Hit enter after type your search item

TÜRK CEZA KANUNU m.197 KAPSAMINDA KRİPTO MADENCİLİĞİ “KOCAELİ ÖRNEĞİ”

/

Yazar: Bora Can ALCAN

I. Giriş

Geçtiğimiz günlerde, Türk ceza yargısı başta olmak üzere Türk hukuku açısından kripto paralara karşı büyük bir sınav verildi. Bu sınavın konusunu, çalışmamızın başlığından da anlaşılmak üzere Kocaeli’nde gerçekleştirilen bir vakıa oluşturmaktadır.

Dünya’da da hâkim olan görüş, kripto paraların vergilendirilemiyor oluşu ve fevkalade hızlı biçimde ilerlemesinden dolayı bu kripto paraların düzenlenmesi hukukî endişelerden değil, siyasî korkulardan peyda olduğu yönündedir.

Keza ülkemizde de aynı şekilde, kripto paralara karşı siyasî temellerden vuku bulan bir tepki mevcuttur. Bu hususta, kripto paraları yakinen ilgilendiren bir düzenleme gerçekleştirilmiş, bu düzenleme başta hukukun en temel ilkelerinden biri olan normlar hiyerarşisiyle de çelişki halinde olduğu için pek çok defa eleştirilmiştir. İlgili bu düzenleme, 30/04/2021 tarihinde yürürlüğe girmesi düzenlenmiş; 16/04/2021 tarihli “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmasına Dair Yönetmelik” olup, kanaatimizce de hukukun temel ilkelerine aykırı gelen, bu sebeple hukuk âleminde tabir-i caizse ölü doğmuş bir bebektir.

Bu yönetmelikten sonra, ülkemizde “Thodex vurgunu[1] olarak bilinen bir vakıa daha yaşanmış, kripto para ve blokzincir konusunda çalışmak isteyen yatırımcılar, ülke içerisindeki hukukî güvensizlikten dolayı büyük bir tedirginlik içerisine girmiştir. Bu çalışmamızın konusunu, yatırımcıların nasıl daha güvende hissedeceği yahut kripto paralar üzerinden nasıl vergi alınabileceği oluşturmamaktadır. Keza aynı şekilde “Thodex vurgunu” ya da “Çiftlikbank olayı” olarak anılan vakıalar da bu çalışmamıza temel oluşturmamaktadır.

Yakın zaman önce, Kocaeli’nde gerçekleştirilen bir baskın sonucu; Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının başlatmış olduğu soruşturmayı, hangi ceza hukuku normuna dayandırmış olduğu üzerinden bir inceleme yapılacaktır. Gerek soruşturmanın sıhhati; gerekse de basına yansıyan haberlerden çıkarıldığı üzere bu vakıanın detaylara derinlemesine inilmeyecek olup, yalnızca bu örneğin Türk ceza yargısının nasıl yeni gelişmelere karşı sınıfta kaldığına değinilecektir. Zira, bu örnek; ileride değineceğimiz üzere, tuhaf ve hukuk âlemi için nev’i şahsına münhasır işlerin gerçekleştirilmesine sebebiyet verebilecek mahiyettedir.

Şüphesiz ki, hukuk ihtiyaca cevap vererek ilerlemektedir. Yani, ağırlıklı olarak hukuk önleyici biçimde ilerlemez; doğan ihtiyacın ardından gelerek ihtiyaca cevap vermektedir. Fakat bu, kanun yapım sürecinin ağırlığından ve kanunkoyucunun kısıtlı vizyonundan kaynaklanmaktadır. Hukuku uygulayan kişilerin, mevcut ihtiyaca, “hukuk yaratarak” cevap vermeleri düşünülemez. Özellikle de “suçun ve cezanın kanuniliği” ilkesine sahip ceza yargılamasında, hukuk uygulayıcının hukuk yaratması mümkün değildir.

II. Kocaeli Örneği

Basında yer alan haberlere göre[2] Kocaeli’nin Gebze ilçesi Tavşanlı Mahallesinde bulunan terk edilmiş bir fabrikanın, mühürlü kısmında kaçak elektrik kullanılma suretiyle kripto para madenciliği yapıldığı fark edilmiştir. Bu kripto madenciliğini yapan S.C. isimli şahıs jandarma ekiplerince yakalanmış, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca da kendisine 5237 s. Türk Ceza Kanunu [“TCK”] m.197 kapsamında parada sahtecilik suçundan iddianame düzenlenmiştir.

Vakıanın devamı, ele geçirilen ürünler ve bunların değerleri çalışmamız açısından alakasız olduğu üzere bu tip detaylara girilmeyecektir. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı [“Savcılık”] tarafından, El Salvador’un yakın zamanda bitcoin’i resmî para birimi olarak kabul etmesi üzerine, mühürlenmiş bir fabrikanın içerisinde kaçak elektrikle bitcoin madenciliği yapan şahsa, parada sahtecilik suçundan iddianame düzenlenmiştir. Bu hususta, ilgili şahıs adına düzenlenmiş iddianame El Salvador’un para birimini bastığı varsayımına dayandırılmıştır.

