Hit enter after type your search item

RUSYA ARAŞTIRMACISI AYTAÇ DURMAZ İLE RUSYA VE UKRAYNA KRİZİNİN TEMELLERİ, MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ

/

24 Şubat 2022 tarihinde, Moskova saatiyle 06.00 civarlarında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, “Ukrayna’nn askerden ve Nazizm’den arındırılması” amacıyla başlattığı “askeri operasyon” tüm dünyada hızlıca hem ekonomik hem de siyasi bir kaos yarattı. Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaşın temellerini, mevcut durumunu ve geleceğini Semanur DEMİRKAYA, Rusya Araştırmacısı Aytaç DURMAZ ile ele aldı.

1. Öncelikle şunu sormak isteriz; Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilimin temel nedeni nedir? Bu gerilimi tetikleyen ve savaş boyutuna getiren unsurlar nelerdir ?

Aytaç DURMAZ: Öncelikle belirtmem gerekir ki iki ülkenin arasındaki savaşın nedenlerini doğru tespit etmemiz için tarihten yardım almamız gerektiğini düşünüyorum. Ruslaştırma, tek bir ulus oluşturma fikrini Çarlık ve Sovyetlerin belirli dönemlerinde görmekteyiz. Bu dönemler oldukça zor geçmiştir. Birçok ulus çeşitli sebeplerle kıyıma uğramış olup Ukraynalılar, Kırım Tatarları, Don ve Kuban Kazakları, Litvanya, Estonya ve Letonya’daki Baltık ulusları ne yazık ki dönem dönem bu fikirden nasibini almıştır. SSCB dağıldıktan sonra Belarus ve Rusya aynı paralelde ilerlerken, Ukrayna yüzünü Batı’ya dönmüştür. Batı ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken Moskova’nın pençesi sürekli üstünde olmuştur. Ukrayna’da gerçekleşen devrimlerin, seçimler ve kaosların temel sebebi halkın daha demokrat daha liberal bir birliğin içinde olmak istemesinden kaynaklanmıştır. İlerleyen süreçte Ukrayna’nın NATO’da yer almak istemesi ilişkileri savaş boyutuna getiren en büyük unsurdur, diyebiliriz. Çünkü Ukrayna’nın jeostratejik ve jeopolitik konumu Kremlin’in görmezden gelebileceği bir konum değildir. Ukrayna’nın sahip olduğu yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ele alındığında önümüzdeki yüzyılda önemli ülkelerden biri olacağı çok açıktır. Böyle bir ülkenin NATO’ya girmesi Kremlin’in ilk kalesinin düştüğü anlamına gelir. Kremlin, Ukrayna’da uydu devlet, ön karakol, kukla devlet, adına ne derseniz deyin,  kurmak istediği düşünüldüğünde bu durum onlar için büyük bir sorun teşkil etmektedir.

2. Peki NATO çerçevesinden bakacak olduğumuzda NATO’nun doğuya doğru genişleme politikasına karşı Rusya’nın endişe duyması olağan mıdır? Bu durum Rusya’ya bir önleyici meşru müdafaa hakkı verir mi?

Aytaç DURMAZ: Soruyu cevaplamadan önce 24 Şubat’ta NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in, “Ukrayna’ya asker gönderme planımız yok, savaşın NATO topraklarına sıçramaması için savunma planlarımızı aktive ediyoruz” demeçlerine değinmek gerekir. Yani örgütün amacı ve asli görevi hepimizin bildiği gibi üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini korumaktır. Yani savunma örgütüdür. Öncelikle bunu not etmemiz gerekiyor. Şimdi sorunuzun cevabına gelelim. Rusya açısından bakarsak; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Doğu’ya doğru ilerlemesi güvenlik sorunudur. Bu durum Ukrayna savaşı ile birleşince ilişkilerin biçimini tamamen değiştirmiştir. Bu ilişkiler iş birliğini geliştirmekten derin güvensizliğe dönüşerek askeri çatışma için gerçek ön koşullar yaratmıştır. Şu anki durum göz önüne alındığında aslında her iki taraf da sıcak çatışmanın sonuçlarının ağır olacağının farkındalar. Meşru müdafaa, yasal savunma veya meşru savunma; uğranılan bir saldırı karşısında kişinin kendisini veya bir başkasını korumasıdır. Bu ülkeler için kullanacak olsak Rusya topraklarına askeri bir operasyon yok. Uluslararası hukuku çiğneyen bir saldırı yok. Bu açıdan Rusya’nın bağımsız bir devlete açtığı savaş tamamen uluslararası hukuka aykırıdır. Sonuç bakımından Ukrayna’nın NATO’ya katılımına önleyici bir unsur olarak görmek de mümkündür.

