Hit enter after type your search item

FURKAN YAVUZ İLE LINKEDIN VE KARİYER

/

Linkedin diğer sosyal medya platformları arasında iş hayatına daha çok hitap eden ve kullanıcıların kendilerini ve şirketlerini geliştirmek için sıklıkla kullandığı bir profesyonel sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformudur. Linkedin’in kariyer üzerindeki etkisini ve nasıl kullanılması gerektiğini sizler için Linkedln’de çalışan Furkan Yavuz ile ele aldık. 

1- Linkedln’i etkili şekilde nasıl kullanabiliriz?

Linkedin’i etkili kullanmak için öncelikle neden kullanmak istediğimize karar vermemiz gerekiyor. Herkesin hayatta farklı bir amacı vardır; kimi yeni bir işe başlayacaktır, kimi staja başlayacaktır, kimi kariyerine yeni başlamıştır 2- 3 yıldır çalışıyordur ve kariyerini değiştirecektir, kimi terfi için kimisi ise iş dünyasına sadece sosyal medya olarak bakıyorum deyip orada bilgilerimi paylaşacağım diyen kişiler de olabilir ya da Linkedin’de sadece networking yapacağım, yeni insanlar tanıyacağım ufkumu genişleteceğim, yeni ilham kaynağı bulacağım diyerek de tercih etmiş olabilirler. Dolayısıyla Linkedin sanatçı, CEO, blogger, freelencer’lar gibi birçok alandan büyük kitleleri kaplayan bir platformdur. Sonuç olarak herkes için bir amaç ve kullanım şekli vardır.

Benim profilime baktığınızda en iyi şekilde kullanıyorum diyemem; ancak kendi amaçlarım için en uygun halindedir ve her gün de değişiyordur. Ben her gün yeni bir kişiden ilham alabilirim ve bunu da kendi profilimde uygularım. Dolayısıyla devamlı güncellenmesi gereken, yeni bir akışı olan bir platformdur Linkedin ve Linkedin kariyerimize yeni bir yön vermek istediğimizde kullandığımız bir yol değildir. Twitter, İnstagram veya Tiktok veyahut Pinterest gibi kullanılmalıdır. Linkedin’in bunların sadece biraz daha profesyonel hali olduğunu söyleyebiliriz. Linkedin dediğimiz platform 800 milyon kişinin kullandığı ve her gün de kitlesi gelişen bir platformdur.

Örneğin İnstagram’da fotoğraf atıp 500 like gelsin diyebilirsiniz, ancak Linkedin’de önemli olan kalitedir. Siz bir paylaşım yaptığınızda 3 kişi beğenebilir ancak o kişilerden biri sizin sesinizi duyacak bir kişi olsa bile bin kişiye bedeldir. Dolayısıyla burada kalitenin farkına varmak lazım.

Ufak bir örneklendirme yapacağım. Önceki Linkedin etkinliklerinde de bahsetmiştim. Belki okuyucularımızdan duyan olmuştur. Çok sevdiğim bir İtalyan yazar olan Francesco Dimitri’nin “That Sense Of Wonder” adlı kitabını okudum ve çok etkilendim. Bu kitap sizin nasıl merak uyandıracağınızı gösteren bir kitap. Daha sonra çok etkilendiğim bu kitabı okuyuculara feedback olması için bir video çektim ve Linkedin’de paylaştım. Paylaştıktan sonra Francesco Dimitri Linkedin de var mı diye baktım ve bilgilendirmek için mesaj attım. Ertesi gün Dimitri’den yanıt geldi ve Francesco Dimitri, ‘’Bu beni çok mutlu etti ve ilham kaynağı olarak bulmanız çok hoşuma gitti.” dedi. Benim videom sadece 100 kişinin reaksiyon gösterdiği bir gönderiydi. Ancak ben bütün planlamalar dahil 2 haftamı harcamıştım. Ancak o 100 kişiden biri kitabın yazarı olan Francesco Dimitri’ydi ve o bir kişi bin kişiye benim için bedeldi. Yani bu herkesin başına gelebilir. Bu yüzden Linkedin sizi ulaşmak istediğiniz kişiden bir mesaj uzakta olduğunuzun hatırlatıcısı olmalı. Bunun için Linkedin hesabınız sizin profilinize uygun olmalı. Bu yazıyı okurken profilinize büyük şirketlerin yönetici ve CEO’ları bakabilir. Sonrasında neden size bir iş teklifi alacağınız mesaj gelmesin?

Bu ihtimallerin her zaman açık olduğunu ve Linkedin’in bir kapı olduğunu bilelim. Dolayısıyla Linkedin’in sizin hemen yarın iş bulmanızı sağlamak değil, ancak ileride bir gün sizin güzel noktalara gelmenizde büyük etkileri olacağını bilerek hareket etmek gerekir.