Örnek üzerine kimi varsayımlar yapılacak, örnek somut vakıaya tamı tamına bağlı kalınmadan incelenecektir. Bunun sebebi, basına yansıyan bilgilerin sınırlı olması ve soruşturma sürecinin sıhhatinin sağlanmasıdır.

i. Vakıanın Unsurları

Vakıanın detaylı biçimde irdelenerek, unsurlarının tam anlamıyla belirlenmesi çalışmamız adına elzemdir. Unutulmamalı ki, burada Kocaeli’nde yaşanan vakıa yalnızca bir örnek olarak ele alınmaktadır. Bu vakıanın unsurlarını; a. Fail, b. İddianame, c. Suç şeklinde tasniflendirmenin en uygun olduğu kanaatine varmış bulunmaktayız.

a. Fail

Fail, kripto para madenciliği yapma maksadıyla; kapısına iflas sebebiyle mühür vurulmuş bir fabrikaya izinsiz biçimde girmiş; ilgili teçhizatı kurmuş, kaçak elektrik çekmiş ve madencilik yapmıştır. Fail bu hususta birden fazla suç işlemiştir. Bu hususa ilgili paragraflarda değinileceği üzere; şu an bunları belirtmekle yetiniyoruz. Bu örnekteki faile [“X”] olarak hitap edilecektir.

b. İddianame

İddianame, 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu [“CMK”] m.170 ila 174 arasında düzenlenmiş, savcı tarafından düzenlenen ve kural olarak kamu davasının açılmasını talep eden; savcının, ceza muhakemesindeki “dava dilekçesidir”. Tabii ki, savcının ceza muhakemesi sürecinde aktif bir rol üstlenmediği Türk yargısında, bu belge savcının soruşturma yaparak failin suç işlediği kanaatini getirmesiyle düzenlenir ve ilgili mahkemeye sunulur.

Somut vakıada Savcılık tarafından düzenlenen iddianamenin yalnızca TCK m.197 kapsamında düzenlendiği kabul edilecektir. Vakıadaki diğer suç fiilleri hakkında düzenlendiğine dair basında elle tutulur bir veri bulunmamaktadır.

c. Suç

Somut vakıada Savcılıkça kabul edilen argümana göre TCK m.197 kapsamında düzenlenen parada sahtecilik suçu meydana gelmiştir. Bu hususta evveliyatla m.197; “(1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” irdelenmeli ve Savcılığın argümanının temelleri sunularak, ceza hukuku doktrini bakımından geçerli olup olmadığı eleştirilmelidir. Görüldüğü üzere madde metninden de anlaşılacağı üzere parada sahtecilik suçunun ilk fıkrası; memlekette (Türkiye) veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı sahte olarak üreten kişi; bu suçu işlemiştir. Yani bu suçun, maddenin lafzından da anlaşılabileceği üzere birden fazla kriteri bulunmaktadır. Bu kriterlere ilgili madde başlığında değinilecek olup, bu sebeple bu paragrafta daha detaylı bir bilgi akışı sağlanmayacaktır.

Somut vakıada X’in, mühürlü fabrikanın maliki olmadığı kabul edilmektedir. Bu sebeple, X’in bir suç daha işlediği kabul edilmelidir, bir başkasının mülküne izinsiz biçimde girerek, mülkü kaçak elektrik çekme suretiyle tahrip etmek. Burada X evveliyatla; bir başkasının taşınmazına izinsiz biçimde girmiş, malikmiş gibi de kısmen işgal ederek de tahrip etmiştir. Bu sebeple suç fiilinin; önce taşınmaza izinsiz girmek, sonra taşınmaz üzerinde kaçak elektrik çekmek için değişikliklere sebep olmak ve aynı malikmiş gibi işgal etmek (Madencilik için gerekli ekipmanları sistematik olarak taşınmazın içerisine yerleştirerek orada saklamak, muhafaza altına almak.) fiillerinden meydana geldiği kabul edilerek X’in, fabrika malikine karşı TCK m.154/(1) kapsamında hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediği kabul edilebilmektedir

III.    Kripto Para Madenciliği

Kripto para madenciliğini, blokzincir teknolojisinden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Bu iki mefhum, tabir-i caizse birbirini besler ve birbiriyle de iç içedir. Kripto para madenciliği ve blokzincir teknolojisine değinmeden önce, kripto paranın ne olduğuna değinmekte fayda vardır.

i. Kripto Para (Kripto Varlık)

Kripto paranın, “kripto varlık” adı altında en net tanımı 16/04/2021 tarihli “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmasına Dair Yönetmelik” [“Yönetmelik”] m.3 kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu hususta Yönetmelik m.3 kripto varlığı; “kripto varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıkları ifade eder.” şeklinde tanımlamıştır. Fakat, kripto paranın Dünya üzerindeki milat eseri; Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System[3] olarak anılmaktadır.

Kripto paraya, “kripto varlık” demenin pek bir anlamı yoktur. Zira, kripto para da aynı para gibi, sistematik biçimde bölünebilen; birbiriyle bağlantı arz eden bir cins bedel aracıdır. Nasıl ki, Türk lirası da belli bir devamlılık arz etmekte, sistematik biçimde birbirini karşılayan miktarlara bölünebilmekteyse; kripto paralar da devamlılık arz etmekte ve sistematik biçimde bölünebilmektedir. Bu hususta Türk lirasıyla kripto paralar arasındaki tek önemli faktör, kripto paraların cismanî bir karşılığının bulunmamasıdır.

Yönetmelik, kripto varlıkların bir çeşit “para” olmadığı kanaatini getirmiştir. Biz bu görüşe katılmıyor olup, bu görüşe de taban tabana zıt bir konumdayız. Ne yazık ki ülkemizde, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu [“TBK”] kapsamında da kripto paralar, para olarak isimlendirilememektedir. Zira, hukukumuz bir şeyin para olarak nitelendirilebilmesi için ülke unsuru aramaktadır. Yani, paranın; para sayılabilmesi için ortada bir ülke (Ülke unsurunun objektif sureti) ve bu ülkenin yetkilendirdiği bir makamca basılmış olması gerekir (Ülke unsurunun sübjektif sureti). Kripto paraların en karakteristik özelliği, belli bir merkeze sahip olmamalarıdır. Hatta, kripto paraları üretmek, yani madenciliğini yapmak zaten bu merkeziyetsizliğin temelini oluşturmaktadır.