3. NATO’nun politikalarını ve bölgedeki işlevini detaylı bir şekilde değerlendirdik, peki sizce Rusya NATO’nun doğuya doğru genişleme politikasını gerçek bir tehdit olarak algılıyorsa Rusya’nın bu tutumu yalnızca Ukrayna ile sınırlı kalır mı? Ukrayna gibi NATO’ya üye olma isteği olan komşusu Finlandiya’ya da benzer bir askeri operasyonda bulunabilir mi?

Aytaç DURMAZ: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün üyelerini dünya haritasında şöyle bir canlandıralım. NATO’ya üye olan devletler Rusya sınırındalar. Baltık ülkeleri olan Letonya ve Estonya, Rusya’ya komşu olan ülkeler. Estonya’nın Narva kentinden St. Petersburg sadece 160 kilometre. Letonya’nın, Zilupe kasabası var. Bu kasaba Zilupe nehri kıyısında, Rusya sınırında bir yerleşkedir. Zilupe’nin Moskova’ya takriben uzaklığı 600 kilometredir. NATO zaten Rusya’nın dibinde. Tüm bu gerilim Finlandiya’nın güvenlik politikasını daha da zorlaştırdı. Finlandiya, 30 yıldır, açıkça Batı’ya ait olmasına rağmen, Rusya’yı kışkırtmamak adına yürüttüğü denge politikasında çok becerikli. Rusya ve Ukrayna savaşı ile birlikte Finlandiya’nın denge politikası daha da önemli hale geldi. Finlandiya’nın küçük bir hatası tahmin edilmesi çok zor sonuçlara yol açabilir. Finlandiya’nın iç dinamikleri çerçevesinde NATO’ya üyeliğini pek gerçekçi görmüyorum. Fakat şunu de eklemek gerekiyor, Finlandiya’da yapılan anketler, görüşmeler halkın NATO’ya üyeliğe daha sıcak bakmaya başladığını gösteriyor. Bence,  Finlandiya önümüzdeki süreçte NATO ve Rusya arasında tarafsız bir tampon ülke olarak uluslararası arenada yerini alacaktır. Tabi İsveç’i göz ardı edemeyiz. Eğer İsveç üye olursa Finlandiya’da işler değişir…

4. Özellikle NATO üyelerinin Rusya’ya karşı uygulamış oldukları ekonomik yaptırımların Rusya için caydırıcı bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz? Rusya’nın SWIFT Sisteminden çıkarılması ekonomik alanda ne gibi sonuçlar yaratır? Rusya ile ticaret yapan ülkeler bu durumdan nasıl etkilenir?

Aytaç DURMAZ: Önce SWIFT nedir bunu kısaca açıklamak gerekiyor. Dünyanın ana uluslararası ödeme ağı olarak tanımlanıyor. Biraz daha açacak olursak; Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication’ın kısa adı olan Swift; Tüm dünyadaki bankalar arasında elektronik fon transferi standardı sağlayan bir sistemdir. Bu sistem BIC (Bank Identifier Codes) kodu yani banka tanımlama kodu sayesinde her bankayı tanımlamaktadır. SWIFT sistemi, paranın hızla bir yerden diğerine gönderilmesini sağlıyor. Moskova’nın SWIFT’den dışlanması sonrası Rus bankaları, diğer ülkelerdeki bankalarla güvenli bir şekilde iletişim kurmak için alternatif yollar arayacak. Savaş ilk başladığında bu sistemden Rusya’nın çıkartılması pek olağan gözükmüyordu. Çünkü Almanya ve İtalya’nın başını çektiği bir grup ülkenin karşı çıktığını biliyoruz. . Rusya’ya etkisine gelecek olursak özel ve tüzel kişilikleri ithalat için ödeme yapmakta, ihracat için nakit almakta, yurtdışından borç almakta ve yatırım yapmakta zorluk çekecek gibiler. Savaş Donetsk ve Luhansk bölgeleriyle sınırlı kalmayınca  Almanya ve İtalya’da bu yaptırım kararını destekledi. Savaşla birlikte Ruble değer kaybettikçe kaybetti. Yaptırımlar uygulanmaya başlayınca Rus halkının yurt dışına para göndermeleri neredeyse imkansızlaştı. Ticaret yapanların ödeme yapması veya ürün alması imkansızlaştı. Yaptırımlardan sonra Rusya’da hem gıda hem teknolojik ürünler pahalılaştı. Avrupa yatırımlarını geri çekti, mağazalarını kapattılar, üretimlerini durdurdu, satışlarını askıya aldı. İşsizlik önümüzdeki dönemde en büyük sorun olacak gibi.  2021 yılının sonunda Rusya’da 17 milyon insan borsa hesabı açtı. Savaş başladığında 1 hafta kapatılacağı söylenen Rus borsası hala kapalı. Milyonlarca insan yatırımlarının veya birikimlerinin sıfıra indiğini veya ciddi zararda olduğunu gördü.  Aç kalan ayı şehire iner. Halk eğer şiddetli bir yoksullaşmanın içine girerse suç oranları artar. Vergiler ödenemez, Yaptırımlardan önce Rusya’nın içerde en büyük sorunu ekonomiydi. Yaptırımlarla birlikte bu sorun daha derinleşecektir. Rusya’yla ticari ilişkileri güçlü olan Orta Asya ülkeleri de bu krizden hemen etkilendi. Paraları değer kaybederken dolar değer kazandı. Ayrıca, gıda ürünleri de hemen pahalılaştı. Rusya’nın bir çok alanda izole edilmesi sadece Orta Asya ülkelerine değil bizi de etkilemiştir. Bizde de benzin, Ayçiçek, un gibi ürünlerin fiyatları arttı. Hollanda gaz merkezi Title Transfer Facility’e göre, Avrupa’da gazın 1000 metreküpü 3900 $ buldu. Bu savaşın faturası nerden bakarsanız bakın hem bölgesel hem de küresel aktörlere kesildi. Tüm bu yaptırımlar Rusya’yı yavaşlatır ama durduracağı kanısında değilim.

