Hit enter after type your search item

İLYAS GÜLENÇ İLE İNGİLTERE’DE HUKUK EĞİTİMİ

/

İngiltere hukuk eğitiminde en çok tercih edilen ülkelerden biri olmasına rağmen İngiltere’de hukuk eğitimi hakkında bilgi edinmek isteyenler için bu araçlar oldukça kısıtlıdır. Bu röportajımızda İngiltere’de hukuk eğitiminin ve İngiliz hukuk sisteminin ayrıntılarını Sertuğ Atik ve Taceddin Kalkan, “İngiltere’de Hukuk Eğitimi” danışmanlığı yapan İlyas Gülenç ile ele aldı.

1- İlk olarak İngiltere’deki hukuk sistemini tanımak isteriz. İngiltere’de hukuk sistemi nasıl işlemektedir? Anglo-Sakson hukuk sistemi ne gibi özellikler taşımaktadır ve bizim hukukumuzdan farkları nelerdir?

Öncelikle bana böyle bir röportajı gerçekleştirme fırsatını sunduğunuz için çok teşekkür ederim. Ülkemizin entelektüel bilgi havuzunu zenginleşme adına gayret gösteren sizler gibi kişilerin çabalarını yakından takip ediyorum ve bu çalışmaları çok takdir ettiğimi belirtmek istiyorum.

İngiltere’nin hukuk sistemini anladığınız takdirde, başta Amerika olmak üzere Kanada ve Avustralya’nın da hukuk sistemlerini de anlamaya başlarsınız. Zaten teorik olarak, Kanada ve Avustralya, İngiltere Kraliçesi’ni tanımaktadırlar. İngiltere’de görülen pek çok davada, Kanada ve Avustralya’da görülen davalara atıf yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, İngiliz hukuk sistemi, dünya üzerinde çok geniş bir coğrafyada etkisini hissettiren bir hukuk sistemidir.

İngiliz hukuk sisteminin en belirgin özellikleri, toplumsal yapıya ve kültürel dokuya uygun olarak “organik ve tedrici” olarak gelişmesidir. Bu konuyu biraz açacak olursak, İngiliz hukuk sistemi, İngiltere’nin idari yapısının gelişimine benzer şekilde radikal devrimler ile şekillenmemiştir. Aksine, savaş dönemleri de dâhil olmak üzere, İngiltere Parlamentosu’nun çıkardığı yasalar ve hâkimlerin verdiği kararlar ile zaman içerisinde tekemmül etmiş bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır. İngiltere hukuk sisteminde, 1873’te çıkarılan Yargı Düzeni Kanunu (Judicature Act)’na kadar içtihat hukuku mahkemeleri (common law courts) ve hakkaniyet mahkemesi (Court of Chancery) olarak bilinen iki farklı mahkeme yapısı bulunmaktaydı. Court of Chancery, hakkaniyet (equity) prensiplerine göre kararlarını verirken, içtihat mahkemeleri ise daha önce hâkimlerin verdiği emsal kararlara dayanarak hüküm vermekteydi. Court of Chancery’nin temelleri, Hıristiyanlık dinine dayanır. Özellikle ilk dönemde bu mahkemenin başına geçenlerin büyük çoğunluğu din adamlarından oluşmaktaydı. İngiltere, 1873’te çıkardığı bu yasa ile, her iki mahkeme sistemini birleştirmiş ve hâkimlere, hem içtihat hukuku prensiplerini ve hem de hakkaniyet prensiplerini uygulama hakkını vermiştir. Bu örnekte görüleceği üzere, İngiltere, kendi hukuk tarihindeki farklı ekolleri başarılı sentezler ile bir araya getirmek suretiyle olgunlaşmıştır. İngiliz hukuk sisteminin bu anlamdaki başarısını, 21. yüzyılda verilen mahkeme kararlarında, 16. yüzyılda verilen bazı mahkeme kararlarlarına atıf yapılmasından anlaşılabilmektedir.

Türk hukuk sisteminden farklı olarak İngiliz hukuk sisteminde hâkimlere daha fazla takdir yetkisi verildiği söylenebilir. Bu anlamda, İngiliz hukuk sistemi hakim-merkezli bir hukuk sistemidir. Örneğin , 38 yıl hakimlik yapan ve 1999 yılında vefat eden Lord Denning’in verdiği cesur kararlar, İngiliz idari yapısı içerisinde mahkemelerin dengeleyici rolünün tespiti açısından önemlidir. Türk hukuk sisteminde ise hâkimlerin takdir yetkisi nispeten daha kısıtlıdır.

