Hit enter after type your search item

SİLAHLA ATEŞ ETME SURETİYLE GENEL GÜVENLİĞİN KASTEN TEHLİKEYE SOKULMASI SUÇUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

/

Yazar: Özgür KILIÇ

Giriş

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının “Topluma Karşı Suçlar” kısmının “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alan 170. maddede düzenlenmiştir. TCK m.170’e göre:

“(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda; 

a) Yangın çıkaran,

b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,

c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,

Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Bu suçun faili insandır, mağduru ise belirli bir kişi değildir[1].Bu kapsamda herkes suçun mağduru olabilir. Unutmayalım ki tüzel kişiler suçun faili veya mağduru olamazlar.

Maddeden anlaşıldığı üzere bu suç birden fazla şekilde gerçekleşebilen seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun oluşabilmesi için bu fiillerin kişilerin hayatı, malvarlığı, sağlığı üzerinde somut bir tehlike meydana getirmesi gerekir. İşte bu noktada maddenin gerekçesinde de yazıldığı gibi 170/1 ‘de somut tehlike suçu karşımıza çıkmaktadır[2]. TCK m.170/2 ise “…tehlikesine neden olma…” ifadesinden anlaşılacağı üzere somut bir tehlike aramaksızın soyut tehlikeyi yeterli bulan ayrı bir suç olarak nitelendirilebilir[3]. İfade etmek gerekir ki bir kişiyi hedef alacak şekilde yukarıdaki fiiller gerçekleştiğinde, fiilin özelliğine göre diğer suçlar meydana gelecektir. Zira TCK m.170’deki düzenleme genel kamu güvenliğine ilişkindir. Çalışmamızın konusu ise TCK m.170/1-c’ de yer almaktadır.

Ateşli Silah Kavramı

TCK m.170/1-c ‘de geçen “Silahla ateş eden…” ifadesinden ateşli silahı anlamak lazımdır. Ateşli silah, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in 2-e maddesinde “Mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahlar” şeklinde tanımlanmıştır.

Yukarıda belirtildiği üzere söz konusu suçun oluşması silahla ateş etme eyleminin kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından tehlikeli bir durumun ortaya çıkması veya bu ateş etme fiili neticesinde kişilerde korku, kaygı veya panik hali meydana gelmesine bağlıdır. Bu şartların yanında kullanılan silah bahsi geçen yönetmeliğe uygun olarak ateş etme özelliğini haiz olmalıdır[4].

Ruhsatsız Silahla Ateş Edilmesi Hali

Ateşli silah taşıma veya bulundurabilecek olanlar, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde sayılmıştır. Ayrıca bu kanuna aykırı olarak silah taşıyan ya da bulunduran kişilere yönelik ceza aynı kanunun 13. Maddesinde belirlenmiştir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silâh veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibeş günden yüz güne kadar adlî para cezasıdır.

Ateşli silahlara ait mermilerin pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza altı aya kadar hapis ve yüz güne kadar adlî para cezasıdır.

Kuru sıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline dönüştüren kişi, bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır.”

Ruhsatsız silahla ateş edilmesi halinde 2 ayrı fiil gerçekleşmiş olur: Silahla ateş etme ve ruhsatsız silah taşıma[5]. İçtima hükümlerinin nasıl uygulanacağı öğretide tartışmalı olmakla birlikte, bu durumda TCK m.44 uygulanamaz[6]. O halde fail hem TCK m.170/1’e göre hem de 6136 sayılı kanunun 13. maddesine göre sorumludur.

Kuru Sıkı Tabanca İle Yapılan Atışların Akıbeti

Yukarıda anlatılanlardan hareketle Yargıtay içtihatlarında ve öğretide farklı görüşlerin savunulduğunu belirterek, kuru sıkı tabanca ile yapılan atışların TCK m.170/1-c kapsamında suç sayılıp sayılmayacağı konusunda Yargıtay kararlarına değineceğiz. Özellikle, düğün gibi geleneksel organizasyonlarda sıkça rastlanılan kuru sıkı tabancalar ile yapılan atışların bu suç kapsamına dahil edilip edilmeyeceği konusunda Yargıtay bir kararında “…Ateşlenebilen bir silahın işlevine uygun ve sonuç doğurmaya elverişli bulunmayan “kuru-sıkı” olarak tabir edilen tabanca…”[7] ifadelerine yer vererek kuru sıkı tabancayı ateşli silah olarak kabul etmemiştir. Yargıtay bir diğer kararında “…Kuru sıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan ve içinde silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı…”[8] şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.

Yargıtay yukarıda değindiğim kararın devamında ise kuru sıkı tabanca ile yapılan atışların yaptırımını ele almıştır: “…”kuru-sıkı” olarak tabir edilen tabanca ile yerleşik yerde ateş etme şeklindeki eylem, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan gürültüye neden olma kapsamında olup, idari yaptırımı gerektirdiği…”[9].

Kararların hepsi birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay kuru sıkı tabanca ile yapılan atışın TCK m. 170/1-c kapsamında suç sayılamayacağını kabul etmekle birlikte bu fiilin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.36/1’de tanımı yapılan gürültüye neden olma kabahatine göre yaptırıma bağlanmasını uygun görmüştür.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 7 Nisan 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Aksoy Retornaz, Emine Eylem. «Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçu.» Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014: 3-16.

Egemenoğlu, Alaaddin. Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçu. Ankara: Adalet Yayınevi, 2017.

Hafızoğulları, Zeki, ve Muharrem Özen. Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler Topluma Karşı Suçlar. Ankara: US-A Yayıncılık, 2012.

Polat, Halil. «Genel Güvenliğin Tehlikeye Sokulması Suçu İle Bu Suçun Diğer Suçlarla İçtimaı.» Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2010: 135-166.

 DİPNOTLAR

[1] (Hafızoğulları ve Özen, 10)

[2] (Polat, 137)

[3] (Polat, 137)

[4] (Aksoy Retornaz, 8) (Polat, 142)

[5] (Egemenoğlu, 104)

[6] (Egemenoğlu, 104)

[7] Yargıtay 8. CD, T. 28.4.2008, E. 2007/4604, K. 2008/4534

[8] Yargıtay 8. CD, T. 10.9.2018, E. 2017/25719, K.2018/8665

[9] Yargıtay 8. CD, T. 28.4.2008, E. 2007/4604, K. 2008/4534

This div height required for enabling the sticky sidebar