5. Batılı ülkelerin yaptırımları çerçevesinde enerji sektöründe ciddi yaptırımlar söz konusu olduğunda Rusya’nın doğalgaz, petrol ve kömürün vb. alanlarda uluslararası piyasadan çekilmesi ile sonuçlanması durumunda, küresel bir enerji krizi gündeme gelebilir mi? Bu bağlamda enerji sektörünü de dahil eden yaptırımların uygulanma olasılığı nedir?

Aytaç DURMAZ: Zaten süregelen bir enerji krizinden bahsetmemiz mümkün. 2008 yılında küresel ekonomik krizi hatırlayalım. Kriz vardı, sadece savaşla birlikte daha derinleşti. Batı krizin çözümü üzerine çalışıyor fakat bugünden yarına çözmek zor bir konu. Mesela, Amerika’nın Avrupa’ya LNG ihracatı bu krizin sadece küçük bir kısmını çözebiliyor. Ayrıca, LNG’nin işlenmesi ve taşınması pahalı bir seçenek. Altyapı sıkıntılarını da mevcut. Yani bugünden yarına hemen yetiştirebilecek bir şey değil. Enerji krizi aşabilmek adına bölgesel ve küresel aktörler enerji ihtiyacını giderebilmek için İran, Venezuela gibi devletlerle diyalog kurdular. İran savaşın başında enerji krizinin bitmesinde rol alabilirim, açıklaması yaptı. Kurtlar sofrası. İran ve Rusya’ya müttefik diyebilirsiniz ama biri diğerinin alternatifi olabiliyor.  Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Ukrayna işgali yaptırımları kapsamında ABD’nin Rusya’dan tüm enerji, petrol ve gaz ithalatını yasakladıklarını duyurdu. Batı yaptırımlar konusunda tüm kartlarını ardarda açarken Rusya elini tamamen açmış değil. Rusya’nın enerji krizini derinleştireceği ihtimalini de düşünmeden edemiyorum. Felaketin adını dahi koyamıyorum. Fakat şunu belirtmek lazım. Avrupa geleceği, sanayisi, gelişmesi sadece bir yerden aldığı enerjiye bağlı değildir. Batı’nın b planını devreye sokarak alternatiflere yönelir. Kaldı ki son zamanlarda İsrail’in ve Mısır’ın Akdeniz’de bulduğu gaz rezervleri varken Rusya vanaları kapatırken birkaç kez düşünüyordur.

6. Süreci tüm ayrıntıları ile ele aldık, olası durumları ve riskleri de konuştuk, son olarak Ukrayna’nın AB’ye üye olmasının savaşın seyrini etkileyeceğini düşünüyor musunuz, sizce bu durumun ne gibi etkileri olur?

Aytaç DURMAZ: Şu anda Ukrayna bir savaşın içinde ve toprakları işgal edilmiş bir durumda. Diğer taraftan Sağ Sektör’ün pozisyonu, Neo-Nazizm varlığı Ukrayna’nın şimdilik AB’ye üye olmasının önünde ciddi engeller olarak gözüküyor. Kaldı ki, AB kriterlerini yerine getirebilmek için uzun bir süreye ihtiyaçları var. Mesela; AB bünyesinde yer alan 27 ülkenin tamamı tarafından oybirliğiyle onaylanması gerekiyor. Ayrıca, AB’nin ortak hukuk sistemini benimseyerek siyasi sistemini, yargısını bloğa uyumlu hale getirmeliler. Çevre standartlarından gıda hijyeni kurallarına kadar her konuda 80.000 sayfadan fazla kural ve yönetmelikten söz ediyoruz. Bunların hepsi yapıldıktan sonra değerlendirme süreci minimum 1.5 yıl sürüyor. Şimdi durumu buradan okursak AB savaşın seyrini değiştiren bir realite değildir.

Bu röportaj ilk kez 13 Mart 2022 tarihinde www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

SAVAŞA HAYIR!

This div height required for enabling the sticky sidebar