Hit enter after type your search item

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA ŞİRKETLER ARASI ORGANİK BAĞIN TESPİTİ

/

Yazar: Enver Batur

Giriş

Şirketler hukukunun temel ilkelerinden olan ayrılık ilkesi gereğince şirketin malvarlığı, kendisini oluşturan gerçek veya tüzel kişilerin malvarlığından bağımsızdır. Bu durum özellikle tüzel kişiliğe sahip olan şirketler bakımından uygulama alanı bulmakla birlikte sınırsız sorumluluk ilkesinin benimsenmiş olduğu ve tüzel kişiliğe haiz olmayan adi ortaklıklarda dahi kimi zaman ortaklığın, ortaklardan bağımsız bir malvarlığına sahip olduğu kanun koyucu tarafından belirtilmiş ve alacaklıların ortağın borcundan dolayı şirketin malvarlığına doğrudan başvurmasının önüne geçilmiştir.(TBK m.638/2) Sınırlı sorumluluk ilkesinin esas alındığı sermaye şirketlerinde şirketin borçlarından dolayı ortaklara gidilemeyeceği gibi farklı şirketlere de başvurulması mümkün değildir. Çünkü her iki şirketin farklı tüzel kişiliği bulunmaktadır. Uygulamada kimi bazı durumlarda şirket ortaklarının veya farklı şirketlerin tüzel kişiliğin ardına sığınarak dürüstlük kuralına ve hakkaniyete aykırı faaliyetler gerçekleştirmesi üzerine, sınırlı sorumluluk ilkesinin zaman zaman genişletilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Sorumluluğun genişletilebilmesi için geliştirilen ve başvurulan kavramlardan birisi de organik bağdır.[1]

Organik Bağ Teorisi

Hukuki anlamda organik bağ teriminin; ilişkili kişiler arasındaki ticari iş ve işlemlerin, sahiplik veya alacaklılık gibi hallerin yasal şirket ortaklığı veya şirketler topluluğu bağları kurulmadan gerçekleştirilmesini ve böylece ticari ve ekonomik faaliyetlerin farklı şirketler, kişiler veya temsilciler arkasına gizlenerek yürütülmesini ve böylece gerçek sahiplerin ve işlemlerin saklanmasını, ifade ettiği söylenebilir.[2] Organik bağ kavramı hukukumuza mevzuat hükümleri ile değil yargı içtihatları çerçevesinde dahil olmuş bir kavram olup, tıpkı tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramında olduğu gibi dayanağını TMK m.2 de düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. İşbu sebeple organik bağ teorisinin uygulanması hususunda kanunda açık bir düzenleme bulunmadığı göz önüne alınarak dar yorum ilkesine tabii tutulması gerektiği görüşü doktrinde hakimdir. Organik bağ teorisi kimi zaman tüzel kişilik perdesinin aralanması uygulaması ile birlikte değerlendirilse de bu uygulamadan bağımsız olarak da işlerlik kazanabilmektedir. Keza organik bağın varlığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasına nazaran daha kolay ispat edilebilmektedir. Organik bağın varlığı için malvarlıklarının karışması veya yetersiz sermaye şartları aranmadığı gibi tüzel kişiliklerin özdeş hale gelmesi de gerekmemektedir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulama alanı bulması için aranan şartlardan biri olan iktisadi birliktelik şartının organik bağın tespiti açısından aranmaması, organik bağ teorisinin uygulama alanını oldukça genişletmektedir. Teorilerin ortak özellikleri ise şirketlerin ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketler olarak faaliyette bulunmalarına rağmen tek bir ticari işletme oluşturacak şekilde bütünleştikleri ve şirket veya şirketler topluluğu formunun hukuka aykırı olarak dolanıldığı hallerde uygulanmalarıdır.[3] Fakat tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yoluna gitmek bazı hallerde organik bağa göre daha avantajlı olabilmektedir. Çünkü tüzel kişilik perdesinin kaldırılması durumunda kimi zaman, şirketin ortaklarının malvarlıklarına da uzanabilmek mümkün olmakta fakat bu imkan tek başına organik bağın tespiti neticesinde uygulanamamaktadır. Kısaca organik bağın tespiti halinde kardeş şirket veya yavru şirket olarak adlandırılan şirketlerin malvarlığına el atılabilmekle birlikte şirket ortaklarının malvarlığına uzanmak için salt organik bağın tespiti yeterli değildir. Organik bağ teorisi bir çok farklı ülkede uygulama alanı bulmuştur. Organik bağın tespiti için aranan kriterler kimi bazı ülkelerde çeşitlilik gösterseler de genel olarak aynı çerçevede toplanmaktadırlar. Örneğin; Tüzel kişilik sahtekarlık yapmanın bir aracı olarak kullanıldığı, bir şirketin başka bir şirketin sadece bir aracı veya iş kanalı olarak düzenlendiği ve işletildiği (Castleberry v. Branscum kararı)[4], Bir şirketin bir başka şirketin fiili kontrolünü sağlamak için yeterli hisseye sahip olması, şirketlerin ortak yöneticiler veya çalışanlardan oluşması, İşletme işlevleri benzer veya tamamlayıcı olan şirketlerin birleşik idari kontrolü (Green v Champion kararı)[5] gibi ölçütlere ABD uygulamasında sıklıkla başvurulmaktadır. Türk hukuku çerçevesinde de Yargıtay içtihatları ile organik bağın tespitinde aranan ölçütler belirtilmiş olup bu ölçütler tahdidi olmadığı gibi her somut olay bakımından ayrı ayrı incelenmelidir. Keza bazı durumlarda bir veya birden fazla şartın varlığı organik bağın tespiti için yeterli görülebileceği gibi farklı bir durumda ek bazı şartların varlığı da aranabilmektedir.

