Hit enter after type your search item

MAHKEMELERE ERİŞİM HAKKININ SINIRLANDIRILMASI

/

Yazar: Umut Arda Apaydın

Giriş

Mahkemelere (adalete) erişim hakkına getirilen her sınırlandırmanın başta adil yargılanma hakkı olmak üzere mahkemelerden talep edilen diğer hak ve özgürlükler üzerinde ciddi etkileri vardır. Daha yolun başından adalete erişemeyen, mahkemeye ulaşamayan birisi için sonraki aşamaların ne kadar etkin, kolay veya adil olduğu önem taşımayacaktır. Bu sebeple AYM, mahkemelere erişim hakkını adil yargılanma hakkının önkoşulu olarak değerlendirmiştir.[1] Bu hakkın önemi nedeniyle yazımızda mahkemelere erişim hakkına ilişkin sınırlandırmaların sınırlarını inceleyecek ve açıklamaya çalışacağız.

Mahkemelere (Adalete) Erişim Hakkı

Hukuk devletinin yapıcı unsurları arasında yer alan adil yargılanma hakkının bir görünümü olan mahkemelere (adalete) erişim hakkı ([en.]right to a tribunal/right of a access to court, [fr.] droit a un tribunal) Anayasa’nın 36.maddesinde doğrudan ve AİHS’in 6. maddesinde de zımnen yer almaktadır.[2]

Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” (Anayasa m. 36)

Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.” (AİHS m.6/1)

Devletin mahkemeye erişim hakkının kullanılmasını engellememesi yetmemekte; fazla olarak kullanımını sağlayıcı uygun önlemler alması da gerekmektedir.[3] Ayrıca Anayasa m. 40/2 hükmüne göre, Devletin başvurulacak “kanun yollarını, mercileri ve sürelerini belirtmesi zorunluluğu” hak arama özgürlüğünün sadece hukuken değil, aynı zamanda fiilen korunması güvence altına alınmaktadır.[4] Sonuçta mahkemelere erişim hakkı, hak aramak için mahkeme önüne gidebilme olanağını gerçekten, fiilen ve etkili bir biçimde mevcut olmasını gerektirmektedir.[5]

Mahkemelere Erişim Hakkına İlişkin Sınırlandırmanın Sınırları

Anayasa’nın 3.10.2001 tarihinde 4709 sayılı kanunla değiştirilmiş 13.maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Dolayısıyla sınırlandırma yapılırken göz önünde bulundurulması gerekenler:

A-Kanunla Yapılma,

B-Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Uygunluk,

C-Öze Dokunmama,

D-Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk,

E-Laik Cumhuriyetin Gereklerine Uygunluk,

F-Ölçülülük,

G-Dokunulmaz Alanlara Dokunmama,

H- Anayasa’nın İlgili Maddelerinde Belirtilen Sebeplere Bağlılık,

kriterleridir.

A-Kanunla Yapılma

Anayasa’nın 13.maddesine göre, “Temel hak ve hürriyetler(…) ancak kanunla sınırlanabilir.” Yasayla sınırlama kuralı çerçevesinde tartışılan nokta yürütme işlemleriyle de sınırlanabilmesinin mümkün olup olmadığıdır. TANÖR/YÜZBAŞIOĞLU’na göre yasayla sınırlama kuralı, yürütme işlemleriyle (KHK[6], CBK, tüzük, yönetmelik vb.) sınırlayamama demektir.[7] Olsa olsa bunlar yasanın getirdiği çerçeveler içinde biçme ve usule ilişkin düzenlemeler getirebilir. Bunlar da kullanılma ilgili biçimsel düzenlemelerdir.

