Hit enter after type your search item

ULUSLARARASI ANTLAŞMALARIN SONA ERDİRİLME REJİMİ VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇEKİLME KARARININ HUKUKEN DEĞERLENDİRİLMESİ

/

Yazar: Umut Arda Apaydın

Giriş

Uluslararası antlaşmaların onaylanması hakkında oldukça çok kaynağa sahip olsak da bunların sona erdirilmesi konusu şimdiye dek büyük bir tartışma yaratmamıştır. Sözleşmelerin sona erdirilmesi konusunu gündeme getiren olay 19 Mart 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı verilmesidir. Burada karar yerindeliği ve hukukiliği bakımından değerlendirilmiş ve karara karşı ciddi eleştiriler yöneltilmiştir. Bu yazı bağlamında bizi ilgilendiren hukukilik boyutu bakımından ise ezici çoğunluk kararın hukuka aykırı olduğu görüşünü farklı gerekçelerle savunmuştur. Bu yazıda önce uluslararası antlaşmaların sona erdirilmesi konusunu hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk bakımından incelenecek, sonra da İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının, doktrindeki görüşlerle beraber, sadece hukuki değerlendirmesi yapılacaktır.

Uluslararası Antlaşmaların Sona Erdirilme Rejimi

A. Uluslararası Hukuk Bakımından Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

a. Tarafların Ortak İradeleri Sonucunda Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

Bazı antlaşmalarda antlaşma hükümleri gereğince antlaşmanın sona ermesi için antlaşmada öngörülen bir sürenin geçmesi, belli bir olayın veya antlaşmayla öngörülen amacın gerçekleşmesi şartı öngörülmüş olunabilir. Ayrıca antlaşma hükümleriyle taraflara ilgili antlaşmayı doğrudan sona erdirme hakkı tanınmış olunabilir.

Antlaşmalar herhangi bir sona ermeye ilişkin hüküm içermese de tarafların sonraki rızası ile (oybirliği) bir antlaşma sona erdirilebilmektedir. Ancak kimi antlaşmalar (örneğin BM Antlaşması m.108) antlaşmada yapılacak değişikliklerde oyçokluğu şartını kabul etmiştir. Dolayısıyla bu tür antlaşmalarda hiç değilse antlaşmanın bir kısmı için oyçokluğu ile sona erdirme kabul edilebilecektir.[2]

b. Tarafların Tek Taraflı İradeleri Sonucunda Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

Fesih (denunciation; dénonciation) bir antlaşmanın taraflarından birinin bir irade açıklaması yoluyla bu antlaşma ile bundan sonra bağlı olmayacağını bildirme işlemine verilen genel addır. Sonuç bakımından aynı olmakla birlikte, çok taraflı bir antlaşmanın bir tarafının kendisi bakımından bu antlaşmaya son verme işlemine ise çekilme (withdraw; retrait) denir.[3] Fesih veya çekilme hakkının tek taraflı olarak kullanılabilmesi,

  • Antlaşma hükümleri fesih veya çekilme hakkını öngörmüşse (örneğin: Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi [İstanbul Sözleşmesi] m. 80, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.58),
  • Tarafların fesih ya da çekilme hakkını tanıma niyetinde oldukları çeşitli verilerden anlaşılıyorsa (1969 Viyana Sözleşmesi m.56/1-a),
  • Antlaşmanın doğası gereği tek taraflı fesih hakkının tanındığı kanısı doğarsa (1969 Viyana Sözleşmesi m.56/1-b)[4],
  • (Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) Namibya’da Güney Afrika’nın Sürekli Varlığı konusunda 6.1971 tarihli danışma görüşü doğrultusunda) antlaşmanın diğer tarafı sözleşmeyi uygulamıyor veya temel hükümlerini çiğniyorsa,

mümkündür.[5]

Vazgeçme ise bir antlaşmanın getirilerinden, antlaşma ile kazanılan haklardan, antlaşma sayesinde elde edilen gelirlerden yararlanılmayacağının bildirilmesi halinde söz konusu olan tek taraflı irade beyanıdır.

c. Kimi Olaylar Sonucunda Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

Bir antlaşmanın yapılmasında var olan ve antlaşmanın yapılmasını etkileyen koşullarda ortaya çıkan değişmelerin bu antlaşmaya son verme ya da uygulanmasını durdurma nedeni olacağının kabul edildiği öğretiye antlaşma koşullarında köklü değişiklik (rebus sic stantibus) öğretisi denilmektedir. Antlaşmalardaki değişikliğin köklü değişiklik sayılabilmesi için önceki koşulların tarafları bu sözleşmeyi yapmaya iten ana sebep olması ve değişen koşulların tarafların yükümlülüklerini önemli ölçüde etkilemiş olması gerekmektedir.[6] UAD’ın Gabcikovo-Nagymaros Davası Kararı’na göre, antlaşma ilişkilerinin sağlamlığı açısından şartlarda köklü değişiklik hususu sadece istisnai hallerde uygulanmalıdır.[7]

Bu öğreti 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin (VAHS) “şartların esaslı şekilde değişmesi” başlıklı 62. maddesinde de yer almıştır.

