Hit enter after type your search item

MİRAS ORTAKLIĞINDA ELBİRLİĞİ MÜLKİYET

/

Yazar: Meryem ÇELİK

Giriş

Mirasçıların kanun hükmü gereği oluşturduğu kendine özgü topluluğa miras ortaklığı denir. Birlikte mülkiyetin alt dalı olan elbirliği mülkiyetin karşımıza en sık çıktığı alan, Yargıtay kararlarında da çokça yer alan miras ortaklığıdır. Miras ortaklığında ortakların önceden belirlenmiş bir payları olmadığı gibi her ortağın hakkı malların tamamına yaygındır. Miras ortaklığı denen kurum kanun gereği uygulanır. Kanunda kendiliğinden oluşur. Bu sebepledir ki diğer ortaklıklardan, kişisel ilişkinin önemli olmaması hasebiyle ayrılmaktadır. Miras ortaklığından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü noktasında hukuki arayış süreci devam etmektedir.

A. Elbirliği Mülkiyetin Genel Olarak Kapsamı ve Hukuki Niteliği

4721 Sayılı TMK’nın 701. Maddesi uyarınca; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyettir.” 702. Maddenin ikinci fıkrasında kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça elbirliği mülkiyeti hallerinde, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra HMK uyarınca kural olarak ortaklık mallarına ve ortaklığa karşı açılacak davalarda ortaklar zorunlu dava arkadaşıdır. Uygulamada var olan ihtiyaçlar neticesinde kural olarak düzenlenen bu hükmün esnetildiğini görmekteyiz. Kuralın istisnası olmasıyla birlikte elbirliği mülkiyet halleri sınırlı sayı prensibine bağlıdır.[1]

Ortaklığın tüzel kişiliği olmamakla birlikte, elbirliği mülkiyetinde malvarlığı değeri üzerindeki mülkiyet hakkı ortakların tümüne aittir. Ortakların kendi başına tek tasarruf edebileceği payı yoktur. Bağımsız ve belirli payları mevcut olmayıp “uyuyan, gizli ve beklenilen payları vardır.”[2]

TMK 640 uyarınca birden çok mirasçının bulunduğu hallerde mirasın paylaştırılması tamamlanana kadar tasarruf edebilecekleri mal üzerinde bütün olarak hak sahibidirler.

İlgili kanun hükümlerine göre elbirliğiyle idare ve tasarruf kuralının istisnası: Elbirliğiyle hak sahipliğine dahil bir mal veya hakkın korunmasına yönelik zorunlu ve ivedi işlemleri her mirasçı temsil yetkisi verilmesine gerek olmaksızın tek başına yapabilir. Mirasçıların zamanı yoksa ya da yapılacak işlemler konusunda aralarında anlaşamıyorlarsa, elbirliğiyle terekeye bir temsilci atayabilirler veya Sulh Mahkemesinden terekeye bir temsilci atamasını talep edebilirler. Terekeye bir temsilci atanmışsa miras ortaklığı adına işlemleri o yapar. Miras bırakanın vasiyeti yerine getirme görevlisi atadığı hallerde de aynı esas söz konusudur; yani artık temsilci atanmasına ihtiyaç yoktur. Kural elbirliğiyle idare ve tasarruf olmakla birlikte, paylaştırmadan önceki safhada terekeye dahil malvarlığı değerlerinin kullanılması ve bunlardan nasıl ve ne şekilde yararlanacağı konusunda mirasçılar aralarında anlaşabilirler; anlaşamamaları durumunda temsilci karar verir.

B. Yargıtay Kararı Bakımından

Yargıtay 1. Hukuk dairesinin E. 2006/11387 K. 2006/13272 T. 28.12.2006 sayılı kararı; mirasçılardan bir kimsenin 3. Bir kişiyle yaptığı kira sözleşmesinin geçersiz olduğu, bu taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyetin bulunması sebebiyle oybirliği ile karar verilmesi gerektiği hakkında olup konumuzu güzel bir şekilde özetler niteliktedir.