2- Linkedln kullanıcılarına yapılmasını önermediğiniz durumlar nelerdir?

Öncelikle belirteceğim hataların, Linkedin profilinizde fark etmemeniz profilinize bakan büyük şirketlerin yöneticilerinin gözünde iyi bir izlenim bırakmaz. Dolayısıyla siz bunlara dikkat ederek sorumluluk aldığınızı gösterip titizliğinizi sergiliyorsunuz. İlk olarak, yazım hatalarına çokça dikkat edilmeli. Bu konuda gereken titizlik gösterilmez ve hata yapılırsa bahsettiğim gibi profilinize bakan diğer kişiler bakımından hoş gözükmeyecektir.

Kullanılan dil informal olmamalı, dilimizin kullanımına dikkat etmeliyiz. Ayrıca negatif yorumlardan kaçınmalı ve ifadelerimizi olumluya çevirmeliyiz. Örneğin, ödül alan bir arkadaşınızın ödülü hak etmediğini direkt söylenmemeli, neden bu ödülü aldığına inanamadığınızı ifade edip daha yapıcı bir eleştiri yapılmalıdır.

Üçüncü olarak, pasif kalınmamalı ve açık görüşlü olunmalıdır. Kişisel mesajlar atılmamalı, aktif olunup şirketlerin arkasındaki yöneticileri bulmalı, okuduğunuz kitap veya izlediğiniz filmlerin yazar ve oyuncularını bulup onlarla bağlantı kurmalı ve son olarak bu kişilere mesaj atıp etkileşimlerini beğenmek gerekir. Bu şekilde Linkedin’de yapılmasını ve yapılmamasını tavsiye ettiğimiz durumları ifade etmiş olabiliriz.

3- Linkedln kullanmanın iş dünyasında veya kariyer anlamında etkileri nelerdir? Farklı sektörleri kıyasladığımızda hukuk alanında Linkedln’dan iş bulma oranları nelerdir?

Şunu söyleyebilirim ki özellikle beyaz yaka anlamında Linkedin şu anda bir numaralı platformdur. Çok ciddi rakamlarda işe alımlar yapılıyor ki, çalıştığımız ve bulunduğumuz bütün ülkelerde Linkedin bir numaradır. Tek bir bölge yok ki bulunduğumuz ülkede biz ikinci gelelim. Dolayısıyla Linkedin beyaz yaka anlamında eğer okuyucularımız da bu alanlarda çalışacaklarsa bilsinler ki Linkedin’siz olmayacak. Bu kabul edilmesi gereken bir bilgi. Belki yarın öbür gün değişebilir ve yeni bir platform gelebilir ama o zamana kadar Linkedin bir numara olarak ilerleyecek.

Hukuk dünyası içinse çok önemli. Hukuk camiasında fazlasıyla büro, ofis, şirket, kurum mevcut olduğu gibi bir o kadar da çok başarılı hukukçu mevcut. Dolayısıyla burada Linkedin’i güzel kullanmak, profilinizi iyi sergilemek, belki daha önce çalıştığınız davalar -tabii ki bunun gizliliği yoksa-, onların detayları, kaç davaya baktığınız, neler yaptığınız hukuk dünyasında, okulunuzda sıralamanız nedir, bulunduğunuz bölümde yüzde kaçlık dilime giriyorsunuz aldığınız notlarla, hangi kulüplere üyesiniz, bir yandan bu notları tuttururken boş vaktinizde bir hukukçu olarak neler yapıyorsunuz, aktif biri misiniz, sosyal biri misiniz bunları hissettirmeniz ve yaşatmanız lazım. Çünkü özellikle Türkiye’de yaklaşık şu anda 16 milyona yakın kullanıcımız var ve bu 20 milyona doğru ilerliyor. İnanılmaz yoğun bir şekilde, belki de en yüksek oranda hukuk büroları bizimle çalışıyor ve buradan işe alımlar yapıyorlar. Dolayısıyla bir hukukçu olarak sizler de doğru sayfadasınız. Hemen vakit kaybetmeden az önce bahsettiğim tüm noktaları profilimize işleyelim lütfen.

4- İş arayanlar Linkedln’de nasıl bir yol izlemelidir?

