Hit enter after type your search item

RUSYA’NIN KIRIM’I İLHAKI VE YAŞANAN GELİŞMELER

/

Yazar: Umut Can AKYILDIZ

Giriş

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya, bölgede hâkimiyet kurmak istemiş ve bu nedenle bölge ülkelerinin Batılı devletlerle sosyal, siyasal ve ekonomik ilişkilerini sınırlandırmaya yönelik yaptırımlarda bulunmuştur. Bu yaptırımlardan zaman zaman batı yanlısı politikalar izlemesi sebebiyle Ukrayna da nasibini almıştır. Bu süreçte Ukrayna’da Batı yanlısı düşünce yapısına sahip olanlar ile Rusya’ya yakın olanlar arasında önemli siyasi çekişme ve çatışmalar yaşanmış; bu siyasi çekişmeler ülkede iç karışıklıkların yaşanmasına neden olmuş ve ayaklanma ile sonuçlanmıştır. Ayaklanma ve iç karışıklığın yoğunlaştığı dönemlerde kamu binaları işgal edilmiş ve Ukrayna’nın Rus yanlısı politikalar benimseyen ve uygulayan devlet başkanı Viktor Yanukeviç Rusya’ya sığınmak zorunda kalmıştır. Sonrasında ülkede sular durulmamış; Rusya, Ukrayna’ya ekonomik ve politik yaptırımlar uygulamıştır. Bu yaptırımlardan biri de Kırım üzerinden gerçekleştirilmiştir.[1]

A. Kırım’ın Tarihçesi

Altın Orda Devleti’nin ortadan kalkmasından sonra Hacı Giray tarafından Kırım yarımadasında kurulan Kırım Hanlığı, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğuna bağlanmış ve yıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğunun yönetimi altında Karadeniz’in Kuzeyinde varlığını sürdürmüştür.

Kırım, 1774 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusya arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile birlikte bağımsızlığını kazanmıştır. Ancak bağımsızlık yılları fazla uzun sürmeyip II. Katerina tarafından Rusya’nın egemenliği altına alınmıştır.

1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak bölge, Sovyetler Birliği’nin bir parçası haline gelmiştir ve Preyaslav Antlaşması’nın (1654) 300. yıldönümü hediyesi olarak Nikita Kruşçev tarafından 1954 yılında Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bırakılmıştır.[2] 1991’de SSCB’nin dağılmasıyla bağımsız Ukrayna’nın egemenliğinde kalan Kırım, ülkenin ilk anayasası olan 1996 Ukrayna Anayasası’nda özerk cumhuriyet statüsü almıştır. Anayasadaki “Kırım Özerk Cumhuriyeti” başlıklı 134. maddesinde Kırım Özerk Cumhuriyeti, Ukrayna’nın bölünmez bir parçası olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Kırım’ın Ukrayna Anayasası’na göre çizilmiş olan sınırlar ve yetkisi kapsamında kalan konularda karar verebileceği belirtilmiştir. Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 1. maddesinin 1. bendine göre ise Kırım, Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olup yetkilerini ancak Ukrayna Anayasası’na dayanarak kullanabileceği hükmüne varılmıştır.[3]

2014 yılına gelindiğinde ise Rusya, Ukrayna’nın yönetimsel boşluklarından ve iç karışıklıklarından faydalanarak Kırım’ı ilhak etmiştir. Rusya hâlâ daha Kırım’ı elinde tutmaya devam etmektedir.

B. Kırım’ın Rusya İçin Önemi

Kırım, Rusya Federasyonu açısından son derece önemlidir. Çünkü bu yarımada Rus İmparatorluğunun oluşmasında kilit öneme sahip bir coğrafya olarak kabul edilmiştir. Kırım, Karadeniz Havzası’nın kuzeyinde yer alır. Bu nedenle Karadeniz’in bir Rus gölüne dönüştürülme siyasetinin de merkezindedir.[4] Kırım, Rusya Federasyonu’nun evvelden beri devam ettirdiği sıcak denizlere inme politikasına temel teşkil eden bir coğrafyadır. Klasik jeopolitik teorisyenlerin en önemlilerinden olan İngiliz Jeopolitikçi Sir Harfold Mackinder’in Kara Hâkimiyet Teorisine göre, karada ve denizde kuvvetli olan devlet, hâkim devlettir. Son derece önemli sayılabilecek kara gücüne sahip olan Rusya’nın hâkim güç olabilmesi, okyanuslara açılması ile mümkün olacaktır ve bu politikası için Karadeniz’in kilit noktası olan Kırım, Rusya için son derece önemli hale gelmektedir.[5] Kırım, Rusya için Orta Asya, Kafkaslar ve Doğu Akdeniz’deki çatışma alanlarına hâkim olunması anlamında da stratejik bir öneme sahiptir.

