Hit enter after type your search item

OLAĞANÜSTÜ HAL VE SIKIYÖNETİM KAVRAMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

/

Yazar: Berkay Bozbıyık

Giriş

Şartlar her zaman ülkeyi yönetmek için elverişli ve kolay olmayabilir. Bu yüzden her anayasada ve bizim geçmiş anayasalarımızda olağanüstü hal ve sıkıyönetim kavramları geniş bir perspektifte ele alınmıştır. Olağanüstü hal şuanda olduğu gibi beklenmeyen doğa olayları, terör eylemleri, ayaklanma vb. gibi birçok parametreyi içerisinde barındıran bir kavramdır.  İlk olarak Kanun-i Esasi’de yer alan Olağanüstü Hal 1982 anayasamızın 119.maddesinde düzenlenmiştir. Ülkemizde yaşanan olağanüstü olaylara bakacak olursak bu konuyu sadece hukukçuların değil diğer tüm vatandaşların genel anlamda bilmesi ve anlaması şarttır. Bu konuda kabul tarihi 1983 olan 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu vardır, bu kanunun birinci maddesinde kanunun amacını tanımlarken aslında Olağanüstü Halin hangi durumlarda çıkacağını da bizzat düzenlemiştir. Olağanüstü Hal’de yürütmenin durumunu, KHK/CBK çıkarma yetkisini 2017 referandumu ile nelerin değiştiğini belirtmeye çalışacağız. Mevcut anayasamızın 119.maddesinin girişinde de bulunduğu gibi Cumhurbaşkanı Olağanüstü Hal çıkarmada yetkili tek kişidir. OHAL ilanı verildiği gün Resmi Gazete ’de yayımlanır, aynı gün TBMM’nin onayına sunulur (1982 119/3). Meclis kabul etmez ise yine Resmi Gazete ‘de yayımlanıp, OHAL ilanı son bulacaktır.

Sıkıyönetim ise artık 2017 referandumu sonrası mülga olmuş bir kavramdır. Yine bu doğrultuda kabul tarihi 1971 yılı olan 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu bulunmaktadır. Sıkıyönetim ’de durum biraz farklıdır çünkü işin içerisine ordu girmektedir. Mülga kanunun 5.maddesinde organlardan bahsetmektedir. Bu maddede : ‘’Sıkıyönetimin ilan edildiği bölgede, bu kanun hükümlerini uygulamak üzere en az kolordu veya eşidi kıta komutanlığı görevini yapmış veya yapmakta olan bir komutan, Genelkurmay Başkanının teklifi üzerine Milli Savunma Bakanının inhası, Başbakan’ın imzalayacağı ve Cumhurbaşkanı’nın onaylayacağı bir kararname ile Sıkıyönetim Komutanı olarak atanır.’’ Sıkıyönetim komutanı olarak atanan kişi ise Genelkurmay Başkanı’na karşı sorumluluğu vardır. Sıkıyönetim süresince yapılan suçlardaki yetkili mahkemeye, bu tür davalarda Anayasa Mahkemesi kararlarına göz atmaya çalışacağız. Aynı şekilde içtihatlar dahilinde OHAL ve Sıkıyönetim durumlarındaki mahkeme kararlarını taramak değerlendirme adına daha güzel sonuçlar verecektir.

OHAL ve Bölgesel OHAL

Demokratik devletlerde OHAL’in kapsamı anayasalarca düzenlemesi gerekmektedir.[1]Nadiren uygulandığı için çoğu zaman anayasalar metinlerde inaktif kalmaktadır. Bizim anayasamızda da OHAL geniş perspektifte ele alınmıştır. OHAL’in ilanı temel hak ve özgürlükler açısından büyük önem taşımaktadır. Amaç kısmına baktığımızda kriz dönemi yönetimi olarak OHAL’i tanımlayabiliriz. Anayasamızın 15.maddesindeki ‘’Çekirdek Hak’’ diye tanımladığımız haklar dışındaki haklar kısmen veya tamamen durdurabilir, öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. OHAL ile yürütmenin yetkileri oldukça genişlemektedir. OHAL’in hukuki yetkileri anayasal kaynaklıdır. OHAL/Sıkıyönetim belirli bir bölgeye çıkartılabilir. Örnek olarak 285 Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1.maddesini verebiliriz. Bu maddede: Anayasanın 121 inci maddesi ile Olağanüstü Hal Kanununun 3 üncü maddesinin (b) bendinde belirtilen hususlarla sınırlı olarak Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Siirt, Tunceli ve Van il’lerini kapsamak üzere Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ihdas edilmiştir(1987). Burada 2017 öncesi OHAL’de yürütmeye verilen KHK yetkisi ile bölgelere OHAL Bölge Valiliği ihdas edilmiştir. Bölge valisi İçişleri’ne bağlı olarak görevini yürütür.