Kripto paralar, bir çeşit “elektronik para” olarak da kabul edilmemektedir[4]. Bu hususta gerek 6493 s. Kanun gerekse de Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumunun kanaatleri, kripto paranın bir elektronik para da olmadığı yönündedir.

Fakat bu kanaatler günümüz şartlarına göre çok eski kalmaktadır. Buradaki direnç tabii ki kanunların eski olmasından ve siyasî tedirginliklerden kaynaklanmalıdır. Lakin teknoloji ve gelişim ne siyasî tedirginlik tanır ne de küflü raflarda bırakılıp asla değiştirilmemiş kanunları.

Bu hususta kanaatimize göre kripto paralar tamamen paradır. Bizce paranın tanımlanması, gelişen teknolojiler de göz önüne alınarak baştan ele alınmalıdır. Paranın, para sayılması için temel unsurlar şu şekilde revize edilmelidir; a. Devamlılık, b. Sistematik bölünebilme, c. Kitlelerce kabul görme.

a. Devamlılık

Paranın, sistematik olarak bölünen her parçası devamlılık arz etmelidir. Yani, paranın bölünmüş halleri de aynı para ailesine ait olmalıdır. Örnek olarak; 5 Türk lirası da Türk lirasıdır, 10 Türk lirası da Türk lirasıdır. Aynı şekilde 1 kuruş da; Türk lirasının madenî ailesine mensuptur. Bu halde ailenin madenî ve banknot kollarını farklı kuruluşlar tarafından basılması bizce bir önem arz etmez. Madenî paraları Darphane basarken, banknotları TCMB [“Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası”] basmaktadır. Unutulmamalı ki, kâğıt paralar da ihtiyaçtan doğmuş olup, bir anda gökten inmemiştir. Kâğıt paraları, ülkelerin merkez bankalarının basmasının sebebi de budur. Kripto paralar da keza aynı şekilde ihtiyaçtan doğmuş olup, bedel olarak kullandığımız sistemlerin nasıl şartlara uyum gösterdiğinin güzel bir örneğidir.

Kripto paralar, devamlılık unsurunu karşılamaktadırlar. Bir kripto paranın sistematik olarak bölünmüş her hali; o kripto paranın farklı bir suretini teşkil eder. Örnek olarak, 1 Bitcoin’in [“BTC”] en küçük birimi olan ve 0, 00000001 BTC’ye denk gelen SATS [“Satoshi”] da BTC’nin bir başka suretidir. Aynı, 1 kuruş gibi, 1 SATS da BTC’nin bölünebilmesini sağlayan bir suretidir. 100.000.000 SATS, 1 BTC yapar. Aynı şekilde 10 adet 50 kuruş da 5 Türk lirası yapar.

b. Sistematik Bölünebilme

Paranın, sistematik surette bölünebilmesi ekonomik hayatın zorunluluğundandır. Kripto paraların ekonomik hayata girmesiyle birlikte küsuratlı işlem marjı gittikçe artmıştır. Görüleceği üzere, BTC’nin en küçük birimi; onun 100.000.000’da biridir. Bir Türk lirası da yüze bölünmektedir. Fakat, günlük yaşantıda bir kuruşun tedavülde olmaması hasebiyle somut işlemlerde bu küsurat zayi olmaktadır.

Kripto paralarda, virgül sonrası yuvarlanmadan nokta değerde işlemler yapılabilmektedir. Yani kripto paranın, sistematik biçimde ufak parçalara bölünebilmesi gerekmektedir.

c. Kitlelerce Kabul Görme

Teknolojinin ilerlemesiyle, artık bedel sistemlerinin yalnızca devletlerce piyasaya sürülmesi görüşünün terk edilmesi kanaatindeyiz. Bu sebeple bir kıstas olarak, hukuken para tanımının her somut vakıa nezdinde incelenmesi gereken esnek bir kavrama çevrilmesi görüşünü taşımaktayız. Bu sebeple kripto paranın devletlerce basılmıyor oluşu; onun para vasfını zedelememelidir. Kripto paranın kitlelerce kabul görmesi, onun (Blokzincir çerçevesinde) işlem görebilme etkinliğini genişletmektedir. Bu hususta, kitlelerce kabul görmüş ve kendi borsasını oluşturmuş kripto paraların para olarak sayılmamaları, muhafazakâr bir inatçılıktır.

Bu hususta, yukarıda sayılan şartları karşılayan kripto paraların; para vasfını taşımadığını iddia etmek ne yazık ki hukuk normlarının günümüz şartlarına ayak uyduramıyor oluşunun bir ürünüdür. Paranın, ülkelerce basılması ön şartı gelişmiş teknoloji karşısında gerçekçiliğini yitirmiştir. Yani görüleceği üzere kripto para (varlık) hukukumuzda bir “para” değildir.

ii. Blokzincir Teknolojisi

Blokzincir teknolojisi aslen 1991 yılında icat edilmiş bir sistemdir[5]. Fakat mevcut kullandığımız anlamıyla; daha evvelden de bahsettiğimiz üzere Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System makalesi kapsamında düzenlenmiştir. Aslen blokzincir ya da daha genel anlamıyla dağıtık defter teknolojisi [“distributed ledger technology” (DLT)] bir işlemin nasıl güvenilir olduğunun tespitiyle ilgilenmektedir. Keza ilgili eseri kaleme alan Satoshi Nakamoto[6] da eserinde mevcut kullandığımız ve güvene dayalı aracı kişilerin (trusted third parties) transfer işlemlerini gerçekleştirmesi; para ve diğer meta transferlerinde tam güvence ve koruma sağlamamaktadır. Bu sebeple, mevcut güvene dayalı transfer işlemlerine bir alternatif olarak; herkesin anlık olarak tüm işlemleri görüp teyit edebileceği açık bir defter tutma sistemi öngörülmüştür.

