Hit enter after type your search item

HAYVAN SALDIRILARINDA SORUMLULUK

/

Yazar: Serkan TAĞAL

Giriş

21.Yüzyılın başlarına kadar hukuk, hayvanları ekonomik yararları ölçüsünde dikkate alıyordu. Hayvanın; gücü, postu, sütü, balı vs. ne kadar önemliyse ilgili hukuk kuralları da o kadar fazlaydı. Modern insana günlük yaşamında yardım eden, “boşluk” dolduran hayvanların sağladığı fayda, onların önemini artırdı. Diğer yandan, son yıllarda, çeşitli örgütlerin ulusal ve uluslararası kampanyaları sayesinde evcil hayvanların yanında özellikle yabani canlılara da yönelik farkındalık arttı.

Böylelikle günümüzde yalnızca, etinden, sütünden, postundan yararlanılan hayvanlar değil, insanlara evlerinde refakat eden, tedavilerinde yardımcı olan evcil hayvanlar ile çevrenin bir öğesi olan yabani hayvanlar da hukuki düzenlemelere konu oldu. Bu gelişmeler, hayvanın hukuki niteliği üzerine yeni görüşlerin ileri sürülmesine ve tartışmalara yol açtı. Bunların önemli kısmında, canlının cansızdan ayrılmadığını; hayvanın, insanın altında, eşyadan farksız ya da biraz farklı bir nesne olarak görüldüğü vurgulandı.

Hukukun iki önemli kavramı, kişi ve eşyadan hareketle yapılan tanımlama çabalarında hayvan, “kişi benzeri” veya “atipik eşya” gibi terimlerle anıldı. Birbirine karşıt olan bu görüşlerin merkezinde hayvanın hukuki niteliğinin ne olduğu sorusu bulunmaktadır. Ancak şüphesiz ki hayvanlar aleminin genişliği karşısında her türe uyacak bir niteleme yapmak çok zordur.

Türk hukuk sisteminde insan dışında olan her şey eşya kabul edilmektedir ve insan dışındaki her şey mal varlığının konusunu oluşturur. Yani ekonomik değeri olan her şey, insana hizmet eden aynı zamanda insanın sahip olabileceği malvarlıklarıdır. Ancak yine de mevzuatımızda, hayvanın eşyadan ayrıldığı bazı özel düzenlemeler kabul edilmiştir. Mesela tıpkı insanlar gibi hayvanlar üzerinde uygulanacak tedavi yöntemleri, tedavi amaçlı olmaksızın yalnızca hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri patent koruması dışında bırakılmıştır.

Kanunlarımız, hayvan sahibi olanların veya hayvan bulunduran kişilerin hayvanlarını başkalarına zarar vermelerini önlemek adına çeşitli düzenlemeler getirmiştir. Bu durum genelde evcil hayvan sahipleri veya sermaye amacı ile çiftlik hayvan sahipleri bakımından getirilmiştir. Ayrıca hukukumuzda sahipsiz hayvanların vermiş olduğu zararlar bakımından da düzenlemeler mevcuttur.[1]

I. Hayvan Bulunduranın Hukuki ve Cezai Sorumluluğu

Hayvan bulunduranın hukuki sorumluluğu ile ilgili çalışmalarda genellikle ‘’hayvan sahibinin hukuki sorumluluğu’’ şeklinde bir ifadeye rastlarız. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddelerine bakıldığı zaman kanun koyucunun ‘’hayvan bulunduran’’ ifadesini kullandığını görürüz. Bir kimsenin hayvanların fiillerinden sorumlu olabilmesi için o hayvanın maddi anlamda maliki olması zorunlu bir koşul değildir. Bu nedenle ‘’hayvan sahibinin hukuki sorumluluğu’’ ifadesi yanlış bir ifade olmamakla birlikte, eksik bir ifadedir.

A) Hayvan Bulunduranın Hukuki Sorumluluğu

Hayvan bulunduranın hukuki sorumluluğu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 67 ve 68. maddelerinde düzenlenmektedir.

TBK md 67/1’e göre, bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.

Bu hükümde hayvan bulunduran “bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi” olarak tanımlanmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere, bir hayvanın bakımını sürekli ya da geçici olarak üstlenen kişi, bu hayvanın bakımını üstlendiği zaman aralığında verdiği zarardan sorumlu tutulmuştur.

Örneğin, yoldan geçerken bir köpeği beslemek o hayvanın bakımının üstlenildiği anlamına gelmemektedir. Bakımının üstlenilmesinden söz edebilmemiz için o hayvanın zilyetliğe alınarak bakımın yapılması gerekmektedir. Örneğin, yağmurdan üşüyen bir kediyi o gece eve alan kişi, kediyi sokağa bırakana kadar ki süre içerinde kedinin verdiği zarardan sorumlu olacaktır. [2]

Kanun, bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişinin, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu açıkça belirtilmiştir. Bu sorumluluk, objektif özen görevinin yerine getirilmesine dayanan bir kusursuz sorumluluk halidir. Kişi, bu zararın doğmasında kusuru olmasa dahi doğan zarardan sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk, kusursuz sorumluluktur.[3]

TBK md 67/2’ye göre;Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.”

