Hit enter after type your search item

ISRARLI TAKİP KAVRAMI

/

Yazar: Esra Gürgil

Türk hukukunda ayrı bir suç olarak düzenlenmeyen ancak günlük hayatta maalesef ki sıklıkla karşılaştığımız “ısrarlı takip” kavramı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 9.9.2009 tarihli Opuz v. Turkey kararı ile gündemimizde -ne yazık ki- önemli bir alan kapsamaktadır. Söz konusu olayda, eşi H.O. tarafından şiddet gören Nahide Opuz defalarca kez şikâyette bulunmuş ve bu şikâyetler üzerine tutuklanan H.O. bir süre tutuklu yargılanmasının ardından tutuksuz yargılanmış ve salıverilmiştir. Salıverilmesi üzerine tehditlere devam eden H.O gerçekleştirdiği saldırı esnasında Nahide Opuz’un annesini öldürmüş ve N.O bunun üzerine AİHM’ne başvurmuştur.

İlgili kararın ardından 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile yakın bir tarih öncesine dek imzacısı olduğumuz ve hatta ilk imzacı devlet olduğumuz İstanbul Sözleşmesi (Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi) hazırlanmıştır. İşbu sözleşme her ne kadar 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilmiş olsa ve Avrupa Konseyi Anlaşmalar Bürosu’nun belirttiği üzere 1 Temmuz 2021 itibariyle yürürlükten kalkacak olsa da “ısrarlı takip” kavramı ve şiddetle mücadele bağlamında oldukça önem arz etmektedir.

“Israrlı takip” kavramını inceleyecek olursak, bu kavramın İstanbul Sözleşmesi’ndeki yansıması bu sözleşmenin 34. maddesinde “ başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkar davranışlar” şeklindedir. 6284 sayılı kanunda ise “tek taraflı ısrarlı takip” kavramı kullanılmış ve ilgili kanuna dair düzenlenen uygulama yönetmeliğinde bu kavram “Aralarında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, şiddet uygulayanın, şiddet mağduruna yönelik olarak, güvenliğinden endişe edecek şekilde fiziki veya psikolojik açıdan korku ve çaresizlik duygularına sebep olacak biçimde, içeriği ne olursa olsun fiili, sözlü, yazılı olarak ya da her türlü iletişim aracını kullanarak ve baskı altında tutacak her türlü tutum ve davranışı, ifade eder.” şeklinde açıklanmıştır.

Madde metninden de anlaşıldığı üzere, mağdur ile fail arasında herhangi bir tanışıklık bağı olup olmadığına bakılmaksızın, kişide can güvenliğine yönelik endişe, korku vb. hisler uyandıracak her türlü davranış “ısrarlı takip” kapsamındadır. İçinde bulunduğumuz dönemde ısrarlı takip, yalnızca fiziki olarak değil, teknolojinin de gelişmesiyle dijital ortamlardan çok yaygın bir şekilde uygulanır olmuştur. Nasıl ki sokakta yürürken sürekli olarak takip edilmesi ısrarlı takip kapsamına giriyor ise, sürekli olarak mesaj atılması, sosyal medya platformları üzerinden ısrarla rahatsızlık verilmesi gibi durumlar da ısrarlı takip suçu kapsamındadır. Bu gibi durumlarda mağdur sosyal medya hesaplarını kapatmak, telefon numarasını değiştirmek ve kimi zaman yaşadığı yeri değiştirmek gibi köklü değişiklikler yapmak zorunda kalabilmektedir.[1] İlaveten, bir kimsenin fotoğraflarını yaymak, sürekli olarak hediye, çiçek vb. şeyler göndermek, kişinin çevresindeki insanlarla rahatsızlık verecek şekilde sık sık iletişime geçmek gibi eylemler de bazı durumlarda, “ısrarlı takip” kapsamında değerlendirilmelidir.[2]

Birçok kimsenin maruz kaldığı, bahsi geçen bu olaylar her ne kadar “kişilerin huzur ve sükununu bozma”, “özel hayatın gizliliğini ihlal” ve daha farklı suçlar kapsamında değerlendiriliyor olsa da ayrı bir suç olarak düzenlenmemiş olmasından dolayı kimi zaman cezasız kalmaktadır. Bu cezasız kalmanın bir sonucu olarak ise mağdur ne kadar telefon numarasını değiştirse de sosyal medya hesaplarını kapatsa da fail bir şekilde mağdura tekrar ulaşabiliyor.[3] Tipik bir örnek olarak ise bahsi geçen Opuz Davası söylenebilir. Kısaca, “ısrarlı takip” suçu cezasız kaldığı noktada devam ettirilmekte ve hatta boyut değiştirerek cinayet, taciz, tecavüz gibi çok ciddi ve can yakıcı suçları da beraberinde getirebilmektedir. İlgili kanunda, yönetmelikte tanımı yapılmış ve mağdurun korunacağı belirtilmiş olsa da ayrı bir suç olarak düzenlenmesi ve caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerekmektedir.