Bir antlaşmanın akdedilmesi sırasında mevcut olan şartlarda meydana gelen, taraflarca öngörülmeyen esaslı bir değişikliğe, antlaşmayı sona erdirme veya antlaşmalardan çekilme gerekçesi olarak;

  • Bu şartların mevcudiyeti, tarafların antlaşma ile bağlanma rızasının esaslı bir temelini teşkil etmedikçe; ve
  • değişiklik antlaşmaya göre hala icra edilebilecek yükümlülüklerin kapsamını köklü bir şekilde değiştirme etkisini haiz olmadıkça,

başvurulamaz.” (VAHS m. 62/1)

PAZARCI’nın işaret ettiği üzere, bu öğretiye ilişkin en önemli sorun tarafların sözleşmeyi sona erdirme hakkını doğrudan kullanıp kullanamayacağıyla ilgilidir. Öğretide egemen görüş, bir tarafın bu ilkeye dayanarak doğrudan bir antlaşmaya son veremeyeceği yönündedir. Dolayısıyla bu görüşe göre sözleşmeyi sona erdiren taraf diğer taraf(lar)la yeni bir antlaşma yapmak veya uyuşmazlığı barışçıl yollarla çözmek durumundadır.[8]

Savaşın antlaşmalara etkisi konusunda henüz uluslararası yapılageliş kuralının varlığından söz edilememektedir. Bu bağlamda devletlerin genel uygulamalarına bakıldığında:

  • Savaş sırasında yürürlüğe giren antlaşmalar veya antlaşma hükümleri (örneğin Montreux Boğazlar Sözleşmesi m. 4-5, Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin Cenevre Sözleşmesi),
  • Savaş zamanında sona eren antlaşmalar (özellikle savaşan taraflar arasındaki ittifak, dostluk ve saldırmazlık antlaşmaları),
  • Savaşın uygulanmasını etkilemeyeceği antlaşmalar (tarafları savaşan ülkelerden birisi olmamak kaydıyla objektif statü yaratan antlaşmalar),

karşımıza çıkmaktadır.

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin sonraki imkânsızlık başlıklı 61. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, “antlaşmanın uygulanması için kaçınılmaz olan nesnenin” “daimi olarak ortadan kalkması veya tahrip olması” şartlarının gerçekleşmesi halinde taraf devlet antlaşmayı sona erdirebilmektedir. Aşılmaz engellerin oluştuğu, zorlayıcı nedenlerle antlaşmanın ifa edilememesine sebep olan bu gibi hallere mücbir sebep (force majeure) denilmekte ve bu haller antlaşmanın uygulanmasını olanaksız kılan durumlar olarak tanımlanmaktadır.

Diplomatik ve konsolosluk ilişkilerinin kesilmesi hali başlı başına antlaşmaları sona erdiren bir sebep değildir. VAHS m. 63 uyarınca “diplomatik veya konsolosluk ilişkilerinin mevcudiyeti bu antlaşmanın uygulanması için zorunlu olmadığı ölçüde” antlaşmalar devam ettirilebilecektir.

B. İç Hukuk Bakımından Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

Uluslararası sözleşmelerin sona erdirilmesine ilişkin düzenlemeleri iç hukuk bakımından değerlendirirken 9 sayılı CBK’nin çıkış tarihini milat olarak kabul edeceğiz. Bunu yapma sebebimiz Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nden önce yetkinin 244 sayılı Kanun’la Bakanlar Kurulu’na verilmesi ancak sonra yetkinin 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile Cumhurbaşkanı’nda olduğunun tespit edilmesidir.

a. 244 Sayılı Kanun Uyarınca Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

244 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayınlanması ile Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanun imza yetkisini verilmesini, onaylamanın bir kanunla uygun bulunmasını, uluslararası antlaşmaların onaylanmasını, Resmi Gazete’de yayımlanma prosedürünü, onaylamanın etkilerini, antlaşmalarla ilgili belgeleri hazırlamakla görevli makamı, iktisadi, ticari, idari, teknik ve NATO ile ilgili antlaşmaların yapılmasında hükümetin yetkilerini ve antlaşmalarda yer alan maddelerin gümrük resimleriyle ilgili olarak hükümetin yetkilerini düzenlenmiştir.

244 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “Milletlerarası antlaşmaların (…) hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme, Bakanlar Kurulu kararnamesiyle olur.” demek suretiyle Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir.

Peki, bu yetkiler uygun bulma kanununa gerek duyulmaksızın Bakanlar Kurulu tarafından doğrudan kullanılabilecek midir? Bu konu belirsiz olup 9 sayılı CBK m. 3 ile de giderilmemiştir.[9]

Şimdiden belirtmek gerekir ki 244 sayılı Kanun’a karşı 1961 Anayasası döneminde AYM’ye gidilmiş ve AYM, 04.03.1965 tarihli kararıyla 244 sayılı Kanun’da Anayasa’ya aykırılık bulmamıştır. Bu kararın değeri bugün için de azalmamıştır. Çünkü, 1961 Anayasası’nın 65. maddesindeki hükümler büyük ölçüde 1982 Anayasası’nın 90. maddesine aktarılmıştır.

b. 9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. Maddesi Uyarınca Antlaşmaların Sona Erdirilmesi

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle beraber önce 703 sayılı KHK ile 244 sayılı Kanun’un adı Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun olarak değiştirilmiş; 1,2,3,4 ve 6. maddeleri ilga edilmiştir. Oluşan boşluk 9 sayılı CBK ile doldurulmaya çalışılmıştır.