Örnek olarak A’nın, B’ye para ulaştırmasının temelde iki yolu vardır. A’nın kalkıp B’nin yanına giderek parayı elden ve nakit olarak aracısız ulaştırması; ya da parasını bir üçüncü kişi aracılığıyla B’ye ulaştırması. Birinci yol fevkalade ilkeldir. Zira A bulunduğu ortamı şahsen terk eder ve B’nin yanına giderek parayı ona elden teslim eder. İkinci yolsa işin karmaşık tarafıdır. Zira, en güncel örnek olarak A, telefonunda mobil aplikasyonu yüklü C bankasının mobil bankacılık hizmetiyle parasını kendi hesabından B’nin hesabına ulaştırabilir. İşte bu işlem, güvene dayalı bir üçüncü kişili transfer aksiyonudur. Zira A, parasını B’ye ulaştırma işlemini güvendiği C bankası aracılığıyla yapmaktadır. C bankası da karşılığında bazı ücretler kesmektedir. Nakamoto bu işlemi absürt ve eski kafalı bulmakta, A’nın parasını niçin bizzat şahsından B’nin şahsına ulaştıramayacağı sorusuna cevap aramıştır. İşte bunun için peer-to-peer [“PTP”] sistemini yaygınlaştırmak istemiştir. Yani aracısız biçimde A’nın parasını B’ye transfer etmesini sağlamak istemektedir.

Fakat burada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Transfer işleminin kanıtı nasıl olacaktır? Banka aracılığıyla gerçekleştirilmiş işlemlerde işlem sonucu dekont verilmektedir. Peki kişiden kişiye işlemler nasıl kontrol edilecek, işlemin gerçekleştirildiğine dair kanıt nasıl sunulacak ve muvazaalı işlemlerin denetimi nasıl sağlanacaktır?

Daha önceki paragraflarda değindiğimiz üzere, işte tam da bu noktada kripto para madenciliği ile blokzincir teknolojisini birbirini beslemektedir. Blokzincir, tabir-i caizse bir sürü dağınık bloğun bir zincir ile birbirlerine bağlanmasıdır[7]. Yani bir koyun içerisinde, dağınık şekilde birçok farklı adacık vardır ve bu adacıklar arasında da gemiler seyahat etmektedir. Gelen gemiyi doğrulayan adacıkta bir ateş yakılmakta, koyu çevreleyen hâkim noktalardaki kişiler de bu ateşlere bakarak mevcut işi doğrulayabilmektedir. Bu şekilde örnekler çoğaltılabilmektedir.

Anlaşılacağı üzere artık kişiler arası güven unsuruna dayalı işlem yapma mecburiyeti ortadan kaldırılmıştır. Yani artık A, parasını B’ye ulaştıracağı yönünde güven duymak zorunda olduğu C’den kurtulmuş, parasını doğrudan doğruya B’ye ulaştırma salahiyetine kavuşmuştur. Bunu yapacağı dağınık sistemin temel prensibini oluşturan teknolojiye de blokzincir denmektedir.

a. Blokzincir Yapısı

Elektronik paranın[8] [“Kripto paranın”] bir dizi dijital imzadan oluşageldiği Nakamoto tarafından tanımlanmıştır. Yani her bir kripto paranın kendi içinde elektronik bir imzası bulunduğu anlaşılmaktadır. Blokzincir içerisinde dağıtık biçimde birçok bilgisayar bulunmaktadır. Bu bilgisayarlar birçok merkezi olmayan transfer (zincir) ile birbirine bağlıdır. Ağ içerisine gelen bu bilgisayarlar, kendi bünyesinde bulunan veri kümesiyle birlikte “blok” adını alır[9]. Her blok, birbirinin ardılına da sirayet edecek şekilde bir hash imzasıyla birbiri ardına eklenir. Bu şekilde, bir kişiden çıkan işlem, bu ağ üzerinde bloktan bloğa; her seferinde kripto paranın içerisine bloktan eklenecek dijital hash imzasıyla transfer olunur. Bu şekilde, kripto para alacaklısı; kripto paranın hangi bloklar üzerinden ilerlediğini geriye dönük surette takip edebilmektedir. Bu sistemin, aleniyet unsuru eksiktir. Yani; işlemlerin muvazaalı olup olmadığı denetimi yapılamamaktadır. İşlemin, bir kere daha kontrol edilerek transferin tabir-i caizse tasdik edilmesi gerekmektedir.

İşte bu hususta transfer işleminin bir de zaman damgası bulunmaktadır. Zaman damgası ve bunun hash imzası aynı bir sicil gazetesi gibi yayımlanarak işlem yapılmaktadır[10]. Zaman damgaları ardılları tarafından onlara bağlanan hash imzalarıyla birlikte aynı zincir halkaları gibi birbiriyle iletişim halinde ilerlemektedir. Burada transferin zincire bloklar suretiyle dahil edilebilmesi için bir ön işlem yapılması gerekmektedir. Buna, “madencilik” denir.

b. Madencilik & proof of work

Madencilik, blokzincir ağına dahil edilecek verinin yapılabilmesi için duyulan ağır işlemci gücünü kişilere paylaştırmak için bir teşvik sistemidir. Görüleceği üzere, sisteme veri girişi yapılır bu veri girişi tüm sisteme yayımlanır, teyit edilir ve alıcı kendine ait bir özel ve bir de genel anahtarla; kriptolanmış veriyi dekripte eder. Bu hususta ağda işlem yapan herkesin bir özel bir de genel anahtarı bulunmaktadır. Bu anahtarlar şifreli veriyi çözmek ve işlemin ulaşacağı, ağda takılacağı kancalar görevini görmektedir. Eğer ki tüm ağa yukarıda açıkladığımız şekillerde yayımlanmış veri; bizim anahtarımız tarafından açılmıyorsa, bu işlem bize ait değildir ve sonuçta da işlem başarısız olur.

