Hit enter after type your search item

TÜRKİYE’DE BULUNAN SURİYELİ BİREYLERİN HUKUKİ STATÜSÜ VE VATANDAŞLIK DURUMU

/

Yazar: Esra Gürgil

Giriş

2010 yılında başlayıp ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılan dönem, birçok ülkeyi etkisi altına almış ve Arap halkının hak taleplerinden ortaya çıkmış siyasi-silahlı hareketler sürecidir.[1] Her ne kadar sona ermiş bir süreç olsa da bazı bölgelerde halen şiddetini sürdürmektedir. 2011 yılında bu ayaklanmaların silah gücü şiddetini artırması dolayısıyla can güvenliği risk altında olan vatandaşlar, ülkelerini terk edip güvende olabilecekleri yerleşim noktalarına iltica etmek zorunda kalmışlardır. Türkiye, zorda kalan bu vatandaşlara kapılarını açıp yardım eli uzatmaktan çekinmemiştir ve böylece çok sayıda Suriyeli vatandaşı koruma altına almıştır.

Suriye’den Türkiye’ye yönelik ilk kitlesel nüfus hareketi 29 Nisan 2011 tarihinde gerçekleşmiştir.[2] Günümüze kadar geçen süreçte ise ülkemizdeki Suriyeli bireylerin nüfusu bir hayli artmış, halen de artmaya devam etmektedir. Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı 24 Şubat 2021 tarihi itibarıyla bir önceki aya göre 10 bin 968 kişi artarak toplam 3 milyon 656 bin 525 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 733 bin 34’ünü (%47,4) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor.[3] Yine Şubat 2021 verilerine göre ülkemizde, sadece 0-9 yaş aralığındaki Suriye asıllı çocukların nüfusu ise 1 milyon 58 bin 958’dir.[4]

Görüldüğü üzere ülkemizde çok ciddi sayılarda Suriyeli birey yaşamını sürdürmektedir. Üstelik Suriyeli genç nüfus, toplam Suriyeli nüfusunun yaklaşık olarak yarısını oluşturmaktadır. Demek oluyor ki, ülkemizde çok büyük sayıda Suriye asıllı bebek dünyaya gelmiştir. Bu durumda ise ülkemizde yaşayan Suriyeli bireylerin vatandaşlık alması ve Türkiye topraklarında doğan Suriye kökenli çocukların Türk vatandaşı sayılıp sayılmadığı konusu merak uyandırıyor. Bu merakla birlikte çok çeşitli ve farklı görüşler de öne sürülüyor ancak bu konuda birtakım cevaplar verebilmek için öncelikle Suriyeli bireylerin statüsünü bilmemiz gerekmektedir.

Ülkemizdeki Suriyelilerin statüsü birçok kimse tarafından yanlış bilinmekte ve bu konudaki yanlış bilgi aktarımı da göze çarpan hususlar arasındadır. Bu konuda birçok uluslararası sözleşme ve yasal düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeler incelendiğinde çeşitli uluslararası koruma statülerinin olduğu görülmektedir.[5] Ülkemizde yaşamını sürdüren Suriyeli bireylerin bu statüler arasından ‘mülteci’ statüsünde oldukları çok yaygın ancak yanlış bir bilgidir. Suriyeli vatandaşlar ülkemizde ‘geçici koruma’ altında barınmaktadırlar.

A. Geçici Koruma Statüsü ve Mülteci Statüsü

a. Mülteci Statüsü

“Mülteci” statüsü, hukuki bir statüdür. Günümüzde kimlerin ne şartlarla bu statüden yararlandığı ve yararlanabileceği konusunda çok yanlış algılar vardır. Bu konuya ilişin birçok düzenleme bulunmaktadır; ancak temelde Türkiye’nin de taraf olduğu iki uluslararası sözleşme vardır: 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 New York Protokolü.[6] İnceleyecek olursak 1951 Cenevre Sözleşmesi m.1A-2’de “mülteci”;

“1 Ocak 1951’den önce meydana gelen olaylar sonucunda ve ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahsa uygulanacaktır.” şeklinde açıklanmıştır.