İngiliz hukuk sistemi ile Türk hukuk sistemi arasındaki bir diğer belirgin fark ise, ilkinin çekişmeli (adversarial) olması, ikincisinin ise soruşturmacı (inquisitorial) yapıda olmasıdır. Genel olarak çekişmeli bir yapıya sahip olan Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde, sanık ve davacı avukatları ceza davalarında ve bazı yüksek profil sivil davalarda juriyi ikna ederek istedikleri sonucu almaya çalışırlar. Bu tarz davalarda, Türk hukuk sisteminde olduğu gibi hakim, bir kişinin suçlu olup olmadığına karar vermez. Aksine, savunmaların tamamlanmasından sonra juri, sanığın suçlu olup olmadığına karar verir ve hakim ise içtihat hukukunda ve yasalarda belirtilen cezaları tatbik eder. Çekişmeli yargı sistemlerinde sanığın kendi haklarını savunması nispeten biraz daha kolaydır. Çünkü, bu sistemler gerçeğin ortaya çıkmasından ziyade sanığın haklarının korunmasına daha fazla önem verirler.

1981 yılında Sir Cyril Philips tarafından hazırlanan bir rapora istinaden 1985 yılında Kraliyet Savcılık Kurumu (Crown Prosecutor Service (CPS)) kurulmuştur. CPS’nin asli görevlerinden birisi, yürütülen bir soruşturmanın davaya dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine karar vermektir. 2012-13 yılında yapılan bir araştırmaya göre CPS tarafından hazırlanan iddianamelerin %80’i mahkumiyet ile neticelenmiştir. İngiliz hukuk sisteminde, Türk hukuk sisteminde olduğu gibi hakimler ve savcılar aynı binalarda görev yapmazlar ve bundan dolayı aralarında kişisel dostluklar sınırlı olarak gelişir. Ceza davalarında savcı ve sanık avukatı, hakimin karşısında eşit düzeyde yer alır. Bu anlamda İngiliz hukuk sisteminde savunma makamının nispeten daha güçlü olduğu ifade edilebilir.

Klasik mahkeme sistemlerinin maliyetli olması ve bu sistemler içerinde adil bir karara ulaşılması daha uzun zaman olmasından dolayı, İngiltere’de alternatif uyuşmazlık çözümü mekanizmalarının güçlendirilmesine büyük önem verilmektedir. Özellikle ticari ihtilaflarda sunduğu orijinal hukuki çözümler ve güçlü alternatif sorun çözme mekanizmalarından dolayı, pek çok uluslararası ticari sözleşmede İngiliz mahkemeleri tercih edilen hukuk sistemi olarak yer almaktadır.

2- Sizlerin de belirttiği gibi hukuk sistemlerimiz arasında çeşitli farklılıklar söz konusu. Peki İngiltere’deki hukuk fakültelerinde eğitim sistemi nasıl ve eğitimde ne tarz bir metot izleniyor? Bizdeki gibi teorik ağırlıklı ve uygulamanın geri planda kaldığı bir eğitim sisteminin İngiltere’de de mevcut olduğunu söyleyebilir miyiz?

İngiliz hukuk sisteminin gelişiminde, hukuk fakültelerinde verilen nitelikli eğitimin belirleyici bir rolü vardır. Genel olarak İngiltere’de hukuk eğitimi üç saç ayağından oluşur. İlk olarak, müfredat programları güncel hukuki tartışmalar ışığında sürekli güncellenmekte ve hukuk sisteminde yer alan popüler tartışma konuları İngiltere’deki hukuk fakültelerin öğrenciler tarafından aktif bir şekilde analiz edilmektedir. Örneğin, İngiltere’de ötenazi yasal değildir ve bir kişinin ötenazi olmak için başka bir ülkeye gitmesine yardımcı olan birisi hakkında ceza davası açılır. Bazı davalardan dolayı bu konu medyada da sık sık gündeme gelmektedir. İngiltere hukuk fakültelerinde bu tarz konular, eğitmenler tarafından ödev veya sunum şeklinde müfredata dahil edilir. Benzer şekilde, sözleşme hukukunda bazı nedenlerden dolayı yerine getirilmeyen bir sözleşmenin, tarafların bir araya gelmesi ile yeniden düzenlenmesinden sonra uygulanması konusu tartışmalıdır. İlk sözleşme ile taahhüt edilen fakat yerine getirilmeyen hususlar için yeniden ödeme yapılması, sözleşmelerin uygulanabilir olabilmesi için gerekli olan bedel (consideration) şartı açısından problemlidir. Bu tarz tartışmalı konulara İngiltere’de hukuk müfredatlarında sık yer verilir. İngiltere’de son yıllarda klinik hukuk anlayışı kapsamında öğrencilerin değerlendirilmesinde uygulamalı eğitimlere daha fazla yer verilmektedir. Sadece klasik sınav değerlendirmelerinden ziyade, müvekkil görüşmesi ve belirli bir konuda müvekkile bilgilendirici sunum yapma gibi uygulamalı değerlendirmeler sayesinde hukuk öğrencilerinin teorik bilgileri uygulamada kullanma becerisi ve hitabet yetenekleri ölçülmektedir. Bu anlamda özellikle eğitim mahkemelerinde (moot court) yapılan sunumlar ve bu sunumlara istinaden eğitmenler tarafından yapılan değerlendirmeler, öğrencilerin gelişimine büyük katkı sunmaktadır.