9 sayılı CBK’nin 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Milletlerarası andlaşmaların (…) hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme, Cumhurbaşkanı kararı ile olur.” hükmü ile neredeyse aynı düzenleme yapılmıştır. 244 sayılı Kanun m. 3/1 ile 9 sayılı CBK m. 3/1 arasındaki fark, yetki verilen makam ve yetkinin kullanılacağı idari işlemdir. Ayrıca yetki veren işleme bakılırsa 244 sayılı Kanun’un yasama işlemi olduğu, 9 sayılı CBK’nin ise Anayasa m.104/17 hükmüyle sınırlı bir idari işlem olduğu görülecektir.

b.a. Öngörülen Usulün Yetki ve Usulde Paralellik İlkesiyle Açıklığa Kavuşturulması

Hem 9 saylı CBK’de hem de 244 sayılı Kanun’da “antlaşmaları sona erdirme yetkisi” verilmiş olup bunun hangi şartlarda kullanılacağına ilişkin bir açıklık yoktur. Bu durumda akla gelen ihtimallerden birisi yetkinin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından kullanılabileceğidir ki bu yol Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilmesi tartışmalarını doğurmuştur. Diğer ihtimal ise onay mekanizması ne ise antlaşmanın sona erdirildiğinde de aynı usulün benimsenmesi, yani yetki ve usulde paralellik ilkesinin benimsenmesidir.

Kamu hukukunda mevzuatın bir işlemin kim tarafından ve nasıl (hangi yöntemle) yapılacağının belirtmesi yeterlidir. Aynı işlemin hukuksal geçerliğine kimin ve hangi yöntemle son vereceğinin belirtilmesi gerekmez.[10] Buna yetki ve usulde paralellik ilkesi denir. Bir uluslararası andlaşma, TBMM’nin onaylamayı uygun bulma kanunundan sonra Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe konulmuş ise, ancak yine TBMM’nin bir kanun çıkarmasından sonra Cumhurbaşkanı tarafından sona erdirilebilir.[11] Bu doğrultuda şu yorum yapılabilir: 244 sayılı Kanun döneminde Bakanlar Kurulu ve 9 sayılı CBK döneminde de Cumhurbaşkanı, bir uluslararası antlaşmayı sona erdirdiğinde, o antlaşmanın onaylanması aşamasında TBMM tarafından çıkarılan uygun bulma kanununa ihtiyaç duyulup duyulmadığına bakmalıdır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 90. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen süresi 1 yılı aşmayan ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen antlaşmalar ve Anayasa’nın 90. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen uluslararası antlaşmalara dayanan uygulama antlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari antlaşmalar sona erdirildiklerinde Cumhurbaşkanı Kararı yeterli olacaktır. Ancak bu özel durumlar dışında kalan, Anayasa’nın 90. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen antlaşmalar ile Anayasa’nın 90. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Türk kanunlarında değişiklik getiren her türlü uluslararası antlaşmalarda önce feshi veya çekilmeyi uygun bulan bir kanun çıkarılmalı, sonra Cumhurbaşkanı Kararı ile kararı feshi veya çekilme kararı verilmelidir.

Bu noktada ŞİRİN’in işaret ettiği önemli bir argümana cevap vermek gerekir. Bu argümana göre, yetkide ve usulde paralellik ilkesi açık bir düzenlemenin olmadığı durumlarda uygulanır. Oysa Türkiye’deki mevzuatta -öyle veya böyle- bir hüküm vardır. Sonuçta 9 sayılı CBK’nin 3’üncü maddesi çekilme konusunda bir içerik barındırmaktadır.[12]

9 sayılı CBK m. 3/1 hükmüne bakılırsa, “Milletlerarası andlaşmaların onaylanması, (…) bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme, Cumhurbaşkanı kararı ile olur.” Bu hükümde yer alan “onaylanma”, “uygulamasının durdurulması” ve “sona erdirilmesi” ifadeleri bir süreç olarak değerlendirilebileceği gibi sürecin parçası olan bir işlem olarak da değerlendirilebilir. Bu noktadaki belirsizliğin ise yorumla çözülmesi gerektiği kuşkusuzdur. Devlet yetkisi istisnai olup yetkisizlik asıldır. 9 sayılı CBK’de Cumhurbaşkanı’na verilen onay ve çekilme yetkisinin onay ve çekilme süreçlerinin tamamını içine alacak şekilde geniş yorumlanması yetkinin istisna oluşunu göz ardı eden bir yorumdur. Dolayısıyla burada belirtilen yetkinin dar yorumlanarak sadece ve sadece tüm asli şekil şartları (örn. TBMM’nin uygun bulma kanununu çıkarması) tamamlandıktan sonra Cumhurbaşkanı’nın önüne gelen antlaşmanın onaylanmasından veya antlaşmadan çekilme kararından ibaret olduğunun kabulü gerekir. 9 sayılı CBK m. 3/1’de –ayrıca 244 sayılı Kanun m. 3/1’de- çekilme kararını verecek makam açısından belirsizlik olmasa da çekilme sürecinin tamamına ilişkin belirsizlik vardır. Dolayısıyla süreç açısından yetki ve usulde paralellik ilkesinin işletilmesinde bir sorun yoktur.

b.b. Düzenlemenin Anayasa’ya Aykırılık Bakımından Değerlendirilmesi

9 sayılı CBK’nin 3. maddesinin Anayasa’ya aykırılığı sorunu 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla beraber gündeme gelmiş bir konudur. Tartışmalar ışığında önce Anayasa’ya aykırı olduğu iddiaları incelenecek ve sonra da bu görüşlere neden katılmadığımızı açıklayacağız.