Metnin B fıkrasında ise “1 Ocak 1951’den önce meydana gelen olaylar” ifadesi açıklanmıştır. 1951 Cenevre Sözleşmesi m.1B;

“(1) İşbu Sözleşme’nin amaçları bakımından kısım A, Madde 1’deki “1 Ocak 1951’den önce meydana gelen olaylar” ifadesi, ya,

(a) “1 Ocak 1951’den önce Avrupa’da meydana gelen olaylar”; veya (b) “1 Ocak 1951’den önce Avrupa’da veya başka bir yerde meydana gelen olaylar” anlamında anlaşılacak ve her Taraf Devlet bu Sözleşme’yi imzaladığı, tasdik ettiği veya ona katıldığı sırada bu Sözleşme’ye göre taahhüt ettiği yükümlülükler bakımından bu ifadenin kapsamını belirten bir beyanda bulunacaktır.

(2) (a) şıkkını kabul eden her Taraf Devlet, herhangi bir zamanda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne göndereceği bir notla, (b) şıkkını kabul ettiğini duyurarak yükümlülüklerini genişletebilir.”.

Madde 1A-2’de kararlaştırıldığı üzere “1 Ocak 1951 öncesinde gerçekleşen olaylar” ifadesiyle “mülteci” statüsüne zaman şartı getirilmiştir. Maddenin B fıkrasında ise “Avrupa’da gerçekleşen olaylar” ve “Avrupa’da veya başka bir yerde gerçekleşen olaylar” olacak şekilde ayrım yapılmıştır. Yapılan bu ayrımda hangi seçeneğin uygulanacağı konusu ise taraf olacak devletin takdirine bırakılmıştır. Dolayısıyla 1951 Cenevre Sözleşmesi, coğrafi şartın kaldırılabileceğini düzenleyerek, “mülteci” statüsünü hem tarihi hem de coğrafi olacak şekilde şarta tabii tutmuştur. Demek oluyor ki, ülkemizde yaşamını sürdüren Suriyeli kimseler hem tarih hem coğrafya kısıtlaması bakımından “mülteci” statüsünde değerlendirilemez.

Türkiye’nin taraf olduğu bir diğer uluslararası sözleşme olan 1967 New York Protokolü’nde ise 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin tam aksine hiçbir kısıtlama/şart getirilmemiş ve hatta mevcut kısıtlayıcı tabirlerin metinden çıkarılmış addedileceği kararlaştırılmıştır. Kısacası, tüm bireyler hiçbir tarihi/coğrafi kısıtlamaya tabii olmaksızın 1951 Cenevre Sözleşmesi m.1A-2’de belirtilen tanımlamaya uyan her şahsın mülteci statüsünden yararlanabileceği kararlaştırılmıştır.

İç hukukumuza bakacak olursak, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.61’de “mülteci” statüsünün tanımı yapılmıştır. YUKK madde 61’deki düzenleme;

“(1) Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında mülteci statüsü verilir.” şeklindedir.

Görüldüğü üzere, Türk Hukuku’nda “mülteci” statüsü her ne kadar 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin aksine hiçbir tarihi kısıtlamaya tabii olmasa da YUKK m.61 ile coğrafi kısıtlama getirilmiş ve bu statüyü alabilmek için “Avrupa ülkelerinde meydana gelen” olaylardan etkilenmiş olma şartı aranmaktadır. Bu noktada, belirtmiş olduğumuz tüm bilgiler ışığında Türkiye’de yaşayan Suriye asıllı bireylerin coğrafi şart nedeniyle “mülteci” statüsünde olmadıkları ve olamayacağı apaçıktır.

b. Geçici Koruma Statüsü

Geçici koruma statüsü, çoğu kimsenin bilmediği ve hatta yüksek sayıda kişinin hiç duymadığı hukuki bir statüdür. YUKK m.91’de ve Geçici Koruma Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. YUKK m.91/1;

“(1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.”