Bunlara ek olarak karasuları içinde petrol ve doğal gaz bulunması Kırım’ı daha önemli hale getirirken, Kırım’ı elinde bulunduran güç sadece bunlara sahip olmayacak, bunun yanı sıra Kırım’ın doğusundaki önemli jeopolitik havza olan Hazar ve Kafkaslardan gelecek enerji akışını da kontrol altında tutabilecektir.

Kırım’ı Rusya açısından önemli kılan bir diğer unsur, Rusya’nın Karadeniz filosuna ev sahipliği yapan ve Akdeniz projeleri için hayati olan Akyar (Sivastapol)’dır.[6]

Rusya için Kırım sadece askeri ve ekonomik öneme sahip bir bölge değildir ayrıca turizm açısından da çok büyük bir yeri vardır. Önemli bir turizm merkezi olan Kırım, aynı zamanda pek çok yabancı turistin ziyaret etmesiyle ciddi bir döviz getirisi de elde etmektedir.[7]

C. Rusya’nın Kırım’ı İlhakı ve Referandum

Kırım’ın ilhakı ile sonuçlanacak olan Ukrayna krizi, Ukrayna hükümetinin dış politikada değişikliğe giderek batı ile yakınlaştığı 2013 yılının Kasım ayında başlamıştır. Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirmek isteyen Ukrayna yönetiminin bu dış politikasına Rusya tarafından veto gelmiştir.[8] Rusya’nın bu yönde bir tavır sergilemesinde, NATO’nun ve Avrupa Birliği’nin Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını elde eden ülkeleri teker teker üyesi yapması ve bu sayede Rusya’nın sınırına kadar gelmiş olması etkili olmuştur. Ayrıca gerek Avrupa Birliği’nin gerekse de NATO’nun, Rusya açısından siyasi, tarihsel, kültürel, stratejik ve ekonomik açıdan son derece önemli bir ülke olan Ukrayna’yı etkileme girişimleri Rusya tarafında rahatsızlık yaratmıştır. Rusya’dan Ukrayna yönetimine yönelik olarak gerçekleşen baskılar neticesinde Ukrayna yönetimi, Avrupa Birliği ile imzalanması öngörülen ortaklık anlaşmasının imzalanmayacağını açıklamıştır. Avrupa Birliği ile yapılacak olan ortaklık anlaşmasını imzalamayıp Rusya ile işbirliği yapmayı tercih eden Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in kararı, Kiev’in merkezindeki bağımsızlık meydanında muhalifler tarafından protesto edilmiş ve muhalif gösterilerin polis tarafından şiddet uygulanarak bastırılmaya çalışılması gerilimin iyice yükselmesine neden olmuştur. Batı yanlıları ile Rus yanlıları arasında yaşanan siyasi çekişme ve ayaklanma, kamu binalarının işgal edilmesiyle ve Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yanukoviç’in ülkesini terk ederek Rusya’ya sığınmasıyla sonuçlanmıştır. Viktor Yanukoviç’in Rusya’ya sığınmasının ardından Ukrayna Parlamentosu, Cumhurbaşkanı’nı azlederek geçici bir hükümet kurmuş ve iktidarın değişikliğini kamuoyuna duyurmuştur.

Rusya, hem Ukrayna’nın içinde bulunduğu yönetimsel krizi ve siyasi istikrarsızlıktan faydalanmak hem de Ukrayna’daki geçici hükümetinin AB ve NATO ile yakınlaşmasından çekindiği için 27 Şubat 2014’ de nüfusunun %58’ini Rusların oluşturduğu Kırım’ı ilhak etmiştir.