GÖZLER’e göre, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin, uluslararası antlaşmaların onaylanması ve sona erdirilmesine ilişkin hükümleri, onaylanmaları için kanunla uygun bulunması gereken antlaşmalar bakımından ratione materiae yetkisizlik ile sakat hükümlerdir. Anayasamızın kurduğu sistemde, pek çok ülkede de olduğu gibi, uluslararası antlaşmaları onaylama yetkisi, yürütme organı ile yasama organı arasında paylaştırılmıştır. Anayasamızın 104. maddesinin 11. fıkrası uluslararası antlaşmaları onaylama yetkisini Cumhurbaşkanına vermektedir. Ancak aynı Anayasa’nın 90. maddesi, Cumhurbaşkanının uluslararası antlaşmaları onaylayabilmesini Türkiye Büyük Millet Meclisinin “onaylamayı bir kanunla uygun bulması” şartına bağlamaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de uluslararası antlaşmaların onaylanması konusu, münhasıran yürütme yetkisi alanında bulunan bir konu değildir. [13]

ASLAN’a göre, 9 sayılı CBK’nin 3. maddesinin “yürütme yetkisine ilişkin konuları” düzenleyip düzenlemediğinin belirlenmesi gerekmektedir. söz konusu madde, onaylanması Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanunla uygun bulmasına bağlı olan antlaşmalarla böyle bir gereklilik olmayan antlaşmalar arasında bir ayrım yapmamakta; onaylanması kanunla uygun bulunması gereken antlaşmalardan da Cumhurbaşkanı kararıyla çekilebileceğini düzenlemektedir. Oysa onaylanması kanunla uygun bulunma koşuluna bağlı bir antlaşmadan çekilmenin yalnızca Cumhurbaşkanı kararıyla mümkün olmasının düzenlenmesi yürütme yetkisine ilişkin sayılamaz. Böyle bir belirleme yasama yetkisine ilişkindir ve ancak kanunla düzenlenmelidir.[14]

İstanbul Barosu’nun ve Ankara Barosu’nun Danıştay’da açtıkları 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na karşı iptal davasında da 9 sayılı CBK m. 3’ün Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülmüştür. İstanbul Barosu’nun dava dilekçesinde[15]Anayasa’nın 104/11. maddesi, Anayasa’nın 90/3. maddesi veya uygun bulma yasası sonrası işlem için geçerli olmakla birlikte, tüm uluslararası sözleşmeleri fesih yetkisi verir şeklinde düzenlenen maddede yer alan: ‘bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme,’ hükmünün Anayasaya aykırı olması” ileri sürülmüştür. Ankara Barosu’nun dilekçesindeyse[16] şu görüş ileri sürülmüştür: “Anayasanın 90. maddesinde açıkça ‘kanun’ hükmünde olduğu belirtilen uluslararası sözleşmelere ilişkin tasarruf yetkisinin yasama organı olan TBMM’de olduğu açıktır. (…) 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ile ‘bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme’ ve üçüncü fıkrasında yer alan ‘uygulanmasının durdurulduğu ve sona erdiği tarihler; Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunarak Resmî Gazete’de yayımlanır’ şeklinde ifade edilen yetkilerinin, Anayasanın 90. maddesine aykırı olarak kanun niteliğinde olan uluslararası sözleşmelerle ilgili olarak tasarruf yetkisinin, tek başına yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanına verilmiş olması açıkça Anayasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Türkiye Barolar Birliği tarafından 20 Mart 2021 tarihinde yapılan “9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle bu konuda Cumhurbaşkanı’na yetki verilmesi de açıkça Anayasa’ya aykırıdır ve hükümsüzdür. Anayasa’nın 6. maddesi gereği ‘Hiçbir kimse ve organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanılamaz.’” açıklamasıyla 9 sayılı CBK’nin Anayasa’ya aykırı olduğu ifade edilmiştir.[17]

Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği’nin yaptığı açıklamaya göre, 9 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. maddesi ise Anayasa’ya aykırı bir düzenlemedir. Anayasa’nın Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin 104. maddesinin 17. fıkrası Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile sadece yürütme alanına ilişkin bir düzenleme yapılabileceğini öngörmekte ve kararnamelerle temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir düzenleme yapılmasını yasaklamaktadır.[18]

Yukarıda anılan görüşlerdeki hâkim düşünce 9 sayılı CBK m. 3’ün yürütmeye münhasıran onaylama ve antlaşmalardan çıkma yetkisi verdiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla Anayasa’nın 104. maddesinin 17. fıkrasının ilk cümlesinde belirtilen “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.” kuralının CBK ile ihlal edildiği düşünülmüştür.

1982 Anayasası’nın 90. maddesiyle benzer hükümleri içeren 1961 Anayasası döneminde, 244 sayılı Kanun m. 3/1 AYM tarafından incelenmiştir. AYM bu kararında[19]244 sayılı Kanum, andlaşmaların onaylanması işine bütün Bakanların katılmalarını öngördüğünden bir Bakanlar Kurulu kararnamesi düzenlenecek, bütün imzalar tamamlanınca Cumhurbaşkanının imzasına sunulacaktır. Cumhurbaşkanının bu kararnameyi imzalaması, yapılan andlaşmayı Anayasa’nın 97 nci maddesi gereğince onaylamasından başka bir anlam taşımaz.” gerekçesiyle 244 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir.