B-Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Uygunluk

Anayasa’nın sözü denilince metindeki somut hükümler ve ek güvenceler anlaşılır. Ek güvenceler temel hak ve özgürlüklere özel ve yoğun bir koruma getiren güvencelerdir. Bunlar kanun koyucunun temel hak ve özgürlükleri sınırlandırırken dokunamayacağı alanlardır.[8] Örneğin, “Basın (…) sansür edilemez.” denilmek suretiyle basın özgürlüğüne ek güvence getirilmiştir. Ayrıca sınırlamanın, Anayasa’nın sadece sözüne değil ruhuna, yani Anayasa’nın bütününe ve ondan çıkan temel anlama da aykırı olmaması gerekir.[9] Anayasa’nın otoriteye/kamu düzenine ağırlık verdiğine yönelik yorumlar[10] ve Anayasa’nın ruhu kavramının nesnel bir içeriğe sahip olmayışı gibi nedenlerle Anayasa’nın ruhu kavramı temel hak ve özgürlükleri geliştiren yorumlara yardımcı görülmemiştir.[11]

C-Öze Dokunmama

Bir hak veya özgürlüğün özü onun vazgeçilmez unsuru, dokunulduğu takdirde söz konusu özgürlüğü anlamsız kılacak olan asli çekirdeğidir.[12] Bir hak ya da özgürlüğün kullanılmasını açıkça yasaklayıcı, örtülü bir şekilde kullanılamaz hale koyucu, ciddi surette güçleştirici ve amacına ulaşmasını önleyici ve etkisini ortadan kaldırıcı olan sınırlamalar öze dokunmuş sayılır.[13] Hakkın özü temel hak güvencesi bakımından son bir savunma kalesi gibidir. “Hakkın özü ne gibi bir içerik taşır?” sorununa ancak her bir temel hak bakımından cevap getirmek mümkündür.[14] Kemal GÖZLER her bir temel hak ve özgürlük bakımından hakkın özü kavramının farklılaşmasını eleştirmiştir. GÖZLER’e göre, hakkın özü kavramı fevkalade belirsiz bir kavramdır. Bir hakkın özünün nerede başlayıp nerede bittiği objektif olarak bilinemez.[15]

D-Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

AİHS m.6/1, 8, 9/2, 10/2, 11 hükümlerinde geçen demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk kriteri, AİHS sisteminden Anayasa’ya aktarılmıştır. Aynı kriterin BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nde (International Covenant on Civil and Political Rights) de yer almaktadır.

AYM, bu kriteri başlarda Anayasa’da gösterilen demokratik toplum düzeni anlamında kullansa da 26.11.1986 tarihli kararından[16] itibaren bu görüşünü değiştirmiş ve demokratik toplum düzeninin gerekleri deyimini hem evrensel demokratik ölçütleri yansıtır hem de hakkın özü kavramını da içerir anlamda yorumlamıştır.[17]

Ancak dikkat edilmelidir ki bu kriter öze dokunmama güvencesinin yerine geçecek bir ölçüt olmayıp olsa olsa onun tamamlayıcısı olabilir. Öz kavramı her hak ve özgürlük açısından kişiye dokunulmaz bir asgari alan güvencesi sunar. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ise her hak ve özgürlük için ayrı ayrı somutlaştırılması zor olan, hak ve özgürlüklerin dışında kalan, daha çok siyasal rejim ve demokrasi alanına giren bir kavramdır.[18]

E-Laik Cumhuriyetin Gereklerine Uygunluk

Bu kriter değişiklik yapıldığı dönemin tali kurucu iktidarının endişesini yansıtır. GÖZLER, laiklik ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması kavramlarının alakasız kavramlar oluklarını ifade etmiştir. Bu doğrultuda, “laik Cumhuriyetin gerekleri” kavramının temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması sistemi açısından operasyonel bir kavram olmadığını ifade etmiştir.[19]

F-Ölçülülük

Ölçülülük ilkesi, amaç ile araç arasında ölçülü bir bağlantının kurulmuş olmasıdır.[20] Ölçülülük ilkesi, AİHS sisteminde karşımıza “orantılılık (proportionality)” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Burada amaç her şeyden önce sınırlanacak temel hakkın öngördüğü yasa kayıtlarında yer alan sınırlama sebepleridir. Bazı hallerde yasa koyucu belirsiz kavramlara dayanmak zorunda kalabilir (örn. kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak…). Bu durumlarda yasa koyucunun ilgili kavramın içeriğini doldurması da gerekmektedir. Amaca ulaşmak için çeşitli araçlar kullanılır. Ölçülülük ilkesi üç alt unsuru içerir: Kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olması, bu aracın gerekli ya da zorunlu olması ve araç ile amaç arasında dengeli bir oranın (orantılılığın) varlığı.[21]

Araçların amaca ulaşmak için gerekli ya da zorunlu araçlar olmalıdır. Buna göre temel hakkın sınırlandırılmasında seçilebilecek araçlar arasında en yumuşağının, en az sınırlayıcı olanının seçilmesi gerekir. Örneğin bir bölgede savaştan dolayı mahkemeler işleyemez haldeyse mahkemelerin kapısına kilit vurmak ve o bölgede yargı işlerine bakmak yerine yakın bir bölgedeki mahkemeleri yetkili kılmak mahkemeye erişim hakkı açısından gerekli sınırlandırma olarak kabul edilebilir.