Yürütmenin Yetkileri

Genel olarak yürütmenin yetkileri anayasamızın 119.maddesinde kendine yer bulmuştur. 4.fıkrasında OHAL süresinin 4 ayı geçmemek suretiyle uzayacağını belirtmiştir. Ülkemizde 21 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL 7 kere uzatılmıştır. Getirilecek sınırlamalar içinse Çekirdek Haklara dokunmadan olabileceğini girişimizde söylemiştik. 2017 anayasa değişikliği sonrası m.104 17.fıkrasındaki CBK sınırları OHAL sırasında çıkacak OHAL CBK kararnameleri için geçerli değildir. Hükümetleri denetleyebilmek anayasal devletin olmazsa olmazıdır. Bir hukuk devletinde devlet hesap verebilir olmalıdır. Bu bağlamda çıkan CBK’ların anayasamızın 148.maddesi gereği şekil ve esas bakımından denetimi Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Yani 104’den anlayacağımız CBK’nın konularının sınırsız olmayacağıdır.

Bilindiği üzere 2017 anayasa değişikliğinde Bakanlar Kurulu varlığına son verildiği için idari işlem adı altında geçen Kanun Hükmünde Kararname, Tüzük ve bu kurulun çıkardığı yönetmeliklerin yerini Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi almıştır.[2]2017’den sonra yürütmenin düzenleyici işlemleri arasında artık olağan dönemde çıkan CBK, OHAL CBK ve yönetmelikler kalmıştır. OHAL döneminde çıkan KHK’ların, olağan dönemde çıkan KHK’ların ve tüzüklerin durumu ise yürürlükten kaldırılmamış ise geçerliliğini sürdürecektir. Olağanüstü dönemlerde idarenin düzenleme yetkisinin kaynağı anayasadır. Çünkü tanımı ve kapsamı anayasa tarafından yapılmıştır aksi halde mevcut idare olağanüstü hal ilan ettiği zaman sınırsız yetkiye ulaşabilcektir. 2017 öncesi KHK çıkarılırken meclis bakanlar kuruluna yetki veriyordu. Yetki devrinin istisnası idi ve Anayasa Mahkemesi bu yetkinin verilmesinin ivedi ve zorunlu olmasını istemiştir. Yukarıda yürürlükten kalkmadıkça KHK’ların geçerli olduğunu söylemiştik. Bu durumda akıllara yetki yasasının kalkması halinde KHK’nın durumunun ne olacağı sorusu gelmektedir. Bu konuda en güzel cevabı verilen bir AYM kararında bulmak mümkündür. Bu kararda: ‘’Burada asıl olan KHK’nin, çıktığı tarihte yasal olarak kabul edilen, bir yetki yasasına dayanıp dayanmadığıdır. İncelenmesi gereken esas unsur bu olmalıdır. Eğer yetki yasası yürürlükte ise, herhangi bir nedenle iptal edilmemiş ya da yürürlük süresi dolmamışsa, çıkarılmış KHK de Anayasal dayanağa oturmuş demektir. Sonradan o yetki yasasının yürürlükten kaldırılması ya da yürürlük süresinin sona ermesi KHK’nin anayasal dayanaktan yoksun kaldığı anlamına gelmez.’’ (1996/16 AYM) Yani AYM açıkça iptal etmedikçe yetki yasası yürürlükten kalksa bile mevcut KHK’lar yürürlüktedir.

Anayasamızın 125.maddesi gereği idarenin yaptığı işlemlere karşı yargı yolu açıktır. Olağan dönem KHK’ları da hukuki açıdan idarenin düzenleyici işlemi olarak dikkate alırsak Danıştay denetimine tabii olacaktır.[3]1961 anayasasında idari işlem olarak görülen KHK bu bağlamda yetki kanunun dışına çıkamıyordu. KHK anayasamıza 1971 değişikliği ile girmiştir. 1982 anayasasında ise şuanki CBK gibi KHK’nın da şekil ve esas açısından denetimini Anayasa Mahkemesi yapmaktadır. Danıştay denetimindeki KHK durumunda KHK’nın yetki kanuna göre denetimi yapılacaktır. CBK’lar da ise durum Anayasa Mahkemesi denetiminde olacağı için CBK’nın anayasaya uygunluğu denetlenecektir. OHAL’de KHK’nın durumunu ise 2017 sonrası mülga olan 121.madde açıklamıştır. Bu maddede: ‘’Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde karanameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.’’ Anayasa değişikliği ile değişen kavram 119.maddede belirtildiği gibi Bakanlar Kurulu yerine sadece Cumhurbaşkanının almasıdır. 104.maddedeki sınırlamalar da kalkacağı için çekirdek haklara dokunmaksızın CBK çıkacaktır yani yetkileri olağan döneme göre fazlasıyla artmaktadır.