Rus ordusunun Kırım’daki ilk faaliyeti siyasi yapıyı etki altına almak üzere Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosunu kontrol altına almak olmuştur. Rus yanlısı olarak bilinen Sergey Aksenov, Kırım’ın yeni başbakanı olmuş ve Kırım’ın durumu hakkında yapılacak olan bir referandum için önce 30 Mart 2014 daha sonra da 16 Mart 2014 tarih olarak belirlenmiştir. Putin, birçok lider tarafından referandum konusunda caydırılmaya çalışılsa da Rus vatandaşlarının güvenliği söyleminde ısrarcı olarak geri adım atmamıştır. Nitekim Kırım’ın asli unsuru olan Kırım Tatarları ve bazı Ukraynalıların boykot ederek katılmadığı referandum 16 Mart 2014 tarihinde gerçekleşmiş ve %96 oy oranı ile Kırım’ın Rusya Federasyonu’na bağlanması yönünde sonuçlanmıştır. Referanduma müteakip 18 Mart 2014’te Kırım, Akyar (Sivastapol) ve Rusya Federasyonu yöneticilerinin imzaladığı anlaşma ile Kırım ve Akyar (Sivastapol), Rusya Federasyonu Federasyonu’nun federal birer bölgesi ilan edilmişlerdir.

D. Uluslararası Arenada Rusya’ya Tepkiler ve Yaptırımlar

1. Birleşmiş Milletler

BM’nin en net tepkisi 27 Mart 2014 tarihli ve 68/262 sayılı Genel Kurul Kararı olmuştur. Söz konusu karar, Kırım’da düzenlenen referandumun geçersiz sayılmasını ve BM yasaları ile Ukrayna anayasasını hiçe sayan bu hareketin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne karşı bir ihlal olduğunu içermektedir. 193 ülkenin oy kullanması beklenen oylamada, 100 kabul, 11 ret, 58 çekimser oy çıkmış ve 24 ülke oylamaya katılmaktan kaçınmıştır.[9]

2. Avrupa Birliği

Kırım’ın ilhakı Avrupa Birliği açısından son derece önemlidir. AB’nin, hem Kırım’ın ilhakına hem de Doğu Ukrayna’da devam eden krize önem vermesinin sebebi güvenlik temellidir. Bu önem özellikle enerji güvenliği özelinde karşımıza çıkmaktadır. AB’nin en büyük enerji tedarikçisi Rusya olduğu için bu enerjinin nakil hattı olan Avrasya coğrafyasındaki istikrar AB için hayati önem arz etmektedir.[10]

17 Mart 2014’te, aralarında Kırım’ın Rus yanlısı Başbakanı Aksenov ve Kırım Hükûmet Sözcüsü Vladimir Konstantinov gibi isimlerin bulunduğu 33 kişinin malvarlıkları dondurulmuş ve bu kişilere seyahat yasağı getirilmiştir.

2014 Eylül ayına gelindiğinde Gazprom Neft, Transneft ve Rosnetf gibi önemli Rus şirketlerine kredi kullandırılması sınırlandırılmış hem askeri hem de sivil alanda kullanılan çift kullanımlı teçhizata ambargo koyulmuş ve derin sularda petrol arama işi yapan şirketlerin faaliyetleri yasaklanmıştır.

AB’nin tepkisi, genel anlamda kendi güvenlik endişeleri temelinde şekillenmiştir. Tıpkı BM bünyesinde verilen tepkiler gibi Kırım’daki işgalin ve ilhakın sonlandırılması konusunda başarılı olamayan bu tepkiler daha çok ekonomik temeller üzerine kurulu bu örgütün kendi güvenlik endişeleri kapsamında verebileceği tepkileri göstermesi acısından önemli sayılmalıdır. AB’nin, Ukrayna üzerinden Rusya Federasyonu’na uyguladığı yaptırımlar son olarak Aralık 2017’de 6 ay sure ile uzatılmıştır.

3. NATO

NATO’nun, AB, G7 ve ABD başta olmak üzere uluslararası toplumun Kırım konusunda Rusya Federasyonu’na uyguladığı mali, ticari, ekonomik ve askeri yaptırımları desteklediği açıklanmıştır. NATO’nun da Kırım üzerinden Rusya Federasyonu’na verdiği tepki daha çok gövde gösterisi şeklinde olmuş, Kırım’ın ilhak edilmesi ve ilhak edildikten sonra Rusya Federasyonu’na geri adım attırabilmesi anlamında yeterli olmamıştır.

4. İslam İşbirliği Teşkilatı

İslam İşbirliği Teşkilatının 14-15 Nisan 2016 İstanbul Zirvesine Kırım Tatar lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da katılmış, Batı dünyasından daha net tepki ve yaptırımlar geldiğini vurgulayarak İslam İşbirliği Teşkilatından gerekli desteği alamadığı yönünde sitemini dile getirmiştir.