Araçların amaca ulaşmada elverişli olması da ölçülülüğün diğer bir alt ilkesidir. Sınırlamada başvurulan tedbirin ulaşılmak istenen sonuca bir katkıda bulunması gerekir. Daha başlangıçta öngörülen tedbirin hedeflenen amacın gerçekleşmesine bir katkıda bulunmayacağı anlaşılıyorsa düzenlemenin elverişlilik ilkesine, dolayısıyla ölçülülük ilkesine aykırı olacağı söylenebilir.[22]

Araç ile amaç arasında dengeli bir oran olmalı ya da başka bir ifadeyle ölçüsüz bir oran olmamalıdır.

G-Dokunulmaz Alanlara Dokunmama

15.maddede belirtilen, savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde dahi dokunulamayacak hakların evleviyetle (a fortiori) Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilen olağan hal sınırlandırmalarına konu olamayacağı açıktır. Bunlar sert çekirdekli haklar[23] olarak da ifade edilmektedir.

H-Anayasa’nın İlgili Maddelerinde Belirtilen Sebeplere Bağlılık

Anayasa bazı sınırlamaları ispata gerek duyulmayacağı düşüncesiyle belirmemiştir. Bir hürriyetin Anayasamızda açıkça sayılanların dışında hiçbir nedenle sınırlanamayacağını savunmak birçok halde bizi çıkmazlarla karşı karşıya bırakır.[24]

Hiçbir hakkın uçsuz bucaksız bir şekilde sınırsız olmadığı açıktır. Hakların sınırsız olamayacağı “norm alanının” nesnel (içkin) sınırlılığının bir sonucudur.[25] Nesnel (içkin) sınırların tespit edilmesiyle zaten hakta var olan ve olmaya devam eden sınırlar ortaya konulmuş olunur. Dolayısıyla yasa koyucunun belli bir sınırlandırma sebebine dayanarak yapmış olduğu sınırlandırmalar konstitutif (kurucu) niteliktedir. Oysa yasa koyucunun nesnel (içkin) sınırları belirlemesi deklaratif (beyan edici, açıklayıcı) niteliktedir.[26]

 “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” (Anayasa m.36/1)

Anayasa m.36/1’e bakılırsa hiçbir özel sınırlandırma sebebinin olmadığı görülecektir. Her temel hak ve özgürlükte olduğu gibi mahkemelere erişim hakkının da hakkın tabiatlarından, kendi niteliğinden doğan nesnel (içkin) sınırları vardır. Anayasa m.36/1’de yer alan “meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle” ifadesi bu bağlamda mahkemelere erişim hakkının norm alanını sınırlandırmaktadır. AYM’ye göre de dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa’nın 13.maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz.[27]

Sonuç olarak yasa koyucu Anayasa m. 13’e uygun olmak kaydıyla mahkemeye erişim hakkına ilişkin düzenleme yapması halinde deklaratif (beyan edici, açıklayıcı) düzenleme yapmış olur. Aksi takdirde yapılacak konstitutif (kurucu) düzenlemeler Anaysa m.36/1’de hiçbir özel sınırlama sebebinin düzenlenmemiş olması sebebiyle Anayasa m. 13’e aykırı olur.

Sonuç

Kişilerin kendi hak ve özgürlüklerine yönelen ihlal tehditlerin önlenmesine, devam eden ihlallerin sona erdirilmesine ve zararlarının tazmin edilmesine yönelik taleplerini yöneltebilecekleri güvenli ve kesin çözüm sağlayan makamların varlığı zaruridir. Toplumsal yaşamda bireylerin kendi haklarını kendi güçleriyle elde etmelerinin yasaklanmasından bu yana toplumda temel hak ve özgürlüklere ilişkin talepleri karşılayacak kurum Devlet olmuştur.