İngiliz hukuk eğitiminde ikinci sac ayağı derslerde kullanılan dokümanlardır. Cambridge, Oxford ve Pearson gibi nitelikli yayın evlerinde çıkarılan güncel kitaplar İngiliz hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır. Neredeyse her yıl yeni baskısı çıkan bu kitaplarda, en güncel davalara ilişkin yorumları bulmanız mümkündür. Ayrıca, İngiliz hukuk fakültelerinde online kütüphaneler oldukça zengindir. Bu kütüphanelere erişerek, uluslararası akademik literatürde yer alan sayısız makale ve kitaba erişebilirsiniz. Buna ilave olarak, İngiliz mahkemelerinde verilen mahkeme kararları, online bloglarda detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Özetlemek gerekirse, İngiliz hukuk fakültelerinde kullanılan akademik materyaller son derece nitelikli ve doyurucudur.

Eğitmenler, İngiliz hukuk eğitiminde diğer bir sac ayağıdır. İngiliz fakültelerinde görev yapan eğitmenlerin büyük çoğunluğu, avukat veya arabulucu olarak pratik tecrübeye sahiptir. Bu eğitmenler sayesinde, hukuk öğrencileri teori ile pratiği bir arada öğrenme şansını yakalayabilmektedir. Pratik tecrübeye sahip olan eğitmenler, ders kapsamında öğretilen teorik bilgilerin uygulamada nasıl kullanılabileceği konusunda hukuk öğrencileri yönlendirmektedir.

3- Türkiye’de alınan lisans eğitiminden sonra İngiltere’de alınabilecek LL.M. ve doktora eğitimleri hakkında bizlere bilgi verebilir misiniz, İngiltere hukukun hangi alanlarında tercih edilmelidir? Okullara yapılan başvurularda uluslararası öğrenciler için hangi kriterler göz önüne alınıyor?

İngiltere’de hukuk eğitimine devam etmek, Türkiye’deki hukuk öğrencileri açısından büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Hindistan, Pakistan ve Malezya gibi ülkeler dâhil olmak üzere dünya nüfusunun yaklaşık üçte birine tekabül eden bir kesim, İngiliz hukuk sisteminin etkisi ile şekillenmiştir. Dolayısıyla, İngiltere’de hukuk eğitimi alan hukukçular, dünyanın farklı coğrafyalarında meydana gelen hukuki sorunların çözümünde aktif rol oynama şansına sahip olabileceklerdir. Ayrıca, dünyada en iyi olarak gösterilen 10 hukuk firmasından 4’ü, İngiltere merkezli olarak faaliyetlerine devam etmektedirler. Bu firmalar genellikle çok uluslu bir yapıya sahip olmanın yanında, bünyesinde farklı milletlerden hukukçuları çalıştırmaktadırlar. Örneğin Clifford Chance hukuk firması 25 ülkede faaliyet göstermekte ve çalışanlarının %72’si İngiltere dışında bulunmaktadır.

Son yıllarda Türkiye’de döviz kurlarında meydana gelen hareketlilik neticesinde, İngiltere’de bir üniversitede lisans veya yüksek lisans seviyesinde hukuk eğitimine katılmanın maliyeti ciddi bir şekilde artmıştır. Yüksek lisans programlarının maliyeti yıllık olarak yaklaşık 6.000-10.000 pound arasında değişirken, lisans seviyesinde bu rakam yıllık olarak 4.000-16.000 pound civarında seyretmektedir. Türkiye’deki pek çok hukukçu için bu rakamlar oldukça yüksektir. Bununla birlikte King’s College ve University College London gibi üniversiteler, öğrencilerin başarı durumlarına göre çeşitli seviyelerde burs imkanları sunmaktadırlar. İngiltere’de hukuk alanında lisans ve yüksek lisans eğitimine online olarak katılma imkanları da son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Başta Essex, University of Law ve Arden olmak üzere pek çok üniversitede, Türkiye’de ikamet ederek online olarak lisans veya yüksek lisans programlarına katılmak mümkündür. Bu programların toplam maliyeti yaklaşık 20.000 pound civarındadır.