Yukarıda belirttiğimiz gibi 9 sayılı CBK m. 3/1’deki “onaylanma”, ve “sona erdirilme” ifadeleri tüm sürecin parçası olan ve Cumhurbaşkanı tarafından icra edilen bir işlem olarak değerlendirilmelidir. ULUSOY’un da belirttiği gibi bu hüküm sözleşmeye taraf olma veya sözleşmeden çıkma (çekilme) yetkisinin Cumhurbaşkanı’nda olduğu tespitini yapmakla yetinmektedir. Ancak bu hüküm, Cumhurbaşkanı’nın sözleşmeden çıkma kararının TBMM’nin uygun bulmasına tabi olmadığını belirtmiyor ve belirtmemesi hukuksal bir eksiklik değildir. Belirtmeyince zaten genel hükümler gereği, Cumhurbaşkanı’nın bu “çıkma” işlemi öncesi TBMM’nin çıkmayı “uygun bulması” hukuken “asli şekil şartı” olmaya devam etmektedir.[20] Sonuçta yetkisizliğin asıl, yetkinin ise istisna olduğu gerçeği gözetilerek Anayasa’ya uygun yorum yapılabilecekken geniş bir yorumla 9 sayılı CBK’nin Anayasa’ya aykırı bulunduğu görüşüne katılmıyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilme Kararının Hukuken Değerlendirilmesi

Türkiye Cumhuriyeti, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden (İstanbul Sözleşmesi), 9 sayılı CBK m.3/1’den alınan yetkiyle çıkarılan 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilmiştir. Çekilme kararının akabinde karar hem yerindelik bakımından hem de hukukilik bakımından ciddi şekilde eleştirilmiştir.[21] Biz de tartışmaların önemi ve yazımızla yakından ilişkisi sebebiyle 3718 sayılı kararın hukuka uygunluğunu hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk bakımından tartışacağız.

A. İç Hukuk Bakımından Değerlendirme

Değerlendirmeye başlamadan önce 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’ndaki terminolojik hatadan bahsedilmelidir. Yazımızın en başında da ifade edildiği üzere çok taraflı bir antlaşmanın bir tarafının kendisi bakımından bu antlaşmaya son verme işlemine ise çekilme (withdraw; retrait) denirken, fesih (denunciation; dénonciation) genellikle iki taraflı antlaşmaların taraflardan birisinin iradesi sonucunda sona erdirilmesi için kullanılmaktadır. Dolayısıyla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı’nda fesih ifadesi yerine çekilme ifadesinin kullanılması yerinde olacaktır.

İstanbul Sözleşmesi’nden 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile çıkılmasının hukuki değerlendirmesi konusuna gelecek olunursa, bu idari işlem şekil (usul) yönünden ve yetki yönünden sakattır.

Şekil (usul) yönünden sakatlığı doğuran husus 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’ndan önce uygun bulma kanununun çıkarılmamasıdır. Onay aşamasında İstanbul Sözleşmesi, Anayasa’nın 90. maddesinin 2. ve 3. fıkralarındaki antlaşmalar kapsamında sayılmayıp 6251 sayılı Kanun[22] ile onaylanması uygun bulunmuştur. Yetki ve usulde paralellik ilkesi gereğince, onay mekanizmasında nasıl bir usul işletilecek idiyse aynı usul çekilme kararı verilirken de işletilmeliydi. Dolayısıyla çekilme kararında da uygun bulma kararının çıkarılmaması işlemin şekil (usul) yönünden sakat olmasına neden olmuştur.[23]

Öncelikle yetki yönünden sakatlık iddiamızda gerekçemizin ne olmadığını belirtmemiz yerinde olacaktır. Anayasa m. 104/17’de belirtilen “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.” hükmünün ihlal edildiğini ileri süren görüşe göre, 9 sayılı CBK m. 3’te onay ve çekilme yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanı’na tanınmıştır. Ancak daha önce de ifade ettiğimiz gibi TBMM’nin uygun bulma kanunu burada asli şekil şartı olmaya devam etmekte ve dolayısıyla çekilme yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanı’na tanınmadığı kabul edilmelidir. Yetki yönünden sakatlığın sebebi 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dur. 6284 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca:

Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur: (…) a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

Cumhurbaşkanı bu düzenlemede bir değişiklik yapılmaksızın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı almıştır. Bu durumda da yetki unsuru bakımından fonksiyon gasbı bulunmaktadır. Gerçekten de yetki unsuru sakatlıklarından fonksiyon gasbında, idarenin yasama veya yargı organının görev alanlarında yetki kullanması, kanunla konulan hükmün aksi yönde bir kural getirilmesi veya kanunla konulan bir kuralın yürürlükten kaldırılması söz konusu olmaktadır.[24]

B. Uluslararası Hukuk Bakımından Değerlendirme

Konunun uluslararası hukuk boyutunda sorun olmayıp Sözleşme’nin 80. maddesine göre,

1-Taraflardan herhangi biri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, herhangi bir zaman bu Sözleşmeyi feshedebilir.

2-Sözleşmenin feshi, konuya ilişkin bildirimin Genel Sekretere ulaştırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci gününde yürürlüğe girecektir.

Dolayısıyla Sözleşme her taraf devlete çekilme yetkisini vermiştir.