Sıkıyönetim

Sıkıyönetim kavramı 2017 sonrası mülga olmuş bir kavramdır. Bu kavram da olağanüstü bir yönetim şeklidir girişte belirttiğimiz gibi 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu bulunmaktadır. Sıkıyönetimin farkı olağanüstü yönetimde ordunun olmasıdır. Bu dönemde işlenen suçlar içinse şu an olmayan ama geçmişte var olan Askeri Mahkemeler yetkilidir. Askeri Mahkemelere bulunan yerin Sıkıyönetim Komutanı nezdinde gidilecektir. Askeri Mahkemelerin düzeni madde 11’de düzenlenmiştir. Sıkıyönetimi bir darbe gibi görmek yanlış olacaktır. Çünkü 1982 anayasasında 2017 değişikliği öncesinde kaynağı anayasadır. Bu birçok yerde tartışma konusu olmuştur. Lakin savaş ve benzeri durumlarda o olağanüstü durumu bu işin uzmanlarına geçici bir süre ile bırakmak kanaatimce en doğrusu olacaktır. TBMM gerekçesinde de zaten bunu açıkça belirtmiştir. ‘’Anayasanın 122 nci maddesi uyarınca Seferberlik ve savaş hallerinde, Devletin tüm güç ve kaynaklarının süratle ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi’ için Seferberlik ve Savaş hali kanun tasarısı hazırlanmıştır.’’ Süratle ve etkin kavramları sıkıyönetimin neden anayasada düzenlendiğini açıklayan en güzel kelimeler olmuştur. Bu durumlarda işin uzmanlarından ne kadar hızlı karar alabilirsek durumu yönetmemiz o kadar kolay olacaktır. Tabii ki Bakanlar Kurulu’da bunu ilan ederken Milli Güvenlik Kurulu’nun görüşü alınacaktır.

Bu durumda çıkacak olan Kanun Hükmünde Kararnamelerin durumu da OHAL’dekine benzer olacaktır. Aynı şekilde sıkıyönetim KHK’larının da sıkıyönetimin gerekli kıldığı alanlarda çıkma şartı aranacaktır. Sıkıyönetim süresince alınan kararlara karşı sıkıyönetim sonrası dava açılabilir mi sorusuna ise Danıştay’ın içtihatı ile cevap vermek yerinde olacaktır. Bu içtihatta : Anayasa hükümleri ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde, sıkıyönetim süresi içerisinde sıkıyönetim komutanlıklarca tesis edilen idari işlemlere karşı, Anayasanın Geçici 15. Maddesinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin Kanunun halk oylaması sonucunda kabul edilip 23.9.2010 tarihli 27708 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak ilan edilmek suretiyle yargı yolunun açıldığı ve bu işlemlere karşı ilgililerin, anılan tarihten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında idareye her zaman başvuru yapabilecekleri ve bu başvuru neticesinde verilecek cevap veya başvurunun zımnen reddi işlemlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren dava açma süresi içerisinde dava açabilecekleri sonucuna ulaşılmaktadır.(Danıştay-K.2016/3541) Yani Sıkıyönetimin kalktığı andan itibaren bu işlemleri bir idari işlemmiş gibi dava edebilmektedir.

Sonuç

Olağanüstü hal ve sıkıyönetim kavramları her anayasada olduğu gibi bizim anayasalarımızda da yer almıştır. Bu tip durumların anayasada yer almasının sebebi olağanüstü durumlarda yürütmenin yetkilerini belirlemek ve sınırsız güç sahibi olmamasını sağlamaktır. Ayriyeten en büyük amaçları da hızlı ve doğru kararlar alıp mümkün mertebe en hızlı şekilde normal demokratik düzene döndürmektir. Sıkıyönetim de durumun farklılığını Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerce Sıkıyönetim Komutanının nezdinde yargılama yapıldığını belirterek ifade ettik. Belirli bölgelerdeki Sıkıyönetim Komutanlarının Genelkurmay’a karşı sorumlu olduğunu benzeri bir durumun Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinde de olduğunu onun da İçişleri Bakanlığına karşı sorumlu olduğunu belirttik. Mülga olan Sıkıyönetim kavramından ziyade Olağanüstü Hal kavramını yani 119.maddeyi okumak ve anlamak her Türk vatandaşının vazifesi olmalıdır. Bu durumlar çok nadir yaşansa da ne tür kısıtlama getirilecek, yürütmenin sınırları nelerdir gibi sorulara bir nebze cevap olacaktır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 25 Ağustos 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

ERDEM, A. M. (tarih yok). OLAĞANÜSTÜ HAL TEORİLERİ VE TÜRKİYE’DE OHAL. İzmir.

MERTER, M. (tarih yok). Olağanüstü Hallerde Yürütmenin Düzenleyici İşlemleri ve Yargısal Denetimi .

YAVUZDUGAN, S. (2003). 1982 Anayasası`nda olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleri. İstanbul Üniversitesi.

DİPNOTLAR

[1] (ERDEM)

[2] (MERTER)syf.42

[3] (YAVUZDUGAN, 2003)syf.87

This div height required for enabling the sticky sidebar