5. Şanghay İşbirliği Örgütü

ŞİÖ’nün Kırım’ın ilhakından sonra Eylül 2014’te yapılan Duşanbe Zirvesi, Rusya Federasyonu’nun Ukrayna müdahalesini haklı çıkarmak ve ŞİÖ üyelerinden uluslararası destek almak için giriştiği mücadeleye sahne olmuştur. Zirvede üyeler, Batı’nın Rusya Federasyonu’na yönelik yaptırımlarını eleştirmiş; Ukrayna’daki krizin çözümünde taraflar arasında diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulunmuşlardır.[11]

E. Yaptırımların Sonucunda Ne Oldu?

Uluslararası piyasalar tarafından uygulanan bu yaptırımlar karşısında geri adım atmayan Rusya, ekonomik açıdan çok büyük zararlara uğramıştır. Rusya’da 2013 yılının son çeyreğindeki % 2 oranında gerçekleşen büyüme, 2014 yılında % 0,8’e kadar gerilemiştir. Ekonomideki olumsuz tablodan etkilenen yabancı bankalar Rus şirketlerine sağladıkları finansal desteklerini çekmeye, yabancı yatırımcılar da ülkeden kaçmaya başlamıştır. Petrol fiyatları 2014 yılı sonu itibariyle Temmuz ayına kıyasla yaklaşık % 50 oranında azalmıştır. İhraç gelirlerinin yaklaşık yarısını petrol ve petrol ürünlerinin satışından elde eden Rusya, bu ekonomik yaptırımlar sonucunda 2015 yılına ekonomik krizle girmiştir. Rusya’da yaşanan bu ekonomik kriz nedeniyle borsa %50 den fazla düşerken Ruble de % 50 den fazla değer kaybetmiş, Merkez bankası rezervleri erimiş, enflasyonist baskı nedeniyle Rus vatandaşlarının alım gücü azalmıştır.[12]

Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından uygulanan yaptırımlar karşısında Rusya, Ukrayna ve batı ülkelerine karşı sahip olduğu doğal gaz ve enerji silahını etkili ve yoğun bir şekilde kullanmıştır.  Rusya’nın AB’ye gaz ihracatını tamamen durdurması durumunda ise Avrupa Birliği üyesi ülkelerde üretimin tamamen durması gibi bir olasılığı ortaya çıkarmıştır. Bu olasılık AB’nin göze alabileceği bir olasılık değildir. Ayrıca Rusya’nın bazı mal ve hizmet gruplarında batı ülkeleri için önemli bir partner ülke olması, Avrupa Birliği’nin yaptırımlarının etkinliğinin sınırlı kalmasına neden olmuştur.[13]

Sonuç olarak Rusya’nın Kırım’ı ilhakından sonra Rus ekonomisi uluslararası örgütlerin çeşitli yaptırımlarıyla büyük bir darbe yemiştir. Fakat Avrupa Birliği ülkeleri Rusya’ya enerji konusunda bağımlı oldukları için uyguladıkları yaptırımları uzun süre devam ettirememişlerdir ve Rusya’ya Kırım konusunda geri adım attıramamışlardır.

Sonuç

2014 yılında Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde Ukrayna’daki yönetim değişikliğini protesto etmek ve Rusya’ya bağlanmak isteğiyle sokak gösterileri düzenlenmiştir. 27 Şubat 2014 tarihinde Kırım Özerk Cumhuriyeti parlamentosu Rusya baskısıyla bir referandum kararı almış ve yarısından çoğunun Rus kökenli olduğu Kırım halkına Rusya’ya katılmayı isteyip istemedikleri sorulmuştur. Bazı gruplar – başta Ukraynalılar ve Tatarlar – bu kararı protesto etmişler ve referanduma katılmamışlardır. 16 Mart tarihinde düzenlenen referanduma katılım %83 oranında gerçekleşmiş ve katılanların %96’sı Rusya’ya katılma yönünde oy kullanmışlardır.

Referandumdan çıkan sonuç üzerine Kırım Özerk Cumhuriyeti önce bağımsızlık akabinde de Rusya ile birleşme kararı almıştır. 18 Mart 2014 tarihinde Kırım Özerk Cumhuriyeti ile Rusya arasında bir “katılım” anlaşması imzalanmış ve Kırım üzerinde Rusya egemenliği fiili olarak da tesis edilmiştir. Ukrayna devletinin rızası olmadan gerçekleşen bu durumu Türkiye dahil pek çok devlet uluslararası hukuka aykırı bir ilhak olarak nitelendirmekte ve tanımamaktadır.