Burada tartışılması gereken nokta Sözleşme’nin terminolojisidir. Sözleşme’nin orijinal metnindeki “Denunciation (Fesih)” kavramı yerinde olmayıp “Withdraw (Çekilme)” kavramı kullanılmalıydı.

Sonuç

Uluslararası antlaşmaların sona ermesinde uluslararası hukuk ile iç hukuk boyutu vardır. Uluslararası hukuk boyutu bakımından İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmamızda Sözleşme’nin 80. maddesi bakımından bir sorun görmemekteyiz. Ancak iç hukuk boyutunda hukuki yöntemin izlenmediğini ve bu yüzden hukuka aykırılık oluştuğunu düşünmekteyiz. Bu sorunun temelinde yatan sebep antlaşmalar hukuku bakımından mevzuatımızda giderilememiş bir belirsizliktir. Aynı belirsizlik 244 sayılı Kanun zamanında da olmakla beraber tartışmaların bu dönemde doruk noktasına çıkmasının sebebi insan haklarında yaşanan sorunun doğurduğu tepkidir. Ancak bu belirsizlik aşılamayacak bir sorun olmayıp Anayasa’ya uygun yorum yapılarak, yetki ve usulde paralellik ilkesi benimsenerek çözülebilir. Nihayetinde günümüzde Cumhurbaşkanı Anayasa’nın 90. maddesini, 9 sayılı CBK’nin 3. maddesinin 1. fıkrasını ve kamu hukuku ilkelerini esas alarak hukuka uygun bir çekilme veya fesih kararı verebilir. Ayrıca bu yöntem hukuki olmaktan ziyade daha demokratiktir. TBMM’de görüşülecek uygun bulma kanunu sırasında kamuoyunun oluşmasına zemin hazırlar, kararın tartışılmasını sağlar ve sözleşmeden çekilme işleminin ne zaman yapacağına dair öngörülebilirlik sunar.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 14 Mayıs 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

KABOĞLU, İbrahim Ö. (2021, 20 Mart). “Basına ve kamuoyuna: İstanbul Sözleşmesi, Cumhurbaşkanı kararı ile feshedilemez.”, https://twitter.com/ibrahimkaboglu/status/1373304269730877442 (Erişim: 11.04.2021).

Ankara Barosu, “20.03.2021 tarih ve 31429 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19.03.2021 tarih ve 3718 sayılı “Cumhurbaşkanı Kararı”nın yürütmesinin durdurulması ve iptali ile dava konusu kararın dayanağı olan 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında yer alan “ bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme” ve üçüncü fıkrasında yer alan “uygulanmasının durdurulduğu ve sona erdiği tarihler; Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunarak Resmî Gazete’de yayımlanır” ibarelerinin Anayasaya aykırılığı itirazı taleplerimizin sunulması konulu dava dilekçesi.” url: http://www.ankarabarosu.org.tr/upload/HD/Donem65/2021/Diger/20210322isdd.pdf

İstanbul Barosu, “20.03.2021 gün ve 31429 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında Kararın (Karar Sayısı: 3718) yok hükmünde olduğunun tespiti suretiyle iptali ile yürütmesinin durdurulması, davaya konu işlemin dayanağı olan 15.07.2018 gün ve 30479 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3/1. maddesinde yer alan “bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme,” hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle somut norm denetimi yapılmak üzere Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi konulu dava dilekçesi.” url: https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/ISTANBUL_SOZLESMESI22032021.pdf

TEKİN, Aynur. (2021, 3 Nisan).  “Anayasa Hukukçuları: Sistem Değişikliği Cumhurbaşkanı’na Sözleşme Fesih Yetkisi Vermez”, Gazete Duvar, https://www.gazeteduvar.com.tr/anayasa-hukukculari-sistem-degisikligi-cumhurbaskanina-sozlesme-fesih-yetkisi-vermez-haber-1518048 (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

ASLAN, Volkan. (2021, 29 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında Kararın 1982 Anayasası Bakımından Değerlendirilmesi”,   https://blog.lexpera.com.tr/istanbul-sozlesmesinin-turkiye-cumhuriyeti-bakimindan-feshedilmesi-hakkinda-kararin-1982-anayasasi-bakimindan-degerlendirilmesi/ (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

GÖZLER, Kemal. (2021, 20 Mart). “Cumhurbaşkanının Uluslararası Sözleşmeleri Feshetme Yetkisi Var mı? (İstanbul Sözleşmesinin Feshi Hakkında 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Üzerine Eleştiriler)”, https://www.anayasa.gen.tr/ua-sozlesme-fesih.htm (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

TOLGA, Şirin. (2021, 24 Mart). “Uluslararası Sözleşmelerden Çekilme Usulü ve Başlıca Tartışmalar”, https://www.tolgasirin.com/post/uluslararasi-sozlesmelerden-cekilme-usulu (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

ULUSOY, Ali D. (2021, 24 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmede Hukuksal Gerçekler”, https://t24.com.tr/yazarlar/ali-d-ulusoy/istanbul-sozlesmesi-nden-cekilmede-hukuksal-gercekler,30338 (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

GÜNDÜZ, Aslan. (2018) Milletlerarası Hukuk. (ed. GÜNEL, Reşat Volkan). Ankara: Savaş Yayınları.

ÖZBUDUN, Ergun. (2017) Türk Anayasa Hukuku. Ankara: Yetkin.