Bu hükme göre; bir hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişi, sahibi olduğu hayvanın başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri almada gerekli özeni ve dikkati göstermek zorundadır. Ancak hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaktan kurtulabilir.

TBK Madde 67/3’e göre;Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.”

Bu hükümden anlaşıldığı üzere, hayvan sahibinin kusursuz sorumluluğu için, hayvanın içgüdüsüyle yaptığı bir hareket neticesinde, zarara sebep olması gerekmektedir. Eğer ortaya çıkan zarar, hayvanın yönetimi altında bulunduranın hareketinden veya başka bir kimsenin meydana gelmişse, artık bu madde uygulama alanı bulmaz ve kişinin kusur sorumluluğu doğar. Bu durumda kişi kusuru oranında sorumlu olacaktır.

TBK 67 hükmünün uygulama alanı bulabilmesi için; hayvanın “üzerinde hâkimiyet bulunan hayvan” olması gerekir. Yani söz konusu hayvan o kişinin hâkimiyeti altında olmalıdır. Kişinin, hayvanın maliki olması şart olmayıp, oluşan zarar sırasında hayvan o kişinin gözetimi altında ise sorumlu olmaktadır.[4]

Gerçek kişilerin yanında, tüzel kişiler de hayvan bulunduran şahıs sıfatı ile sorumlu tutulabilmektedirler. Bu durum Yargıtay’ın çeşitli kararlarına da konu olmuştur;

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/274 E. 2015/18147 K. ve 17.11.2015 tarihli kararında;

‘’ Küçük …’yi ısıran köpeğe davalı …’ne ait petrol istasyonunda bulunan ayrı bir kafeste bakılıp beslendiği, davalı …’ın bu köpeğin gözetimi ile zaman zaman ilgilendiği, davalı …’ın ceza soruşturmasının ilk aşamadaki samimi beyanına göre bu köpeğin olay günü yine benzin istasyonundaki kafeste bağlı bulunduğu sırada bir anda fırlayarak davacıların kızı küçük …’yi ısırdığı, bu köpeğin benzin istasyonundaki kafeste yaşadığı ve zaman zaman da bu istasyonda başıboş şekilde dolaştığı anlaşılması karşısında davalı şirketin hayvan tutucusu sıfatına sahip olduğu ve bu yönüyle sorumlu tutulması gerektiği açıktır. Yukarıda açıklandığı şekilde olayın gelişim biçimi ve hayvan idare edenin (hayvan tutucusunun) sorumluluğunu düzenleyen ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin belirlenecek zarardan sorumlu tutulması gerekirken, bu yön gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davalı şirket açısından davanın husumetten reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”[5]

Bu karardan da anlaşılacağı üzere gerçek kişilerin yanında, tüzel kişiler de ‘’hayvan bulunduran şahıs’’ sıfatı ile sorumlu tutulabilmektedir.

Hayvan bulunduran kişilerin hukuki sorumluluğu için gerekli şartları sıralayacak olursak;

1) Zarara Hayvanın Sebebiyet Vermiş Olması

TBK 67’nin uygulanabilmesi için, “zararın hayvan tarafından verilmiş olması” gerekmektedir. Yani hayvanın kendi içgüdüsü ile hareket etmesi sonucunda zarar doğmuş olmalıdır. Eğer hayvanın serbest hareketinden doğan bir zarar yoksa, bu zarardan sorumluluk TBK 67. madde hükmüne girmez. Buna örnek olarak hayvanın zorlanmak sureti ile başkasının üzerine sürülmesi verilebilir.

2) Hayvanın Bakım ve Yönetimini Üstlenen Birinin Bulunması

Yukarıda da açıklamış olduğumuz üzere; ‘’hayvanın bakım ve yönetimini üstlenen kişi’’ kavramına sadece hayvanın sahipleri yani hayvan üzerinde mülkiyet hakkı olan kişiler değil, aynı zamanda intifa hakkına sahip olan kişiler, hayvanı kiralamış olan kişiler de dahildir.

3) Fiil ile Ortaya Çıkan Zarar Arasında İlliyet Bağı Bulunması

Hayvanın fiilinden doğan zarar genellikle malvarlığı ve şahıs varlığı zararlarıdır. Bu zarar, hayvanın fiili sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır, aksi halde TBK 67 hükmü uygulama alanı bulamaz.

4) Kurtuluş Kanıtı Getirilmemiş Olması

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere TBK md 67/2’de hayvan sahibine, hayvan bulunduranın sorumluluğundan kurtulabilmesi için kurtuluş kanıtı getirebilme imkânı tanımaktadır. Eğer kişi hayvanın zarara sebebiyet vermemesi için gerekli dikkat ve özeni göstermişse TBK md 67 hükmü uygulanamaz.