Geçici Koruma Yönetmeliği’nde daha da detaylandırılmış bir düzenleme mevcuttur. Yönetmelik m.7/1;

“(1) Geçici koruma; ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılardan haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara uygulanır.”

Sunulan bilgilere göre geçici koruma statüsü, acil ve kitlesel nüfus hareketlerinin söz konusu olduğu durumlarda uygulama alanı bulmaktadır. İlaveten, uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirilemeyen ve statüsü belirlenemeyen bireyler bu düzenlemeler aracılığı ile geçici koruma kapsamında değerlendirilmektedir.[7] Kısacası geçici koruma statüsü, acil durumda bulunup ülkesinden ayrılmak zorunda kalan ve statüsü belirlenemeyen kimseler için, adından da anlaşılacağı üzere, geçici bir çözüm yoludur. İçerik olarak ülke topraklarına serbest olarak kabul, geri gönderilmeme ilkesine riayet ve geniş yorumlanmamak üzere temel ihtiyaçların karşılanması unsurlarından oluşmaktadır.[8]

Türkiye topraklarında yaşayan Suriye asıllı bireyler YUKK m.91 ve Geçici Koruma Yönetmeliği doğrultusunda geçici koruma altında olup bu düzenlemelere tabii tutulmaktadırlar. Geçici koruma altındaki Suriyeli bireylerin ve bu bireylerin Türkiye’de doğan çocuklarının vatandaşlık durumunun ne olacağı ise genel olarak bilinmemekte veya yanlış bilinmektedir. Bunun için ise vatandaşlık kazanmanın yollarını ve şartlarını bilmemiz gerekmektedir.

B. Türk Vatandaşlığının Kazanılması

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.5’e göre Türk vatandaşı olmanın 2 yolu vardır: doğum ve sonradan kazanma. Bu iki yol da detaylı olarak ayriyeten düzenlenmiştir ve doğum ile Türk vatandaşlığı kazanılması soy bağı veya doğum yeri esasına dayanmaktadır. Sonradan kazanma ise yetkili makam kararı, evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir. Seçme hakkı, ana veya babasından dolayı vatandaşlık hakkını kaybeden bireyin reşit olduktan sonraki seçimi anlamına gelmektedir. Suriye asıllı bireyler ve bu bireylerin ülkemizde doğan çocukları soy bağı yoluyla veya seçme hakkının kullanılmasıyla vatandaşlık alamayacağından dolayı doğum yeri esası, yetkili makam kararı veya evlat edinilme olmak üzere 3 farklı yol bulunmaktadır.

Doğum yeri esasına göre vatandaşlık kazanılması 5901 sayılı kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir;

Türkiye’de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşıdır.”.

Ülkemizde yaşamını sürdüren Suriyeli bireylere geçici koruma kimlik belgesi verilmektedir.[9] Ülkemizde doğan Suriye asıllı bebeklere de Türkiye’de kalış hakkı sağlayan bu kimlikler tanınmaktadır ve bu kimlik dolayısıyla bu bebeklerin Suriyeli oldukları bellidir.[10] Yani bu bebekler vatansız addedilmemektedirler. 5901 sayılı kanun m.8/1 metninden de anlaşıldığı üzere herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk şartı sağlanamadığından ülkemizde dünyaya gelen Suriye asıllı bebekler doğum yeri esası ile vatandaşlık kazanamamaktadırlar.

5901 sayılı kanun madde 17’de evlat edinilme ile vatandaşlığın kazanılması “Bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan kişi, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, karar tarihinden itibaren Türk vatandaşlığını kazanabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninin de açıkça ifade ettiği gibi, ergin olmayan yabancı uyruklu kimsenin Türk vatandaşı bir kimse tarafından evlat edinilmesiyle vatandaşlık kazanılabilir.