PAZARCI, Hüseyin. (2017). Uluslararası Hukuk. Ankara: Turhan Kitabevi Yayınları.

Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği (Anayasa-Der). (2021, 23 Mart). “Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneğinin Cumhurbaşkanının İstanbul Sözleşmesi’ne İlişkin Kararı Hakkındaki Açıklaması”, http://anayasader.org/anayasa-hukuku-arastirmalari-derneginin-cumhurbaskaninin-istanbul-sozlesmesine-iliskin-karari-hakkindaki-aciklamasi/ (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi. (2021, 20 Mart). “Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi Basın Açıklaması”, http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=10091 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

Avrupa Konseyi (2021, 21 Mart). “Council of Europe Leaders React to Turkey’s Announced Withdrawal from The Istanbul Convention”, https://www.coe.int/en/web/portal/-/council-of-europe-leaders-react-to-turkey-s-announced-withdrawal-from-the-istanbul-conventi-1 (Erişim Tarihi:11.04.2021).

Barolar ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu. (2021, 20 Mart). “Ortak Açıklama”, http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=10093 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

Türk Hukuk Kurumu. (2021, 21 Mart). “TBMM’de Uygun Bulunan/Onaylanan İstanbul Sözleşmesi ‘Cumhurbaşkanı Kararı’ İle Feshedilemez. Fesih Ancak Yasa İle Olanaklıdır.”, https://www.turkhukukkurumu.org.tr/basina-ve-kamuoyuna-duyurular/492-tbmm-de-uygun-bulunan-onaylanan-istanbul-sozlesmesi-cumhurbaskani-karari-ile-feshedilemez-fesih-ancak-yasa-ile-olanaklidir.html (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

Türkiye Barolar Birliği. (2021, 20 Mart). “İstanbul Sözleşmesi ile İlgili Basın Açıklaması”, https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/istanbul-sozlesmesi-ile-ilgili-basin-aciklamasi-81674 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

ABDULLAHZADE, Cavid. (2001, 17 Haziran). “Gabcikovo-Nagymaros Davası Kararı’nda Uluslararası Adalet Divanı’nın 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’ne İlişkin Değerlendirmeleri”. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Cilt 25, Sayı 1-2, s. 1-22.

DİPNOTLAR

[2] PAZARCI, Hüseyin. (2017). Uluslararası Hukuk. s. 91.

[3] a.g.e. s. 91

[4] Her ne kadar öğretide tartışmalı olsa da uygulamada bu tür fesihlere en kolay izin verilen antlaşmalar ittifak antlaşmalarıdır.

[5] PAZARCI, Hüseyin. a.g.e., s. 91-92.

[6] a.g.e. s.92-93

[7] ABDULLAHZADE, Cavid. Gabcikovo-Nagymaros Davası Kararı’nda Uluslararası Adalet Divanı’nın 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’ne İlişkin Değerlendirmeleri. s. 14.

[8] PAZARCI, Hüseyin. a.g.e. s.93.

[9] Bu konuya ilişkin tartışmalar CBK’de Öngörülen Usulün Yetki ve Usulde Paralellik İlkesiyle Açıklığa Kavuşturulması başlığı altında yapılacaktır.

[10] ULUSOY, Ali D. (2021, 24 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmede Hukuksal Gerçekler”, https://t24.com.tr/yazarlar/ali-d-ulusoy/istanbul-sozlesmesi-nden-cekilmede-hukuksal-gercekler,30338  (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[11] GÖZLER, Kemal. (2021, 20 Mart). “Cumhurbaşkanının Uluslararası Sözleşmeleri Feshetme Yetkisi Var mı? (İstanbul Sözleşmesinin Feshi Hakkında 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Üzerine Eleştiriler)”, https://www.anayasa.gen.tr/ua-sozlesme-fesih.htm  (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[12] TOLGA, Şirin. (2021, 24 Mart). “Uluslararası Sözleşmelerden Çekilme Usulü ve Başlıca Tartışmalar”, https://www.tolgasirin.com/post/uluslararasi-sozlesmelerden-cekilme-usulu  (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[13] GÖZLER, Kemal. (2021, 20 Mart). “Cumhurbaşkanının Uluslararası Sözleşmeleri Feshetme Yetkisi Var mı? (İstanbul Sözleşmesinin Feshi Hakkında 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Üzerine Eleştiriler)” (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[14] ASLAN, Volkan. (2021, 29 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında Kararın 1982 Anayasası Bakımından Değerlendirilmesi”,   https://blog.lexpera.com.tr/istanbul-sozlesmesinin-turkiye-cumhuriyeti-bakimindan-feshedilmesi-hakkinda-kararin-1982-anayasasi-bakimindan-degerlendirilmesi/  (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[15] İstanbul Barosu, Dava Dilekçesi url: https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/ISTANBUL_SOZLESMESI22032021.pdf , (Erişim Tarihi: 22.04.2021).

[16] Ankara Barosu, Dava Dilekçesi url: http://www.ankarabarosu.org.tr/upload/HD/Donem65/2021/Diger/20210322isdd.pdf . (Erişim Tarihi: 22.04.2021).