A.1. Sahipli Hayvan Tarafından Saldırıya ya da Zarara Uğrayan Kişinin Hakları

A.1.a. Rücu Hakkı

TBK Madde 67/3’e göre;Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.”

Mesela, bir kişinin sahibi olduğu köpek, başka bir kişi tarafından ürkütülmüş ise, köpek o anda yoldan geçmekte olan bir kişiyi ısırıp zarar verdiğinde; zararı tazmin etmesi gereken, kişiyi ısıran köpeğin sahibidir ancak bu kişi ürküten kişiye rücu hakkına sahiptir.

A.1.b. Hayvan Üzerinde Hapis Hakkı

TBK m.68’e göre; “Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz duruma getirebilir. Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.”

Anlaşıldığı üzere kanunda bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabileceği; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebileceği düzenlenmiştir.[6]

Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorunda da tutulmuştur.

B) Hayvan Bulunduranın Cezai Sorumluluğu

Hayvan bulunduranın cezai sorumluluğu, 5237 Türk Ceza Kanunu’nun üçüncü kısımda yer alan Topluma Karşı Suçların altı başlılığının 177. maddesinde yer alan “hayvanın tehlike yaratacak şekilde serbest bırakılması” maddesinde düzenlenmiştir.

TCK md 177’ye göre; “Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Bu suç ile ilgili verilmiş olan bir Yargıtay kararını incelersek;

‘’5237 sayılı TCK’nın 177. maddesinde; gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişinin cezalandırılacağı belirtilmiş olup, malvarlığı açısından tehlikeye sokulma haline maddede yer verilmemiştir.

Sanık tarafından şehirler arası otoyolun kenarında otlatılan büyükbaş hayvanlardan birinin yola çıkması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği somut olayda, kişilerin hayatı ve sağlığı açısından somut bir tehlikenin meydana gelmemiş olması nedeniyle 177. maddesinde belirtilen suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilerek sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun’da 69/2. maddesi uyarınca idari para cezası ile cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde 177/1 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görüldüğünden, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın bozulmasına karar verilmiştir.’’[7]

Bu karardan anlaşılacağı üzere, TCK md 177’de kişilerin, gözetim altında tuttuğu hayvanın yalnızca, başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakılması ya da kontrol altına alınmasında ihmal göstermesi durumunda cezalandırılacağı öngörülmüştür. Eğer bu fiiller neticesinde ‘’malvarlığı’’ açısından bir zarar meydana gelmişse bu durumda TCK 177’nin uygulanmayacağı vurgulanmıştır.

Sonuç

Hayvan sahiplenip, bakmak bir haktır; fakat aynı zamanda bir sorumluluktur. Hayvan bulunduran kişi, hayvanın tüm haklarını korumak ve ihtiyaçlarını gidermek ile yükümlü olmakla birlikte bu hayvanların topluma ve çevreye karşı zarar vermesini de önlemekle yükümlüdür. Bu kapsamda ilgili düzenleme ile hayvanların insanlara ve çevreye verdikleri zararlardan dolayı hayvan bulunduranların sorumlu tutulması ve bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk kapsamında düzenlenmiş olması isabetlidir. Nitekim böyle bir düzenleme yapılmış olmasaydı, hayvanların cezalandırılması mümkün olmadığından verilen zararın telafisi de mümkün olmayacaktı. Ayrıca böyle bir durumda hayvanlara zarar verilmesi ihtimali de daha fazla olacaktı. Böylelikle hayvan bulunduran kişiler hayvanlarının verdikleri zararlardan ötürü tüm tedbirleri aldığını ispat etmedikçe sorumlu tutulmuştur. Bu durum hem insan hakları hem hayvan hakları açısından son derece olumludur.

 Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez  23 Aralık 2021’de www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

Kaynakça

Cumalıoğlu Emre, Medeni Hukukta Hayvan Hakları ve Hayvanlar Üzerindeki Haklar, 2018
(https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:SunaUNrY-YMJ:https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2017/11/16-EMRE-CUMALIOGLU.pdf+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr)

Oğuzman Kemal, Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık. İstanbul 2019

https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/hayvanin-kopegin-tehlike-yaratabilecek-sekilde-serbest-birakilmasi-sucu.html

Dipnot

[1] Cumalıoğlu, Medeni Hukukta Hayvan Hakları ve Hayvanlar Üzerindeki Hak, syf. 578

[2] Oğuzman, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler syf.162

[3] Oğuzman, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler syf.163-165

[4] Cumalıoğlu, Medeni Hukukta Hayvan Hakları ve Hayvanlar Üzerindeki Hak, syf. 578

[5] https://vatandasilam.yargitay.gov.tr/proxyYargitay/jsp/yargitay_jsp/yargitayDosyaSorguIlam.html

[6] Oğuzman, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler syf.166

[7] 09.11.2015 tarihli Yargıtay 8. Ceza Dairesi Kararı, Esas: 2015/14169, Karar: 2015/24187

 

This div height required for enabling the sticky sidebar