Madenciliğin nerede işlediğini anlamak için bu sistemi bir daha gözden geçirelim; transfer işlemi bütün düğümlere [“nodes”]  yayımlanır, istemdeki tüm düğümler işlemi bloklar halinde veri kümelerine çevirir, bütün düğümler aynı anda işlem için bir “proof of work” [“PoW”] arayarak işlemi teyit eder, eğer bir düğüm PoW bulursa bu bloğu bütün düğümlere yayımlar, blok geçerliyse eğer düğümler bunu kendi bünyesindeki hash imzasıyla zincirin bir ucuna daha ekler. Madencilik, PoW’in bulunması noktasında meydana gelmektedir. Sistemdeki tüm düğümler, işlemin PoW’isini bulmak için çok ağır kriptografi işlemleri gerçekleştirmektedir. Bu sebeple de PoW bulan düğümler bu eforları karşısında ödüllendirilirler. Bu şekilde kripto para madenciliği gerçekleştirilmektedir.

IV. Kripto Para Madenciliği & Parada Sahtecilik Suçu

Kripto para madenciliği ile TCK m.197 kapsamında parada sahtecilik suçunun vuku bulup bulmadığını iki husustan incelemekte fayda vardır. Öncelikle, madencilik açısından suç unsurlarının vuku bulup bulmadığı; sonrasında da madde metnini kapsamında suç unsurlarının vuku bulup bulmadığı irdelenecektir.

i. Madencilik Açısından

Değindiğimiz üzere, aslen madencilik dediğimiz husus, blokzincir teknolojisi kapsamında veri akışının kontrol edilip teyidinin sağlanması yönünde harcanan kuvvetli eforun bir ödül olarak karşılığının verilmesidir. Kişiler, dilediği kripto paranın madenciliğini yapabilmektedirler. Bunun için, gerekli donanım ekibini satın alınması ve kişinin bir kripto para cüzdanı oluşturması gerekir. Kripto para cüzdanı oluşturan kişinin ardından satın almış olduğu donanım ekibini, yani kuvvetli bilgisayarları bir madencilik havuzuna; madencilik yazılımı vasıtasıyla dahil etmesi gerekir. Bu şekilde dahil edilen kuvvetli bilgisayarlar, az önce anlattığımız üzere PoW bulmak için ağ içerisinde yarışacak, bulduğu PoW kadar da dahil olunan kripto parayı ödül olarak tahsis edecektir.

Yani aslen burada, sıfırdan bir karşılıksız para üretme işlemi bulunmamaktadır. Örnek olarak bir kişinin sahte banknot basmak için gerekli malzemeleri alması; kişinin sahte banknot üretme maksadıyla sıfırdan karşılıksız para üretme işlemini oluşturdu. Zira, fail burada sahte para yaratma maksadıyla sıfırdan, dağınık malzemeleri toplayarak bir ürün ortaya çıkarmaktadır. Fakat kripto para madenciliği, kişilerin güvenle transfer işlemlerini gerçekleştirmeleri için yapılan teyit işlemleri sonucunda blokzincir ağı tarafından kişilere dağıtılan ödüllerdir. Geniş yorumlandığı takdirde, madencilik ekipmanları ile madencilik yapan kişi ile ağ sahibi (Ya da doğrudan kripto para üreticisi) arasında örtülü bir hizmet akdi vardır. Bu hususta madenci, ağa kendi ekipmanları ile katkıda bulunmakta; bu hususta (elektrik ve ekipman bakım giderleri gibi) külfetlere katlanmakta, karşılığında da ekipmanların çözdüğü işlem kadar ödül alma imkanına kavuşmaktadır. Bir başka yorumla, madenci bu ağ içerisinde çalışan ekipmanları üzerindeki mülkiyet hakkının, semerelerinden yararlanma yetkisini (fructus) kullanarak; bu ekipmanlara tahsis edilen ödülleri toplamaktadır. Ki keza, bu ödüller direkt madencinin kripto cüzdanına gönderilmektedir.

Sahte banknot üreten kişi veya kişiler, bu hususta tek taraflı sıfırdan bir iş yapmaktadırlar. Zira, bu banknotu üreten kişiler; madencilikte olduğu gibi para üreticisiyle birlikte çalışmamaktadırlar. Yani, sahte para basan bir kişinin bunu o ülkenin merkez bankasıyla birlikte yaptığını düşünmek abes olur. Zaten merkez bankasının bu kişilere, yaptıkları iş karşısında para vermesi ya da para basma ekipmanlarını tahsis etmesi, bu yetkinin verilmesi olur ve parada sahtecilik unsurlarını oluşturmaz.

a. Madencilik Açısından Parada Sahtecilik Suçunun Oluşmasının Unsurları

Madencilik açısından TCK m.197 kapsamında bu suçun oluşmasının imkânı yoktur. Zira, Türk hukukunda kripto para, para olarak tanınmamaktadır. Yani, hukukumuzda para olarak tanınmayan bir varlık üzerinden parada sahtecilik suçunun oluşmasını beklemek komik olur.

Yalnızca, kripto paraların bu denli yaygınlaşması üzerine kimi devletlerin kendi kripto paralarını piyasaya sürdükleri gözlemlenmektedir. Bu hususta ilk davranan Mashall Adaları olup, 26 Şubat 2018 yılında SOV adı ile kripto para birimlerini piyasaya sürmüşlerdir[11]. Bunun yanı sıra Çin Halk Cumhuriyeti de kendi para birimlerini kripto para birimi benzeri bir alternatife çevirme çalışmalarına başlamıştır. Eğer ki, A kişisi; Türkiye sınırları içerisinde, Marshall Adaları’nın kripto para birimi olan SOV’a benzer bir kripto para birimi yapmış ve bunu kasten SOV ile görünüşte karıştırılabilecek şekilde düzenlemişse; TCK m.197 kapsamında parada sahtecilik suçundan bahsetme yönünde tartışmalar vuku bulabilirdi.