Yetkili makam kararı ile kazanılacak olan Türk vatandaşlığının da kendi içinde 4 farklı yolu bulunmaktadır: genel yol, istisnai yol, yeniden kazanma ve evlenme.[11] Yeniden kazanma yolu, Türk vatandaşlığını kaybeden kimseler için uygulama alanı bulmaktadır. Suriyeli bireyler için ise geriye 3 farklı yol kalmaktadır.

Genel yol ile kazanılacak vatandaşlık 5901 sayılı kanun m.10’da “(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. (2) (Ek: 19/10/2017-7039/28 md.) Bu Kanun uyarınca sonradan Türk vatandaşlığının kazanılmasında uygulanacak temel ilke ve esaslar ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlıkça belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninde birtakım şartlar olduğu belirtilmiştir, bu şartlar ise aynı kanunun 11. maddesinde düzenlenmiştir.[12] Şartları sağlayan herkes başvuruda bulunabilir ancak metinde de belirtildiği gibi şartları sağlıyor olmak vatandaşlık tanınması konusunda mutlak bir hak sağlamayacaktır.

İstisnai yol ise ilgili kanunun 12. maddesinde düzenlenmiştir.[13] Hâlihazırda vatandaşlık elde etmiş olan Suriyeli kimseler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.[14] Ayriyeten geçici koruma statüsüne alınmış Suriye asıllı kişilerin “5 yıl ikamet” yoluyla vatandaşlık alabilmeleri de söz konusu değildir.[15]

Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması ise yine 5901 sayılı kanunda düzenlenmiştir. Kanunun 16. maddesinde yer bulan evlenme ile vatandaşlığın kazanılması da elbette birtakım şartlara tabii tutulmuştur ancak Suriyeli bireyler için bu husus bir önem arz etmemektedir. Geçici koruma kapmasındaki Suriyeli vatandaşların evlenme yoluyla vatandaşlık kazanmasının önü kapatılmıştır.[16]

Sonuç

Sonuç olarak, genel yargının tam aksine ülkemizde yaşamını sürdüren Suriye asıllı vatandaşlar mülteci statüsünde değerlendirilmemektedir. Öyle ki, Suriye asıllı kimseler acil ve zorunlu olarak ülkelerini terk etmek durumda kalmışlardır ve bu kitlesel nüfus hareketleri gitgide büyümüştür. Böyle bir durum içerisinde ise bu kimselerin uluslararası koruma statüsü bireysel olarak işleme alınamadığından/belirlenemediğinden ve diğer koruma statülerine de tabii tutulamadıklarından dolayı geçici ve hızlı/acil bir çözüm olarak geçici koruma statüsü devreye sokulmuştur.

Ek olarak, ülkemizde yaşayan Suriyeli bireylerin kolayca Türk vatandaşlığı alabildiklerine dair söylenti son derece yanlıştır. Yine bu hususta, ülkemizde dünyaya gelen Suriyeli bebekler de sırf Türkiye topraklarında doğduğu için Türk vatandaşı olarak doğmamaktadır. Yukarıda verdiğimiz bilgilerle Suriyeli bebeklerin doğum yoluyla vatandaşlık kazanamayacağını ve Suriyeli bireylerin vatandaşlık alabileceği yolları açıklamıştık. Vatandaşlık alan Suriyeli kimseler ise 5901 sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu’nun “Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller” başlıklı maddesi kapsamında vatandaşlık hakkı kazanmıştır.

            Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 3 Mayıs 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

(2021, 2 24). 3 30, 2021 tarihinde Mülteciler Derneği: https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/?gclid=Cj0KCQjwmIuDBhDXARIsAFITC_5DdyY8V0-MzDLYO5pxzcl86-lPrctsOEOPmBPjU4Y_NKtQdMOa-5kaAiRnEALw_wcB adresinden alındı

Arap Baharı. (tarih yok). 2 1, 2021 tarihinde Vikipedi Özgür Ansiklopedi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Arap_Bahar%C4%B1#:~:text=Arap%20Bahar%C4%B1%20(Arap%C3%A7a%3A%20%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%88%D8%B1%D8%A7%D8%AA%20%D8%A7%D9%84%D8%B9%D8%B1%D8%A8%D9%8A%D8%A9,protesto%2C%20ayaklanma%20ve%20silahl%C4%B1%20isyanlard%C4%B1. adresinden alındı