Sonuç olarak Kırım’ın ilhakı açık bir şekilde uluslararası hukukun ve Kırım Özerk Cumhuriyeti ile Ukrayna anayasalarının ihlalidir. 1994 yılında Sovyetler Birliğinden Ukrayna’ya miras kalan nükleer silahların imhası için ABD, Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Büyük Britanya’nın imzaladığı Budapeşte Memorandumu’nda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün garanti altına alınması karşılığında Ukrayna sahip olduğu nükleer silahlardan vazgeçmiştir. Kırım’ın ilhakı göstermiştir ki garantör devletlerden birisi olan Rusya, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumak bir tarafa yine kendisi bu toprak bütünlüğünü ihlal etmektedir. Yine hem Ukrayna hem de Kırım anayasaları açık bir şekilde Kırım’ı, Ukrayna’nın özerk bir bölgesi olarak tanımlamakta ve bu şekilde bir referandumun düzenlenemeyeceğine işaret etmektedir.[14]

 Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 5 Ocak 2022’de www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

Kaynakça

ACER Yücel, Uluslararası Hukuk Temel Ders Kitabı,2020.

AKYILMAZ Gül, Siyasi Tarih,2019.

KARASAR Hasan Ali. ” Kırım Niçin Önemli?”, 2023 Dergisi, s. 4-7

ÖZEL, M. S. (2015). “Rus Dış Politikasında Ukrayna Krizi ve Türkiye’ye Etkileri”, IV.

Türkiye Lisansüstü Çalışmaları Kongresi, Bildiriler Kitabı – II, s. 73-88, 14-17 Mayıs 2015, Kütahya.

İMANBEYLİ, V. (2014). Ülke-İçi Krizden Uluslararası Soruna Ukrayna-Kırım Meselesi, Seta Perspektif Yayınevi, Ankara.

BAHARÇİÇEK, A. ve AĞIR, O. (2015). “Kırım’ın Rusya Federasyonu’na Bağlanmasının Rusya’ya Komşu Ülkelere Olası Etkileri”, Akademik Bakış Dergisi, (52), 29-47

Dipnot

[1] Uluslararası Afro-Avrasya Araştırmaları Dergisi / Cilt: 4 Sayı: 8 /Haziran 2019

[2] Tolga Bilener, a.g.e.  s. 315.

[3] Bahadır B. Özarslan, “Soğuk Savaş Sonrasında Kırım’ın ve Kırım Tatar Türklerinin Statüsü” ,Uluslararası Hukuk ve Politika, Cilt: 10, Sayı: 39, 2014, s.101-105.

[4] Hasan Ali Karasar,” Kırım Niçin Önemli?”, 2023 Dergisi, Mart 2014.

[5] Zahit Oğurlu, “Enerji Güvenliğinde Karadeniz Bölgesinin Jeopolitiği ve Kırımın Önemi,” Kocaeli Üniversitesi Yayınları, 2014.

[6]Halil Akman, “Kırım – Sivastapol Üssü ve Karadeniz Rus Filosunun Paylaşım Sorunu”, 2014.

[7] İgor Torbakov, a.g.e., s. 303-304.

[9] UN, Resolution Adopted by the General Assembly on 27 March 2014, erişim Nisan 12, 2016, http://www.un.org/en/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/68/262.

[10] Mustafa Nail Alkan, “Avrupa Birliği Enerji Güvenliği Ve Ukrayna Meselesi”, Karadeniz Araştırmaları 44 (Kış 2015): 222.

[11] Gökçen Oğan, “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nin Ardından: Tehdidin Yeni Adı IŞİD,” Al Jazeera, Eylul 13, 2014, erişim Eylul 15, 2016, http://www.aljazeera.com.tr/gorus/sanghayisbirligi- orgutu-zirvesinin-ardindan-tehdidin-yeni adi-isid.

[12]SEMERCİOĞLU, H. (2016). “Ukrayna Krizi Bağlamında AB-Rusya İlişkilerinin Ekonomi Politiği”, Lefke Avrupa Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, s.188-202.

[13] AL, A. ve AYVACI AYPEK, F. (2017). “Uluslararası Politik Ekonomi: Bitmeyen Kırım Sorunu”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, s. 221-251

[14] Mariana Budjeryn, “The Breach: Ukraine’s Territorial Integrity and the Budapest Memorandum,”Wilson Center, Eylül 30, 2014, erişim Haziran 10, 2016, https://www.wilsoncenter.org/sites/default/files/Issue%20Brief%20No%203—The%20Breach—Final4.pdf.

This div height required for enabling the sticky sidebar