[17] Türkiye Barolar Birliği. (2021, 20 Mart). “İstanbul Sözleşmesi ile İlgili Basın Açıklaması”, https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/istanbul-sozlesmesi-ile-ilgili-basin-aciklamasi-81674 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

[18] Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği (Anayasa-Der). (2021, 23 Mart). “Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneğinin Cumhurbaşkanının İstanbul Sözleşmesi’ne İlişkin Kararı Hakkındaki Açıklaması”, http://anayasader.org/anayasa-hukuku-arastirmalari-derneginin-cumhurbaskaninin-istanbul-sozlesmesine-iliskin-karari-hakkindaki-aciklamasi/  (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[19] AYM, E. 1963/311, K. 1965/12, T. 04.03.1965. https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/1965-12-nrm.pdf , (Erişim Tarihi: 22.04.2021).

[20] ULUSOY, Ali D. (2021, 24 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmede Hukuksal Gerçekler” (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[21] Bknz. “We thus deeply regret the decision of the President of Turkey to withdraw from this Convention widely supported in the country, without any parliamentary debate. (…) We recall that the purpose of the Convention is to prevent violence against women, protect victims and prosecute perpetrators. It upholds women’s fundamental human right to a life free from violence.” Avrupa Konseyi (2021, 21 Mart). “Council of Europe Leaders React to Turkey’s Announced Withdrawal from The Istanbul Convention”, https://www.coe.int/en/web/portal/-/council-of-europe-leaders-react-to-turkey-s-announced-withdrawal-from-the-istanbul-conventi-1  (Erişim Tarihi:19.04.2021).

Ayrıca bknz. Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği (Anayasa-Der). (2021, 23 Mart). “Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneğinin Cumhurbaşkanının İstanbul Sözleşmesi’ne İlişkin Kararı Hakkındaki Açıklaması”, http://anayasader.org/anayasa-hukuku-arastirmalari-derneginin-cumhurbaskaninin-istanbul-sozlesmesine-iliskin-karari-hakkindaki-aciklamasi/ (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

Türk Hukuk Kurumu. (2021, 21 Mart). “TBMM’de Uygun Bulunan/Onaylanan İstanbul Sözleşmesi ‘Cumhurbaşkanı Kararı’ İle Feshedilemez. Fesih Ancak Yasa İle Olanaklıdır.”, https://www.turkhukukkurumu.org.tr/basina-ve-kamuoyuna-duyurular/492-tbmm-de-uygun-bulunan-onaylanan-istanbul-sozlesmesi-cumhurbaskani-karari-ile-feshedilemez-fesih-ancak-yasa-ile-olanaklidir.html (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

Türkiye Barolar Birliği. (2021, 20 Mart). “İstanbul Sözleşmesi ile İlgili Basın Açıklaması”, https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/istanbul-sozlesmesi-ile-ilgili-basin-aciklamasi-81674 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi. (2021, 20 Mart). “Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi Basın Açıklaması”, http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=10091 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

Barolar ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu. (2021, 20 Mart). “Ortak Açıklama”, http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=10093 (Erişim Tarihi: 11.04.2021).

TEKİN, Aynur. (2021, 3 Nisan).  “Anayasa Hukukçuları: Sistem Değişikliği Cumhurbaşkanı’na Sözleşme Fesih Yetkisi Vermez”, Gazete Duvar, https://www.gazeteduvar.com.tr/anayasa-hukukculari-sistem-degisikligi-cumhurbaskanina-sozlesme-fesih-yetkisi-vermez-haber-1518048 (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[22] Bknz. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/11/20111129-2.htm (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[23] Aynı yönde: “CB’nin bu çekilme kararı “asli şekil noksanlığı” içerdiği için, “şekil/usul” yönünden açıkça hukuka aykırı. Çünkü bu tür sözleşmelere taraf olma için TBMM’nin “uygun bulması” asli şekil şartı olduğu için, “usulde paralellik” ilkesi gereği, sözleşmeden çekilme kararından önce de TBMM’nin bu çekilmeyi “uygun bulması” gerekirdi ve bu yapılmadı.”  ULUSOY, Ali D. (2021, 24 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmede Hukuksal Gerçekler” (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

[24] ASLAN, Volkan. (2021, 29 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında Kararın 1982 Anayasası Bakımından Değerlendirilmesi” (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

Aynı yönde: “Kadınları şiddete karşı korumaya dair iç hukuktaki kanunun (6284 sayılı Kanun) uygulamasına dair hususlarda anılan Sözleşme hükümlerine doğrudan atıf yapması, yani bir anlamda bu kanunun, kadınları gerçek anlamda koruma için tek başına kendisinin yeterli olmayacağını ve anılan sözleşmenin “desteğine” de ihtiyacı olduğunu kabul etmesi olgusu karşısında, bence sözleşmeden çıkma kararı “esas” yönünden de hukuka aykırı[dır}.” ULUSOY, Ali D. (2021, 24 Mart). “İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmede Hukuksal Gerçekler” (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

İnceoğlu, İstanbul Sözleşmesi’ne atıfta bulunan 6284 sayılı kanunun birinci maddesinin hâlâ yürürlükte olduğuna dikkat çekerek kanunun bağlayıcı kabul ettiği bir sözleşmenin Cumhurbaşkanı’nın iradesiyle yok sayılamayacağını vurguluyor.” Aynur. (2021, 3 Nisan).  “Anayasa Hukukçuları: Sistem Değişikliği Cumhurbaşkanı’na Sözleşme Fesih Yetkisi Vermez”, Gazete Duvar.  (Erişim Tarihi: 10.04.2021).

This div height required for enabling the sticky sidebar