Türk Hukuk Uygulamasında Organik Bağ Kavramının Tespiti

Türk yargı kararları incelendiğinde bu teoriye; hakim hissedar ve şirketler arasında yoğun finansal ilişkiler, aynı faaliyet alanı veya iki şirketin tek bir şirket gibi hareket etmesi veya iflas eden şirketin faaliyetlerinin ve varlıklarının yeni şirkete taşınması veya borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla diğer tüzel kişiliği kullanması şekillerinde ortaya çıkan organik bağ nedeniyle başvurulduğu görülmüştür.[6]

Organik bağın tespiti hususunda ise Yargıtay, içtihatları çerçevesinde çeşitli ölçütler tespit etmiştir. Örneğin Yargıtay kimi bazı hallerde kurucuların kısmen veya tamamen aynı olması yahut aralarındaki ticari ilişkiyi organik bağın varlığı için yeterli saymaktadır.  “…borçlu şirket ve şahıslar ile üçüncü kişi şirketin aralarında organik bağ olduğu, kurucularının kısmen veya tamamen aynı kişilerden oluştuğu ve şirketlerin arasında devir münasebeti bulunduğu anlaşılmaktadır.” demek suretiyle istihkak iddiasının muvazaalı olduğunu kabul edip alacaklının açtığı davanın kabulü gerektiğine hükmetmiştir.[7] Organik bağın tespiti kavramı yalnızca şirketler hukuku için değil iş hukuku açısından da önem arz etmektedir. Örneğin; işçinin söz konusu değişik şirketlerde girdi çıktı yaparak çalışması veya fiilen bir şirkette çalışırken sigortasının başka bir şirket tarafından yatırılması gibi durumlar oluşabilmektedir.[8]Ticaret sicil kayıtlarından davalı şirketin hakim sermaye ortakları ile dava dışı şirketin ortaklarının aynı olduğu görülmektedir. Ayrıca, dava dışı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi ile davalı şirketin adresinin ortak olduğu anlaşılmaktadır. Faaliyet konuları da aynı olan bu iki şirketin avnı kişilere ait olduğu, aynı adreste faaliyet gösterdikleri, aynı garajı kullandıkları, güvenlikçilerinin aynı olduğu, muhasebe kayıtlarının aynı muhasebeci tarafından tutulduğu açıkça ifade edilmiştir.” [9] Aynı zamanda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında organik bağın varlığının tanık beyanları ile de ispat edilebileceğini belirtmiştir.[10] Yargıtay içtihatlarında organik bağın tespiti için kullanılabilecek ölçütler şu şekilde sıralanabilir;

  1. Borçlu şirkete ait bir kısım belgelerin davalı şirketin işyerinde bulunması,
  2. Borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması,
  3. İki şirketin aynı merkezden idare edilmesi,
  4. Farklı şirketler kurularak, farklı tüzel kişiliklerin çatısı altında dolandırıcılık yapılması (borçlu şirket adına işlemler yapılması ve fakat bu şirketin içi boşaltılarak başka bir şirket adına malvarlığı edinilmesi),
  5. İki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması,
  6. İki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması,
  7. Şirket yöneticilerinin aynı olması,
  8. Ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi,
  9. Borçlu şirket temsilcisi ile davalı şirket temsilcisinin baba oğul olması,
  10. Şirketler arasındaki iktisadi bütünlük,
  11. Haciz mahalline gidildiğine borçlu şirket temsilcisinin kasada otururken görülmesi,
  12. Borçlu şirketin levhasının haciz adresinin girişinde bulunması,
  13. Tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıkların birbirine karışması,
  14. Yetersiz sermaye ve özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli olarak üçüncü kişileri zarara uğratması,
  15. Şirketler arasında muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması.[11]