Yapacağımız şey şudur: En çok çalışmak istediğimiz 10 tane şirket nedir? İkinci olarak, çalışsam güzel olur dediğiniz 10 tane şirketi yazalım. Sonra da yani olsa da olur olmasa da olur ama gerçekten işe girmem lazım dediğimiz 10 tane şirketi yazalım. 30 tane şirketimiz oldu elimizde. İlk önce ilk 10’dan başlayalım, havalı şirketler bunlar, bunlarda çalışmak istiyorum diyoruz. Hemen şunu yapıyoruz: 1- Bu 10 şirketin hepsini Linkedin’den takip ediyoruz, haberlerini okuyoruz, neler yapmışlar, nereden yatırım alıyorlar, nasıl işlerini büyütüyorlar, öncelikleri neler, neler oluyor bu şirkette? 2- Bu şirkette çalışan kişilerle hemen bağlanıyorum. İnsan kaynaklarından insanları ekliyorum, yöneticileri ekliyorum, benim başvuracağım roldeki insanları ekliyorum, onlarla bağlanıyorum, onları takip ediyorum, onların beğenilerini ve paylaşımlarını beğeniyorum vs. 3- CV’mi oluşturuyorum. Herkesin bir tane taban CV dediğimiz bir özgeçmişi olsun. Öyle bir şey ki bu; illa bulunması gereken bilgiler var içerisinde ama içerisinde boşluklar da var. Bu boşluklar niye? Çünkü bu boşlukları başvurduğunuz şirkete özel olarak değiştireceksiniz. Mesela okul deneyiminizde belki A Kulübü’nün başkanlığı var; B Kulübü’nün de genel sekreterliği, sözcülüğü var. Öyle bir işe başvuruyorsunuz ki diyelim ki B Kulübündeki göreviniz orası için çok daha anlamlı. O zaman o CV’de B’yi abartacağız ve A’yı azaltacağız ya da tam tersi olduğunda da yine tam tersi şekilde davranacağız. CV’ler tıpkı bir mektup gibidir; tıpkı bir mesaj gibidir. Herkese aynı CV’yi yollamak bayramda toplu mesaj yollamaya benzer. Karşı taraf da bunu çok kolay anlar. İnsan kaynakları dediğimiz yer günde sayısız, ayda sonsuz CV okur. Onları etkilemek için bu kişiselleştirmeyi yapmamız gerekir. Gerekirse şirketin renklerini kullanalım, logolarını kullanalım, bilemiyorum. Yaratıcılığınızı sonsuza kadar kullanabilirsiniz ama kişiselleştirmek çok önemli.

Daha sonra 10 şirket için bu şekilde başvurumu yapacağım; mülakatlara şirketin kültürel değerlerini, önceliklerini ve nerelerde neler yaptığını bilerek gireceğim; gerekirse başvurumdan önce o şirketteki birine Linkedin’den mesaj atacağım ve diyeceğim ki; ‘’Merhabalar, ben sizin şirketinizde şu role başvurmak istiyorum, bana tavsiyeniz olur mu? Mülakatlar nasıl geçiyor? Mülakatlarda ne yapıyorlar? Lütfen yardımcı olabilir misiniz?’’ 10 kişiye mesaj atın. 10 kişiden bir tanesi illaki geri dönecektir. Bunu da yaptım, mülakata hazırlandım, neden iş başvurum olumlu sonuçlanmasın ki? Bunları yaparsanız emin olun belki beş tane iş başvurusu yaparsanız emin olun bir tanesinde çok çok iyi noktalara geleceğinize ben eminim, eğer doğru bir şekilde bu yollarda ilerlersek.

İkinci 10 şirket için bu kadar zaman ayıramayabiliriz. CV’leri tek tek değiştirip, tek tek kişilerle bağlanma vs. elimizden ne geliyorsa onu yapalım. Son 10 tane şirket için bu taban CV’miz her ne ise onları yollarız. Çünkü zaten oralarda çok çalışmak istemiyoruz ama bir şey olmuş, başvurmak zorunda kalmışız, hayat şartları gerektirmiş, o zaman ona yollayalım ama bu önceliklendirmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bu yolu izlerseniz işinizi çok kolay bulacaksınız.

5- Güzel bir Linkedln profilinde bulunması gerekenler nelerdir, kullanıcılara neler önerirsiniz? Özellikle sosyal bilimler alanında faaliyet gösterenlere yönelik spesifik önerileriniz nelerdir?

Fotoğrafın arka planı sade olsun, başkaları olmasın; sizin kim olduğunuzu çok rahat bir şekilde görelim. İkincisi güzel bir başlık. Örneğin; şu anda bir işiniz varsa o işinizin başlığı ya da iş arıyorsanız hangi endüstride iş aradığınız ya da bitirdiğiniz bölümün ismi gibi güzel bir başlık. Sonra açıklama bölümü, kendimizi bir tanıtalım ama bu tanıtma kısmı aşağıdaki özgeçmiş bölümüyle aynı olmasın. Öyle olsaydı Linkedin zaten açıklama bölümünü koymazdı. Linkedin bunu şundan dolayı koyuyor; sen aşağıda özgeçmişini koyuyorsun ama belki öyle cümleler vardır ki oraya yazamamışsındır, hadi gel sana bir açıklama yeri veriyorum, orada kendini anlat. Hobilerin, nasıl bir karakter olduğun, hedeflerin bunları buraya yazalım. Güzel bir paragrafımız olsun. Sonra özgeçmiş bölümünde detaylı açıklamalar yapalım.