Anayasa’nın 9. maddesinde belirtildiği üzere “yargı yetkisi” kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenen (142. madde) bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Devletin sahip olduğu bu yargılama yetkisi karşısında kişiler de adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu hakta “içerik olarak adil bir karar verilip verilmediği değil, adil bir karar verilebilmesi için gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığı” önem kazanmaktadır.[28] Mahkemelere erişim hakkı adil yargılanma hakkının bir yansımasıdır. İç hukukta Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası hükmünde hiçbir sınırlandırma sebebinin belirtilmemesinden dolayı hakkın sınırlandırılması bakımından sorun çıkmaktadır.

Her temel hak ve özgürlük sınırlandırılırken Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilen Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Uygunluk, Öze Dokunmama, Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk, Laik Cumhuriyetin Gereklerine Uygunluk, Ölçülülük, Dokunulmaz Alanlara Dokunmama kriterlerinin sağlanması bir zorunluluktur. Özel sınırlandırma sebebinin bulunmamasından dolayı ancak normun nesnel sınırlarını ortaya koyan, başka bir anlatımla doğası gereği sahip olduğu sınırları belirten deklaratif (beyan edici, açıklayıcı) bir düzenleme yapılabilecektir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 24 Mayıs 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

GÖZÜBÜYÜK, A.Şeref; GÖLCÜKLÜ, Feyyaz; SAYGILI, Abdurrahman; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İnceleme ve Yargılama Yöntemi, Turhan Kitabevi Yayınları, Ankara 2019 (12. Baskı).

TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2002 (4.Baskı).

ÖZBUDUN, Ergun; Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2017 (17.Baskı).

SAĞLAM, Fazıl; Temel Hakların Sınırlandırılması ve Özü, A.Ü. S.B.F. Yayını, Ankara 1982.

GÖZLER, Kemal; Anayasa Hukukunun Genel Esasları, Ekin Basım Yayım Dağıtım, Bursa 2019 (9.Baskı)

KAPANİ, Münci; Kamu Hürriyetleri, Ankara 1981 (6.Bakı).

İNCEOĞLU, Sibel; Adil Yargılama Hakkı: Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi-4, https://www.anayasa.gov.tr/BireyselBasvuru/pdf/Kitaplar/adil_yargilanma_hakki.pdf (Erişim Tarihi: 20.04.2021).

SOYSAL, Mümtaz; Anayasaya Giriş, İmge Kitapevi, Ankara 2011 (3.Baskı).

GÖZLER, Kemal; Anayasa Değişikliğinin Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Bakımından Getirdikleri ve Götürdükleri: Anayasanın 13’üncü Maddesinin Yeni Şekli Hakkında Bir İnceleme, Ankara Barosu Dergisi, Yıl 59, Sayı 2001/4, s.53-67. www.anayasa.gen.tr/madde13.htm (Erişim Tarihi: 13.12.2020).

SAĞLAM, Mehmet; Ekim 2001 Tarihinde Yapılan Anayasa Değişiklikleri Sonrasında, Düzenlendikleri Maddede Hiçbir Sınırlama Nedenine Yer Verilmemiş Olan Temel Hak ve Özgürlüklerin Sınırı Sorunu, Anayasa Yargısı Dergisi, Cilt 19, Haziran 2002, s. 233-266.

DİPNOTLAR

[1] AYM, e. 2010/41, k.2012/19, t. 9.2.2012 (Aktaran: İNCEOĞLU, Sibel; Adil Yargılama Hakkı: Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi-4, s.40).

[2] GÖZÜBÜYÜK, A.Şeref; GÖLCÜKLÜ, Feyyaz; SAYGILI, Abdurrahman; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İnceleme ve Yargılama Yöntemi, s.272.

[3] a.g.e., s.247.

[4] İNCEOĞLU, Sibel; s.41.

[5] Geouffre de la Pradelle/France, Appl. No: 12964/87, 16.12.1992, para. 34-35 (Aktaran: İNCEOĞLU, Sibel; a.g.e., s.23).