  • KİRA SÖZLEŞMESİNE ORTAKLARIN KATILMA ZORUNLULUĞU (Elbirliği Mülkiyetine Tabi Taşınmazla İlgili Kira Sözleşmesinin Geçerli Sayılabilmesi İçin Tüm Ortakların Sözleşmeye Katılması Zorunlu Olduğu) 4721/m. 702

ÖZET: Davacılar, murislerinden intikal eden bağımsız bölümü davalının haksız olarak işgal ettiğini, davalının mirasçılardan biri ile yaptığı kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia ederek el atmanın önlenmesi talebinde bulunmuşlardır. İhtilaf konusu taşınmaz muris adına kayıtlı olup elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazla ilgili kira sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için tüm ortakların sözleşmeye katılması zorunludur. Tüm ortakların katılmadığı kira sözleşmesi geçersizdir.  Somut olayda, kira sözleşmesi sadece mirasçılardan biri ile yapılmıştır. Kira sözleşmesine diğer mirasçıların icazet verdiği iddia dahi edilmemiştir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.

“Taşınmazın miras bırakan adına kayıtlı payı, elbirliği mülkiyetine tabidir. Türk Medeni Kanunu’nun 702 vd.  maddeleri uyarınca bu tür mülkiyette geçerli bir kira sözleşmesinden bahsedebilmek için tüm paydaşların  sözleşmeye katılımı zorunludur. Tüm paydaşların katılmadığı kira sözleşmesinin hukuken geçerli olamayacağı tartışmasızdır.

Oysa somut olayda, bahse konu kira sözleşmesinin paydaşlardan Ö. İle davalı arasında yapıldığı, diğer paydaşların sözleşmede yer almadıkları görülmektedir. Öte yandan yapılan kira altına davacılar ve dava dışı iştirakçilerin icazet verdiği iddia edilmiş de değildir.

Mahkemece geçerli bir sözleşmenin bulunmadığı gözetilmek suretiyle el atmanın önlenmesi isteği ile belirlenecek ecrimisil yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.”

Şeklinde ifade edilmiştir. Yargıtay’ın vermiş olduğu bu karar son derece isabetli olup, elbirliği ile mülkiyetin mevcudiyeti durumunda tasarruf işlemi niteliğini haiz kira sözleşmesine paydaşların hepsinin icazet vermesi gerektiğine karar verilmiştir.

Sonuç

Elbirliği mülkiyetinde kural olarak oybirliği ile karar alınması gerekir. Oybirliği esası, elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyetten ayıran ve temelini oluşturan bir unsurdur. Kanun koyucu birlik kavramının işlerliğini güçlendirmek için her bir ortaklık türü açısından aynı esasa dayalı yönetime ilişkin düzenleme kabul etmiştir. Miras ortaklığı bakımından yönetim konusu açıkça düzenlenmesini için genel hüküm niteliğindeki TMK 702. Madde uygulanacaktır. Türk hukukunda mirasın paylaşılması hem dar hem de geniş anlamda paylaşmayı içine alacak şekilde düzenlenmiştir. Mirasın geniş anlamda tasfiyesi, miras ortaklığını sona erdirecek tüm işlemleri ifade eder. Mirasın dar anlamda tasfiyesi ise tereke içerisindeki mal ve haklarının fiilen paylaşılmasıdır. Paylaşımın amacı elbirliği ile malik olunan değerlerin her birinin mirasçılar arasında bölüşülüp paylaştırılmasıdır.[3]

Elbirliği ile hak sahipliği olunduğunda miras paylaştırılıncaya kadar terekeyi hep birlikte yönetmek kanunun getirdiği bir sorumluluktur.

 Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez  17 Aralık 2021’de www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

Kaynakça

İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 26-38 (2020)

Mustafa Dural, Miras Hukuku, Seçkin Yayınları, 2019

Mehmet Akçaal, Elbirliği Mülkiyetinde Yönetim, 2019

Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Borçlar Hukuku Özel Hükümler s.840, 2020

Dipnotlar

[1] Dural/Öz n. 855

[2] Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir n.1350; Sirmen, 302

[3] İNAN, Ali Naim/Ertaş, Hakan: Miras Hukuku, Seçkin Yayınları, Ankara 2019

This div height required for enabling the sticky sidebar