Yukarıda da değinilmiş olduğu gibi bu ölçütler tahdidi olmamakla birlikte tek bir kriterin varlığının organik bağın tespiti açısından yeterli olup olmadığı hususu da her somut olayda farklılık göstermektedir. Yargıtay uygulamasında kimi zaman tek bir ölçütün varlığı organik bağın oluştuğuna işaret ederken kimi zaman da birden fazla kriterin bir arada bulunması şartı aranmaktadır. “Her iki şirketin ortaklarının aynı olması tek başına organik bağın varlığı için yeterli değildir. Farklı şirketler aynı işveren olarak kabul edilemeyeceğine göre … Gıda ve … Gıda şirketlerinin işçileri işe iade davasında 30 işçi şartı bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. “[12]

Sonuç

Hukukumuzda Yargıtay içtihatları ile gelişmiş olan organik bağ teorisi her ne kadar dürüstlük kuralı dayanak gösterilerek uygulama alanı bulmakta ise de mevzuatta bu konuda açık bir düzenlemenin yasa koyucu tarafından öngörülmediği hususu göz ardı edilmemelidir. Organik bağ teorisi şirketler hukukunun temel ilkelerinden olan ayrılık ve sınırlı sorumluluk ilkelerine istisna teşkil etmektedir. İstisnaların dar yorumlanacağı ilkesi organik bağın tespiti hususunda da uygulama alanı bulacaktır. Yine de organik bağ teorisi Yargıtay içtihatlarında benzer bir amaç ile uygulanan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisine göre çok daha geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Hakların ve borçların dürüst bir şekilde yerine getirileceği ve kullanılacağı hukukun en temel ilkelerinden birisidir. Organik bağ teorisi de aslında birlikte hareket eden şirketlerin resmi bir bağ kurmayarak, şirketler ile işlem yapan kişilere karşı mağduriyetler oluşturmasını engellemek amacını taşımaktadır. Organik bağ kavramı yalnızca şirketler hukuku alanı ile sınırlı olmayıp, iş hukuku, icra-iflas hukuku gibi bir çok alanda yer edinmiş bir kavramdır. Örneğin; Borca batık bir şirket aleyhine icra takibi başlatıldığında genellikle karşılaşılan durum şudur: Borçlu şirketin adresinde yeterli malvarlığı yoktur. Gidilen adreste başka bir şirket faaliyet göstermektedir. Bu genellikle sonradan kurulmuş paravan bir şirkettir. Haciz yapıldığı takdirde üçüncü kişi konumundaki paravan şirketin istihkak iddiası ile karşılaşılmaktadır.[13] Bu ve benzeri durumlarda sınırlı sorumluluk veya ayrılık ilkelerinin ileri sürülerek karşı tarafın mağdur edilebileceği açık olup bu engeli aşmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, organik bağ teorisi gibi temeli dürüstlük kuralına dayanan kavramlar hukukumuza dahil olmuştur. Yine de yasa koyucunun organik bağ konusunda yapacağı yasal düzenleme ile teorinin temellerini belirtmesi daha isabetli bir yol olacaktır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 16 Temmuz 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Akıncı, Ş. (2019). ALACAKLILARDAN MAL KAÇIRMAK İÇİN KURULAN YENİ ŞİRKETE MÜRACAAT İMKÂNI BAKIMINDAN; MUVAZAA, TÜZEL KİŞİLİK PERDESİNİN KALDIRILMASI İLE ORGANİK BAĞ KAVRAMLARININ ELVERİŞLİLİĞİ VE YARGITAY UYGULAMALARI. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.

Dinler, S. (2019). Serap Dinler Avukatlık ve Arabuluculuk. https://www.serapdinler.av.tr/ticaret-ve-sirketler-hukuku/sirketler-arasi-organik-bagin-tespiti/ adresinden alındı

Green v. Champion, 580 So. 2d 668 (Supreme Court of Louisiana 1991).

Joe A. CASTLEBERRY, Petitioner, v. Byron BRANSCUM, C-4536 (Supreme Court of Texas July 2, 1986).

MUTLU, A. M. (2020). ORGANİK BAĞ TESPİTİNDE USUL KURALLARINA İLİŞKİN KARARLAR. https://www.hukukihaber.net/organik-bag-tespitinde-usul-kurallarina-iliskin-kararlar-makale,7516.html.

Uyanık, N. K. (2021). Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Ve Organik Bağ. Ankara: Seçkin.

DİPNOTLAR

[1] (Akıncı, 2019)

[2] (Uyanık, 2021)

[3] (Uyanık, 2021)

[4] (Joe A. CASTLEBERRY, Petitioner, v. Byron BRANSCUM, 1986)

[5] (Green v. Champion, 1991)

[6] (Uyanık, 2021)

[7] (Y. 15. HD. 18.9.1996 T., 1996/4034 E., 1996/4502 )

[8] (Dinler, 2019)

[9] (YARGITAY 9. HD. 2011/50395 E. 2011/46697 K. T:30.11.2011)

[10] (Y. HGK. 16.04.2003 T. 2003/9 –279 E., 2003/292 K)

[11] (Akıncı, 2019)

[12] (9. Hukuk Dairesi  2020/1076 E.  ,  2020/4530 K.)

[13] (Akıncı, 2019)

This div height required for enabling the sticky sidebar