MALUMATFURUŞ. (2021, Ocak 29). Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’de Doğan Çocuklarının Otomatik Olarak Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Olduğu İddiası. Mart 30, 2021 tarihinde MALUMATFURUŞ: https://www.malumatfurus.org/turkiyede-dogan-suriyeli-siginmacilarin-cocuklarinin-vatandasligi/ adresinden alındı

NURDOĞAN, A. K., & ÖZTÜRK, M. (2018, 7 30). GEÇİCİ KORUMA STATÜSÜ İLE TÜRKİYE’DE BULUNAN SURİYELİLERİN VATANDAŞLIK HAKKI. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 1163-1172.

Poyraz, Y. (2012). SURİYE VATANDAŞLARININ GEÇİCİ KORUNMASI ve ULUSLARARASI MÜLTECİ HUKUKU. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ, 20(2), 53-69.

Şen, E. (2019, 1 7). 3 30, 2021 tarihinde Hukuki Haber: https://www.hukukihaber.net/turkiyede-bulunan-suriyelilerin-hukuki-statusu-makale,6377.html adresinden alındı

DİPNOTLAR

[1] (Arap Baharı)(Erişim Tarihi: 01.04.2021)

[2] (Poyraz, 2012)

[3] (Mülteciler Derneği, 2021: https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/?gclid=Cj0KCQjwmIuDBhDXARIsAFITC_5DdyY8V0-MzDLYO5pxzcl86-lPrctsOEOPmBPjU4Y_NKtQdMOa-5kaAiRnEALw_wcB)(Erişim Tarihi: 30.03.2021)

[4] (Mülteciler Derneği, 2021: https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/?gclid=Cj0KCQjwmIuDBhDXARIsAFITC_5DdyY8V0-MzDLYO5pxzcl86-lPrctsOEOPmBPjU4Y_NKtQdMOa-5kaAiRnEALw_wcB )

[5] (Şen, 2019:  https://www.hukukihaber.net/turkiyede-bulunan-suriyelilerin-hukuki-statusu-makale,6377.html)(Erişim Tarihi: 30.03.2021)

[6] (Şen, 2019: https://www.hukukihaber.net/turkiyede-bulunan-suriyelilerin-hukuki-statusu-makale,6377.html)

[7] (Şen, 2019: https://www.hukukihaber.net/turkiyede-bulunan-suriyelilerin-hukuki-statusu-makale,6377.html)

[8] (NURDOĞAN & ÖZTÜRK, 2018)

[9] (MALUMATFURUŞ, 2021: https://www.malumatfurus.org/turkiyede-dogan-suriyeli-siginmacilarin-cocuklarinin-vatandasligi/)(Erişim Tarihi: 30.03.2021)

[10] (MALUMATFURUŞ, 2021: ) https://www.malumatfurus.org/turkiyede-dogan-suriyeli-siginmacilarin-cocuklarinin-vatandasligi/

[11] (NURDOĞAN & ÖZTÜRK, 2018)

[12] “(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır. (2) (Mülga: 19/10/2017-7039/34 md.)”

[13] (1) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.(2) a) Türkiye’ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler. b) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.(1) c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler. d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler. (2) (Ek: 19/10/2017-7039/29 md.) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir.

[14] (MALUMATFURUŞ, 2021: https://www.malumatfurus.org/turkiyede-dogan-suriyeli-siginmacilarin-cocuklarinin-vatandasligi/)

[15] (MALUMATFURUŞ, 2021: https://www.malumatfurus.org/turkiyede-dogan-suriyeli-siginmacilarin-cocuklarinin-vatandasligi/)

[16] (MALUMATFURUŞ, 2021: https://www.malumatfurus.org/turkiyede-dogan-suriyeli-siginmacilarin-cocuklarinin-vatandasligi/)

This div height required for enabling the sticky sidebar