Fakat, kanaatimizce kriptografi sayesinde bir kripto paranın sahtesini üretmek pek de mümkün görünmemektedir[12]. Yalnızca kripto para transferinin sahte biçimde gerçekleştirme konusunda kimi girişimler yapılabilir, o da TCK m.197 kapsamında sayılamaz.

Yine de üst paragraflarda değindiğimiz üzere, A’nın bu işleminin teknolojik açıdan yapılabildiği kabul edilse dahi; Türk doktrininde kripto paralar para olarak kabul edilmediği üzere bu husus yalnızca tartışma aşamasında kalacaktır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca kanaatimizce A’nın ceza alabilmesi için ceza hukuku bağlamında bir “para” tanımının yapılması zaruridir.

Madencilik, para basmak değildir. Kocaeli örneği dikkate alındığında; X, BTC madenciliği yapmaktadır. Bilindiği üzere BTC 21 Milyon adet arz sınırına sahiptir. Kişiler maden ekipmanlarını bağlayarak; çözdükleri PoW kadar ödül almaktadırlar. BTC, merkezi bir yapıya sahip değildir. Bu sebeple de kişiler diledikleri yerden ve BTC’nin izin verdiği ölçüde işlem yapabilmektedirler. Burada, BTC madenciliğinin yapılabilmesi için bu blokzincir ağına girerek ödül karşılığı BTC alınması gerekmektedir. Marshall Adaları örneğinde eğer ki Marshall Adaları Hükümeti kişilere SOV madenciliği yapacak şekilde bu kripto parayı blokzincir temelli biçimde yaymaktaysa, bunun madenciliğini yapan kişi parada sahtecilik suçunu işlemez. Zira, madenciliğini yapmış olduğu SOV, sahte değildir. Kripto paralara “merkeziyetçi” bakmak, teknolojinin gerisinde kalmaktır ve fevkalade de gülünçtür. Zira, kripto paraların en temel özelliği budur, kişilerce madencilik suretiyle elde edilebilmektedirler.

ii. TCK m.197 Açısından

TCK m.197 lafzi ve ruhuyla yorumlandığında, parada sahtecilik suçunun kamu güveninin sağlanması maksadıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu hususta, memlekette tedavülde olan paranın sahteciliği hem kamunun ekonomik hayattaki güveninin sağlanması hem de; devletin para basmada yetkili olması sebebiyle egemenliğinin korunmasından vücut bulmaktadır.

Bunun yanı sıra kanunkoyucu yabancı paranın da sahtesinin üretilmesini suç fiili olarak tanımlamış olup, bu hususta hem diğer devletlerin egemenliğini koruyarak uluslararası bağlamda üzerine düşen yükümlülüğü gerçekleştirmiş; hem de kişilerin ekonomik hayatını güvence altına almıştır.

Bu hususta, kanun düzenlenirken ortada “kripto para” diye bir teknoloji olmadığından, kanunkoyucu sınırlı hayal gücüyle yalnızca madenî ve kağıt para arasındaki ayrımı gözetmemiştir. Fakat, ceza hukuku bağlamında para terimini geniş yorumlamak mümkündür. Kanaatimizce, yine bir temel kanun olan TBK kapsamında da yapılan kripto para, para olarak sayılmadığından parada sahtecilik suçundan bahsetmek pek mümkün değildir. Yine, suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca bu tip bir geniş yorumlama, pratik olarak akla en yatan ihtimal olsa da hukukî bağlamda mümkün değildir.

V. Kocaeli Örneğinin Tahlili

Yukarıda değindiğimiz hususlarca Kocaeli örneğinin tahlili yapılırsa eğer, birçok açıdan X’in TCK m.197 kapsamında parada sahtecilik suçunu işlemediği, bu hususta suçun unsurlarının tamamlanmadığı ve hatta suçun unsurlarının en başta bulunmadığı daha da bariz bir hâl almış olsa gerek. Yine de değerlendirme yapılacak olursa eğer;

i. El Salvador’un Bitcoin’i Resmî Para Birimi İlan Etmesinin Etkisi

En baştan belirtelim ki El Salvador’un BTC’yi resmî para birimi olarak ilan etmesinin bu bağlamda en ufak etkisi bile yoktur. Kanun özüyle ve sözüyle bir yorumlandığında, yabancı paranın da TCK m.197 kapsamında ele alınmasının en büyük etkeninin, yabancı devletin egemenlik haklarını bu ülke içerisinde korumak, bu sayede eş egemenlik gücüne sahip yabancı devlete karşı uluslararası yükümlülüğü yerine getirmek ödevi vardır. Bu hususta ortaya bazı unsurlar çıkmaktadır; bu paranın, a.yabancı ülkenin egemenlik hakkına dayanarak, b.o ülkece basılması gerekmektedir. BTC ne El Salvador tarafından basılmaktadır ne de El Salvador’un egemenlik hakkına dayanmaktadır. Bu hususa bir örnek vermeden evvel bu iki unsuru irdelemek lazım gelmektedir.

a. Paranın Egemenliğe Dayanması

Para basmak, tarihi süreç de göz önüne alındığında, devletlerin egemenlik hakkının bir uzantısıdır. Bu hususta devletin para basmada tek yetkili kurum olmasının kaynağı, bunun egemenlik hakkıyla ilintili olmasından kaynaklanmaktadır.