[6] 6771 sayılı Kanunla Anayasa’da yapılan değişiklikten sonra KHK’ler kaldırılmıştır. Bunun yerine normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer alan ancak asli düzenleme yetkisi oldukça geniş olan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri (CBK’ler) getirilmiştir. CBK için bknz: Anayasa m.104/17.

[7] TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku,  s.146. Aynı yönde:Sınırlama ancak kanunla yapılabilir. Yürütme organının düzenleme yetkilerine dayanarak veya kişisel işlemlerle hakların ve özgürlüklerin sınırlanması mümkün değildir.” (SOYSAL, Mümtaz; Anayasaya Giriş, s.269.); “…yeni sistemde de, eski sistemde olduğu gibi temel hak ve hürriyetler, kanunla sınırlanabilir; yani, kanun hükmünde kararnameyle, tüzükle, yönetmelikle veya diğer idari işlemler ile sınırlanamaz.” (GÖZLER, Kemal; Anayasa Değişikliğinin Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Bakımından Getirdikleri ve Götürdükleri: Anayasanın 13’üncü Maddesinin Yeni Şekli Hakkında Bir İnceleme, s.56.) Karşı yönde:Özellikle karmaşıklaşmış, uzmanlaşmış ve çok geniş alanlara yayılmış olan modern devlet hayatı içerisinde bütün genel, objektif, kişilik dışı hukuk kurallarının yasama organı tarafından konulması gerektiğini savunmaya imkan yoktur.(…) Devletin sosyal hayata müdahalesini asgari ölçüde tutmayı amaçlayan bir klasik liberal devlet anlayışı içinde belki bir dereceye kadar savunulabilecek olan böyle bir görüş, günümüzün müdahaleci sosyal devlet anlayışı karşısında geçerliliğini tamamen yitirmiştir.  (ÖZBUDUN, Ergun; Türk Anayasa Hukuku,  s.247-248)

[8] GÖZLER, Kemal; Anayasa Hukukunun Genel Esasları,  s.422.

[9] ÖZBUDUN, Ergun; a.g.e., s.116.

[10] Bknz. Yargıtay HGK, e.1980/4-1714, k.1983/803, t. 14.9.1982; AYM e.1984/14, k.1985/7, t. 13.6.1985 (Aktaran: TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; a.g.e., s.148).

[11] TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; a.g.e., s.147-148

[12] ÖZBUDUN, Ergun; a.g.e., s.117.

[13] TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; a.g.e., s.151.

[14] SAĞLAM, Fazıl; Temel Hakların Sınırlandırılması ve Özü,  s.3-4

[15] GÖZLER, Kemal; a.g.e., s.423

[16] AYM, e. 1985/8, k. 1986/27, t. 26.11.1986.

[17] ÖZBUDUN, Ergun; a.g.e., s.119.

[18] TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; a.g.e. s. 149. Karşı yönde: “Demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramı hakkın özü kavramına göre daha kullanışlı bir kavramdır. Şöyle ki demokratik hukuk devletlerinde bazı durumlarda sınırlanan birçok temel hak ve hürriyetin sınırlanması, eğer hakkın özü ölçütü esas alınırsa sınırlanması mümkün olmayacaktır.” (Kemal GÖZLER, a.g.e., s.423).

[19] GÖZLER, Kemal; Anayasa Değişikliğinin Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Bakımından Getirdikleri ve Götürdükleri: Anayasanın 13’üncü Maddesinin Yeni Şekli Hakkında Bir İnceleme, s.61-63.

[20] TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; a.g.e., s.152

[21] a.g.e., s.152

[22] GÖZLER, Kemal; Anayasa Hukukunun Genel Esasları,  s.421.

[23] Bknz. TANÖR, Bülent; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi; a.g.e., s.154

[24] SAĞLAM, Fazıl; a.g.e., s.80-84.

[25] SAĞLAM, Fazıl;  a.g.e., s.49-51.

[26] SAĞLAM, Fazıl; a.g.e., s.33.

[27]AYM, e.2010/83, k.2012/169, t.1.11.2012. Ayrıca bknz: Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7.11.2013, para. 58. (Aktaran: İNCEOĞLU, Sibel; a.g.e., s.44).

[28] İNCEOĞLU, Sibel; a.g.e., s.1.

This div height required for enabling the sticky sidebar