaş, Kadir: Yasama Dokunulmazlığı Kurumunun Türkiye deki Gelişimi. Yasama Dergisi, 2006, 86.

[3] Aktaş K., s 87

[4] Bilgili, M. S., & Ruhi, M. E. 1982 Anayasası’nda Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Usulü, Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11(1), s 70

[5] Atalay, N. (2008). Türkiye’de yasama dokunulmazlığı (Master’s thesis, Kocaeli Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitusu), s 30

[6] Atalay N., s 31

[7] Gözler, Kemal: Türk Anayasa Hukuku, İstanbul: Ekim Basım Yayın Dağıtım, 2018, s 543

[8] Atalay N., s 41

[9] Teziç E., s 458

[10] Atalay N., s. 32

[11]  Gözler K., s 545

[12] Gözler K., s 545

[13] Teziç E., s 461

[14] Aktaş, Kadir: Yasama Dokunulmazlığının Kapsamı, TBB Dergisi 2009, s 277.

[15] Aktaş K., s 280

[16] Gözler K., s 551

[17] Atalay N., s 54

[18] Atalay N., s 59

[19] Gözler K., s 554

This div height required for enabling the sticky sidebar