Bu hususla ilgili Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerde bulunan mevcut düzenlemeler incelenecek olursa, tüm üye devletlerin bu konuda özel bir düzenlemesi bulunmamaktadır.[4] Özel bir düzeleme mevcut olmasa dahi, üye devletlerin hepsinde “ısrarlı takip” kavramını kısmen veya tamamen karşılayan kavramların yer aldığı görülmektedir.[5]      Bu konuyu özel olarak ele almamış olan devletlerin bir kısmı, buna ihtiyaç olmadığını belirtirken, üye devletlerden 8’i ise bu kavramı ayrı bir suç olarak düzenlemiştir.[6] Bu kavramın ayrı bir suç olarak ele almış olan ilk ülke (1933) Danimarka’dır. Günümüzde bu konuyla ilgili en ağır yaptırım ise Almanya’da uygulanmaktadır.

“Israrlı takip” kavramını mevzuatta ayrı bir suç olarak düzenlemiş olan ülkelerin hepsinde koruma/uzaklaştırma tedbirleri, uygulamada kullanılmaktadır. Yaptırım olarak ise, 8 ülkenin tamamı hapis cezası öngörmüşken bu ülkelerden 6’sında ayriyeten para cezası da uygulanmaktadır. Bu ülkeler arasında bulunan İngiltere, bu konuda ayrıma gitmiş, “ciddi korkuya yol açan” ve “ciddi korkuya yol açmayan” olacak şekilde düzenleme yapmıştır. Bu ayrıma göre yaptırımlar da değişkenlik göstermektedir.

Sonuç olarak, “ısrarlı takip” suçu günümüzde çok kolay işlenir olmuştur ve bu suçun kapsamı da birçok kimse tarafından bilinmemektedir. Ancak söylemek gerekir ki, suçun oluşumu için failin, mağdurda korku veya endişeye yol açmak amacıyla hareket etmesi gerekmemekte, gerçekleştirdiği fiilin mağdurda korku, endişe vb. duygulara yol açacağını bilebilecek durumda olması yeterlidir.[7] Ayrıca belirttiğimiz üzere, “ısrarlı takip” eylemleri mağdurun can ve mal güvenliğini tehdit etmekte olup kimi zaman boyut değiştirerek fiziksel şiddet olaylarına sebep olabilmektedir. Bahsedilen boyut değişikliği, Türkiye topraklarında çok üzücü bir şekilde yaşanmış olup ülkemiz bu konuda cezaya çarptırılmıştır. Ve üzülerek belirtmek gerekir ki bu tür olaylar ülkemizde halen çok sık yaşanmaktadır. Buna rağmen “ısrarlı takip” kavramı ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir.

Günümüz Türkiye’sinde, özellikle kadınlar, hiçbir sebep yokken dahi can güvenliğinden endişe duymaktadır. Bu ise, ülke olarak, şiddetle mücadele konusunda çok büyük eksiklerimizin olduğunun bir göstergesidir. Yalnızca “ısrarlı takip” kapsamında değil, cezasız kalan tüm suçlar, suç işleme potansiyeli olan kişilere cesaret vermektedir. Sosyal medya üzerinde gördüğümüz/duyduğumuz şiddet olaylarının çoğunda, şiddet uygulayan kişi ceza almayacağını düşünmekte ve bundan dolayı şiddet uygulamaya devam etmektedir.

Şiddetle mücadele kapsamında uluslararası ve ulusal alanda başarılı çalışmalara imza atmış olsak da mevcut mevzuatımız etkin bir şekilde uygulanmamaktadır. Kimi zaman suçlar cezasız kalmakta kimi zamansa verilen cezalar yetersiz olup caydırıcı özelliğini yitirmektedir. Tüm bunların önüne geçmek adına “ısrarlı takip” kavramını ayrı bir suç olarak düzenlemek yalnızca küçük bir adım olacaktır ve bu adımı atmak ülkemiz insanlarının can güvenliği açısından oldukça mühimdir. Şiddetle mücadele konusunda ilgili düzenlemeler olabilecek en etkili şekilde uygulanmalı, geliştirilmeli ve hiçbir suç cezasız kalmamalıdır.

           Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 17 Haziran 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Doğan, R. (2014). Kadına Yönelik Şiddetin Bir Türü Olarak, Israrlı Takip (Stalkıng) Kavramı ve Suçu. Ankara Barosu Dergisi, 135-154.

Mor Çatı 2017 Yılı 6 Aylık Faaliyet Raporu. (2017, Temmuz 25). Nisan 17, 2021 tarihinde Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı: https://morcati.org.tr/faaliyet-raporlari/416-mor-cati-2017-yili-6-aylik-faaliyet-raporu/ adresinden alındı

Şiddet Biçimleri. (tarih yok). Nisan 18, 2021 tarihinde Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı: https://morcati.org.tr/siddet-bicimleri/ adresinden alındı

DİPNOTLAR

[1] (Mor Çatı 2017 Yılı 6 Aylık Faaliyet Raporu, 2017:  https://morcati.org.tr/faaliyet-raporlari/416-mor-cati-2017-yili-6-aylik-faaliyet-raporu/ ) (Erişim Tarihi: 17.04.2021)

[2](Şiddet Biçimleri, 2021: https://morcati.org.tr/siddet-bicimleri/ ) (Erişim Tarihi: 18.04.2021)

[3] (Mor Çatı 2017 Yılı 6 Aylık Faaliyet Raporu, 2017: https://morcati.org.tr/faaliyet-raporlari/416-mor-cati-2017-yili-6-aylik-faaliyet-raporu/ )

[4] (Doğan, 2014)

[5] (Doğan, 2014)

[6] (Doğan, 2014)

[7] (Doğan, 2014)

This div height required for enabling the sticky sidebar