El Salvador’un bu durumunun bir başka örneği yoktur. Bu sebeple, buna örnek olarak verilebilecek muadil bir başka devlet bulamamaktayız. Yalnızca, Avrupa Birliği kapsamında Euro kullanan devletlerin kendi merkez bankalarında, Avrupa Birliği çatısı altındaki sınırlamalar da dikkate alınarak Euro basmaları ve para politikalarını bu şekilde düzenlemeleri, devletlerin ortak ya da bir başka parayı birlikte basabileceklerine örnek teşkil eder. Yine de Euro’nun bu şekilde basılması yine bu devletlerin egemenlik haklarının bir uzantısıdır. Zira, Avrupa Birliğine girerek ve Euro kullanmayı seçerek bu parayı basmaları, onların hükmetme ve egemen olma haklarından peyda olan kararlardır.

Aynı şekilde, egemenliğe dayandığı üzere bu devletin de Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmış olması lazım gelmektedir. Örnek olarak, tartışmalı bir bölgede kurulmuş ve fakat Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmamış bir ülke olan Z’nin parasını Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde basan herhangi bir kişi bu Z ülkesinin parasını sahte basmış olduğu suretiyle cezalandırılmamalıdır. Zira bu hususta, Türkiye Cumhuriyeti’nin evveliyatla Z devletinin egemenliğini ve dolayısıyla varlığını tanıması gerekir. Z devletinin parasını basan kişiyi cezalandırmak, her ne kadar bir iç hukuk işi olsa da kanaatimizce Z devletinin de tanınmasına yol açacaktır.

BTC, daha önce de belirttiğimiz üzere merkezî bir yapıya sahip değildir ve El Salvador tarafından da bulunmamıştır. Satoshi Nakamoto tarafından bulunduğu iddia edilen BTC bu suretle El Salvador’un egemenlik alanına ve konusuna girmemektedir. El Salvador’un BTC’yi resmi para birimi olarak kabul etmesi kararı onun egemenliğinden kaynaklansa da parayı basabiliyor olması gerekmektedir. Fakat El Salvador devleti de yalnızca ancak bu kripto parayı madencilik suretiyle elde edebilir ya da döviz işlemleri ile satın alabilir.

b. Ülkece Basılarak Tedavülde Olması

Kanun metninde yalnızca tedavülde bulunma şartı getirilmişse de kanaatimizce bu paranın ülkece de basılması gerekmektedir. Zira, bu ilke bir üstte anlatmış olduğumuz ilkenin bir sonucudur. Zira aksi durumlar fevkalade tuhaf sonuçlara yol açabilmektedir.

Örnek olarak, çok büyük bir kâğıt kıtlığı içerisinde olan E devleti, para birimi olarak kağıt ve madenî paraların kullanılmasının ekonomik olarak çok daha pahalıya denk geldiğini fark etmiş ve resmî para birimi olarak muz kullanmayı düşünmüştür. Bu kararının ardından kendi merkez bankalarında bulunan dolar rezervi kadar muz sipariş etmiş ve bu muzu tedavüle sokarak her bir muz bir Amerikan dolarına denk olacak şekilde para birimlerini muza çevirmiştir. O halde, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde muz üreten üreticilerin her birine parada sahtecilik suçundan iddianame mi düzenlenecektir? Kanaatimizce bu çok absürt olurdu. Lâkin muz örneği, BTC madenciliğine ileride değineceğimiz üzere paraleldir.

ii. Genel Olarak TCK m.197 Kapsamında

Somut vakıaya değinecek olursak eğer, X; kendi satın almış olduğu varsayılan ekipmanlarıyla BTC madenciliği yapmaktadır. Bu madenciliği, terk edilmiş ve bir başkasına ait fabrika içerisinde kaçak elektrik çekme suretiyle gerçekleştirmektedir.

Burada, El Salvador’un BTC’yi resmî para birimi olarak kabul etmesinin, bir önceki paragraflarda değindiğimiz üzere bir etkisinin olmadığı zira arz sınırı 21 Milyon BTC olan BTC’nin El Salvador tarafından üretilmediği, BTC’nin El Salvador’un egemenliği ile hiçbir bağlantısı olmadığı barizdir.

BTC madenciliği bir paranın sahte olarak kopyalanması anlamına da gelmez. Daha önce değindiğimiz üzere kişinin gerçek BTC kazanması anlamına gelir. O halde burada para bakımından da “yanıltıcı olacak düzeyde benzer” olması şartı karşılanmamaktadır. Zira para, gerçektir. Geleneksel para üzerinden bu tip bir kıyas yapmak mümkün değildir zira fizikî olarak bir banknot yalnızca ülkemiz açısından TCMB tarafından üretilebilir. Lâkin bir kişinin, TCMB’nin üretmiş olduğu paranın atomlarına kadar aynısını üretebilmiş olduğunun kabul edilmesine benzer. Ki unutulmamalı, banknot merkezî iken kripto paralarda böyle bir durum yoktur.

X’in El Salvador’un egemenlik hakkına yönelik bir tecavüzü yoktur zira El Salvador da devlet olarak BTC üretemez. Yalnızca madencilik suretiyle edinebilir. X bir paranın sahtesini de üretmemiş olup, BTC madenciliği yapmıştır. Bir kripto para üretmek ile bu kripto parayı madencilik suretiyle kazanmak başka şeylerdir. En baştan kripto para üretmek; bu kripto para için kullanılacak blokzincir teknolojisinin de kurulmasını içeren çok karmaşık bir süreçtir.