İngiltere’de lisans veya yüksek lisans eğitimlerine katılma konusunda diğer bir engel ise, genel İngilizce seviyesinin belirli bir düzeyin üzerinde olma zorunluluğudur. İngiltere’deki üniversiteler genel olarak IELTS sınavından 6 ve üzeri almayı şart koşmaktadır. IELTS sınavından yüksek bir not alsanız bile, hukuk dilinin anlaşılmasının biraz zor olmasından dolayı, lisans ve yüksek lisans düzeyinde özellikle müvekkil görüşmesi gibi uygulamalı değerlendirmelerde sıkıntı yaşanma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla, İngiltere’de eğitimine devam etmek isteyen hukukçularımızın, üniversiteye başvuru yapmadan önce başta genel İngilizce olmak üzere, özelde ise hukuk İngilizcesi alanlarında kendilerini hazırlamalarında büyük fayda vardır.

4- Biraz da eğitim sonrası süreçle ilgili konuşmak gerekirse; İngiltere’de avukat olmak isteyenleri nasıl bir süreç beklemektedir, bizdeki gibi zorlu bir staj süreci İngiltere’de de mevcut mu? Ayrıca lisans eğitimi Türkiye’de alındıktan sonra İngiltere’de yapılacak yüksek lisans eğitimiyle avukat olabilmek mümkün mü?

İngiltere’de avukat unvanı alabilmek için, bir hukuk fakültesinden mezun olma zorunluluğu yoktur. Bazı istatistiklere göre, İngiltere’de solicitor olarak çalışanlarının neredeyse %50’si hukuk fakültesi mezunu değildir. Diğer bir ilginç bilgi ise, İngiltere’de avukatlık ile ilgili düzenlemeleri yapan Solicitor Regulation Authority (SRA) tarafından kabul edilen bir yabancı üniversiteden mezunsanız, Eylül 2021’den sonra uygulamaya geçen Solicitor Qualification Examination (SQE) sınavına girerek, İngiltere’de avukat olarak çalışmanız teorik olarak mümkündür. SQE sınavına giriş için gerekli olan şartlara SRA’nın internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

Pratikte ise, İngiliz hukukunu bilmeden SQE sınavından geçmeniz mümkün değildir. SQE-1 sınavında adaylar, “business law and practice”, “dispute resolution”, “contract”, “tort”, “legal system of England and Wales”, “property practice” ve “land law” ile ilgili iki gün boyunca çoktan seçmeli sorulara tabi tutulmaktadırlar. SQE-2 sınavında ise, “client interview”, “legal research”, “legal writing” ve “legal drafting” gibi daha çok uygulamaya dayalı değerlendirmeler bulunmaktadır. Eğer İngiliz hukuk sistemi ile ilgili bir eğitim almamışsanız, bireysel çalışmalar ile bu sınavlarda başarılı olma şansınız oldukça azdır. SQE sınavının ücreti ise, bazı sınavlardan muafiyet durumunuza göre 3.000 ile 4.500 pound arasında değişmektedir. Yüksek maliyetinden dolayı tekrar tekrar girebileceğiniz bir sınav değildir. İngiliz hukuk sistemi ile ilgili herhangi bir eğitim almamışsanız, İngiltere’de faaliyet gösteren QLTS School gibi okulların düzenlediği kurslara katılmak sureti ile SQE sınavından başarılı olma şansınızı artırabilirsiniz. Eğer İngiltere’de bir yüksek lisans programına katıldıysanız, kendi imkanlarınız ile SQE sınavına hazırlanmayı deneyebilirsiniz. Tüm bu zorlukları aşabilen hukukçularımız için çok parlak bir mesleki kariyerin ufukta belireceğini ifade etmeye gerek bile yoktur.

5- Türkiye’deki hukuk fakültesi öğrencilerini ve eğitimi göz önüne aldığımızda ülkemizdeki Hukuk İngilizcesi eğitimini ne boyutta görüyorsunuz? Bu konuda öğrencilerin kendilerini geliştirebilmeleri için önerilerde bulunabilir misiniz?