VI. Sonuç

X açısından TCK m.154/(1) kapsamında işlemiş olduğu suçlar bir kenara, katiyetle TCK m.197’nin hiçbir unsurunun meydana gelmediği barizdir. Öyle ki, daha önceki paragraflarda değindiğimiz muz örneğine geri dönecek olursak eğer;

E devletinin para birimi olarak kullanmış olduğu muz; belli araç gereçler ile üretilebilmektedir. Toprak, muz tohumu ve su gibi temel bileşenler belli bir süre içerisinde ortaya muz ağacı ve dolayısıyla da muz meydana getirmektedir. Aynı şekilde BTC madenciliği de belli araç gereçlerin kimi yazılımlar suretiyle ağa bağlanması sonucu bir süre içerisinde işlemleri karşılığında ödül olarak elde edilebilmektedir. Muz ve BTC ikisi de merkezî değildir. Gerekli koşullarla herkes tarafından üretilebilmektedir. O halde, tekrar sormak isteriz ki; ülkemizdeki muz üreticileri sahte para mı basmaktadırlar?

Hukukumuzda, kripto paranın “para” olarak sayılmıyor oluşu bir kenara, TCK m.197’nin lafzı ve özü dikkate alındığında; X’in fiilinin TCK m.197 bünyesinde değerlendirilmesi hukukî bağlamda oldukça ilginç bir yaratıcılığın ürünüdür. Bu ürünün değindiğimiz açılardan da sıhhatli bir sonuç olduğunu ne yazık ki belirtemeyeceğiz.

Kripto para madenciliğinde hukuka aykırı bir unsur yoktur. Kişiler kripto para madenciliği için gerekli ekipmanları alarak hukuka uygun biçimde bu eşyaların semerelerinden faydalanabilirler. Kocaeli örneğinden çıkarım yapabildiğimiz ölçüde; herhangi bir devletin merkezî olmayan kripto paraları resmî para birimi olarak kullanmasına dayanılarak bu fiilin suç sayılması ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan ve hukuk fakültelerinin birinci sınıfında öğretilen suçun ve cezanın kanuniliği ilkesine aykırı gelmektedir. Bunun yanı sıra, hukuk fakültelerinin ikinci sınıfında öğretilen ceza genel bilgisiyle yorumlandığında da unsurları oluşmadığı üzere suç fiili olmadığı gayet net biçimde anlaşılabilmektedir. Suçun şahsiliği ve kusurlu sorumluluk ilkeleri kapsamında da kimse, unsurları oluşmamış bir suç fiilinden yargılanamaz. Zira ortada suç yoktur.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 9 Kasım 2021’de www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

Kaynakça

ARAALAN, C. (2021). Teknik ve Hukuki Boyutlarıyla Elektronik Ödeme Sistemlerinde Siber Güvenlik. Ankara: Seçkin.

ARTUK, M. E., GÖKCEN, A., Emin, A. M., & ÇAKIR, K. (2021). Ceza Hukuku Özel Hükümler. Ankara: Adalet Yayınevi.

MENDİ, A. F., & ÇABUK, A. (2018). Bitcoin’in Arkasındaki Güç: Blockchain. GSI Journal Serie C: Advancements in Information Sciences and Technologies, 1(1), 12-23.

Nakamoto, S. (tarih yok). Bitcoin.org. Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System: https://bitcoin.org/bitcoin.pdf adresinden alındı

Nibley, B. (2021, 8 19). SoFi Learn. How to Create Your Own Cryptocurrency: A Beginner’s Guide: https://www.sofi.com/learn/content/how-to-create-your-own-cryptocurrency/ adresinden alındı

TAYLOR, K. (2021, 10 21). The Balance. https://www.thebalance.com/how-does-bitcoin-mining-work-5088328 adresinden alındı

ÜSTÜN, E. S. (2021). TBK Kapsamında Geleneksel Sözleşmeler ile Mukayeseli Olarak Akıllı Sözleşmeler Blokzincir Teknolojisi. Ankara: Seçkin.

Dipnotlar

[1] : “Son dakika haberi: Türkiye’nin konuştuğu Thodex vurgunu! Kripto para dünyası şokta..”, Hürriyet; https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/son-dakika-haber-turkiyenin-konustugu-thodex-vurgunu-kripto-para-dunyasi-sokta-41794316

[2] : “Kaçak elektrikle 10 milyonluk Bitcoin tesisi”, NTV; https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/sahte-bitcoin-tesisine-jandarmadan-milyonluk-operasyon,SNxQoVylA063_dDKtp-Ztg/s7U_G46qgEiJbMUrIPACWw

[3] : Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System https://bitcoin.org/bitcoin.pdf

[4] : Öyle ki ilgili 6493 s. Kanun m.3/(1)-ç) ve d) bentleri uyarınca kripto paralar merkezi bir yapıya sahip olmamalarından ve karşılığında fon bulundurmamasından kaynaklı, elektronik para sayılamamaktadır. Aynı şekilde kripto paraları ihraç eden kurumlar TCMB’den izin de almamaktadır.

[5] : FARUK, ALPER; Bitcoin’in Arkasındaki Güç: Blockchain, GSI Journal Serie C: Advancements in Information Sciences and Technologies, C.1, S.1, 2018 s.12.

[6] : Kendisinin kim olduğu ya da gerçek olup olmadığı üzerine bir görüş birliği yoktur.

[7] : ÜSTÜN, TBK Kapsamında Geleneksel Sözleşmeler ile Mukayeseli Olarak Akıllı Sözleşmeler Blokzincir Teknolojisi s.22.

[8] : Nakamoto, age s.2’de “electronic coin” terimini kullanmışsa da bundan kripto para anlaşılmalıdır.

[9] : FARUK, ALPER; Bitcoin’in Arkasındaki Güç: Blockchain, GSI Journal Serie C: Advancements in Information Sciences and Technologies, C.1, S.1, 2018 s.15.

[10] : NAKAMOTO, Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System s.2.

[11] : https://sov.foundation/#:~:text=On%20February%2026%2C%202018%20The,the%20dollar%20or%20the%20euro.

[12] : “How to check if your Bitcoin is genuine”, https://www.nichemarket.co.za/blog/money-talks/testing-bitcoin-genuine

This div height required for enabling the sticky sidebar