Türkiye’de hukuk İngilizcesi eğitimleri maalesef oldukça sınırlıdır. Sadece çok az sayıda üniversitede İngilizce hukuk eğitimleri verilmektedir ve uluslararası standartları göz önünde bulundurduğunuzda bu üniversitelerdeki eğitimin niteliği de tartışmalıdır. Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmemiz gerekir; anaokul seviyesinden itibaren okullarımızda oldukça mekanik bir yabancı dil eğitimi verildiğinden dolayı, lise ve üniversite çağına gelen öğrencilerimizden yazılı ve sözel olarak üst seviyede İngilizce bilen kişi sayısı son derece azdır. Dil bariyeri olarak ifade edebileceğimiz bu durumdan dolayı, hukuk fakültesine başlayan çoğu öğrenci, Hukuk İngilizcesi öğrenmek için gerekli olan alt yapıya sahip değildir.  Hukuk İngilizcesi öğrenebilmek için belirli bir seviyenin üzerinde genel İngilizceye hakimiyet gerekmektedir.

Diğer bir engel ise, hukuk İngilizcesinin önemi konusunda hukukçularımızın genelinde farkındalık seviyesi arzu edilenin çok gerisindedir. Dünyadaki güncel hukuki gelişmelerden haberdar olma, çok uluslu faaliyet gösteren şirketlerimizin haklarını uluslararası mahkemelerde savunma, iç hukukumuzu etkileyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi mahkemelerin kararlarını orijinal metinlerinden okuyabilme, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması gibi Türkiye’nin milli çıkarlarını ilgilendiren konularda tezlerimizi İngilizce olarak uluslararası kamuoyuna açıklama gibi pek çok konuda hayati öneme haiz olan hukuk İngilizcesi, aslında hukuk fakültelerinin öncelikli olarak eğilmesi gereken konuların başında gelirken, bu alanda yeterli seviyede adımın atılmadığını söylemek mümkündür.

Hukuk fakülteleri ve barolarımızın pek çoğu, cari işleri yetiştirme telaşından dolayı, hukuk öğrencilerine ve avukatlara, hukuk İngilizcelerini geliştirme konusunda yeterli fırsatı sunamamaktadır. Sorumluluk makamında olan yöneticilerimizin, bu konuya eğilerek stratejiler üretmeleri gerekmektedir. Dünyaya entegrasyonumuzu arttırmak için, ilkokuldan itibaren sadece İngilizce değil Rusya, Arapça, Fransızca, Çince ve İspanyolca bilen öğrenciler yetiştirmeliyiz.  Hukuk fakültesine başlayan öğrencilerimize tavsiyem, bireysel olarak genel İngilizcelerini ve daha sonra ise hukuk İngilizcelerini geliştirmeleri konusunda adımlar atmalarıdır. Linkedln’de kurduğum “Business and Legal English” grubunda bu alanda kendilerini geliştirmek isteyen hukukçularımıza yönelik paylaşımlar yapmaya çalışıyorum. Bu paylaşımlarımın bazılarında belirttiğim gibi, internet ortamında yazılı ve video şeklinde hukuk İngilizcesi ile ilgili pek çok materyal bulunmaktadır. Steven Covey, “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabında çakıl taşları, kum ve suyla yapılan bir zaman yönetimi anekdotundan bahseder. Çok yoğun çalışan hukuk öğrencilerimiz ve avukatlarımız, günlük zamanlarından düzenli olarak her gün yarım saat ile bir saat arasında bu konuya ayırabilirlerse, zaman içerisinde istedikleri seviyeye geldiklerini göreceklerdir. Diğer türlü, yukarıda bahsettiğim anektotta olduğu gibi kaplarına öncelikli koymaları gereken şeyleri koymazlarsa, daha sonra bu konulara ayıracakları zaman kalmaz. Otobüsle okula giderken, cezaevinde müvekkil ziyaret etmek için araba sürerken veya buna benzer zaman dilimlerinde, hukuk İngilizcesi ile ilgili yazılı ve sözlü materyallere çalışmanız, bu konuda uzun vadede ciddi mesafeler kat etmenize yardımcı olacaktır.

Belirli bir seviye hukuk İngilizcesine sahip olan öğrencilerin sadece İngiltere’ye değil ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelere giderek, bir taraftan çalışarak bir taraftan da hukuk fakültesinde okumaları mümkün olacaktır. Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Hukuk İngilizcesi öğrenmenin bireysel olarak sağlayacağı faydaların yanı sıra, ülke olarak kendi tezlerimizi ve hukuki değerlerimizi uluslararası hukuk piyasasına sunma adına çok ciddi katkıları olacaktır.

Bu röportaj ilk kez 24.09.2021 tarihinde caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

This div height required for enabling the sticky sidebar