Mesela Koç Üniversitesi İşletme mezunu. Senin gibi, benim gibi, ben de Koç İşletme mezunuyum, yılda kaç öğrenci mezun oluyor. Şu anda mezunların sayısı kim bilir ne kadardır. Önemli ve yeterli olmuyor sadece oraya Koç İşletme yazmak. Onun altına şunu yazmam gerekiyor benim; hangi dersleri aldım, çünkü seçmeli dersler var. Kendimi hangi alanda daha öne çıkardım? İşletme alanında hangi projeleri gerçekleştirdim? Gerçekleştirdiğim projelerde hangi notları aldım? Bu beni sınıfımda yüzdelik kaç dilimine soktu? Ben Furkan Yavuz olarak işletmeden ne öğrendim? Bunu oraya koymam lazım. Başarılarım varsa başarılarımla ilgili fotoğrafları koymam lazım. Sertifika aldıysam sertifikanın görüntüsünü koymam, detaylarını girmem lazım. Bir işte çalıştıysam, örneğin araştırmacısınız; araştırmacı olarak ne kadar yazı yazdınız ne kadar büyüklükte bir araştırma yaptınız? İşte bu araştırmalarda birinci dereceden mi araştırma yaptınız, ikinci dereceden mi yaptınız; birinci derecedense deneyinizde neler vardı? Bu deneyin ya da yaptığınız anketlerin sonuçları neydi vs. Yani ne yaptığımızı burada öyle güzel sunmamız lazım ki; özet ama etkileyici bir şekilde.

Bahsettiklerimiz bütün alanlar için geçerli ama sosyal bilimler alanında eminim ki kişilerin paylaşabilecekleri çok daha fazla yazıları, sunumları, bilgileri vardır. Bunları dolu dolu paylaşalım. Haftada bir yapalım en azından. Bunu yaptıktan sonra paylaşımı öne çıkarılanlara koyalım. Ne kadar güzel bir şey katar profilimize.

6- Premium Linkedln hesap kullanmanın avantajları nelerdir?

Premium Linkedin dediğimiz hesap, kişilerin Linkedin’in içerisinde bulunan herkese açık olmayan ama ihtiyacı olanlara da fayda katacağı bir hesaptır. Bunların içerisinde Linkedin’in eğitim platformu var. Hem soft skills hem technical skills alanında yaklaşık 16 bine yakın eğitim bulunuyor. Size bu 16 bin eğitime erişim hakkı tanıyor, dolayısıyla buralardan çeşitli sertifikalar alabiliyorsunuz. Premium Linkedin’de kariyer değişimi yapacaksanız o konuyla ilgili en detaylı bilgilere kadar ulaşabiliyorsunuz ya da örneğin sıfırdan nasıl bir yazılım mühendisi olunur sorusuna kadar çok farklı ve etkili eğitimlerin bulunduğu bir platforma erişim sağlar. Bunların haricinde eğer görsele düşkünseniz sizin profilinize bir de golden amblem katar, bu sizin Premium üyesi olduğunuzu gösterir. Bunun haricinde bağlantılı olmadığınız kişilere daha fazla mesaj atma hakkını sağlar. Bu da bazen size işe başvuru sürecinizde kolaylık sağlar. Premium Linkedin’in böyle birkaç etkisi ve faydası var ama şunu da söylemek lazım eğer siz Linkedin’i organik olarak doğru bir şekilde kullanıyorsanız Premium hesabı kullanmadığınız için asla geride kalmayacaksınız. Hatta ve hatta iyi bir organik kullanıcı kötü bir Premium kullanıcıdan bin adım daha öndedir bunun da altını çizelim.

7- İşverenler işe alım yaparken kullanıcı profillerini neye göre değerlendirmektedir?

Bu sorunun maalesef tek bir yanıtı yok, keşke sihirli bir cümlem olsaydı da herkesi güzel bir şekilde buradan yönlendirseydik de röportajımızın sonunda mutlu etseydik. Çünkü tüm işverenlerin ihtiyaçları, vizyonları, misyonları birbirinden çok farklı. Öyle şirketler gördüm ki çok görsel çok az kelimeli CV’ler istiyor, tek sayfada her şeyi istiyor. Ama iki sayfa içerisinde simsiyah yazılar, rakamlar, datalar dolu CV’ler istediğini de gördüm. Dolayısıyla bu konuda maalesef tek bir yanıt yok.  O yüzden daha önce bahsettiğim gibi başvuracağınız şirketin isteklerine ve profiline göre kendi CV’nizi oluşturacaksınız.

Standart olması gereken şeyler şunlardır; birincisi kendimizin profesyonel olduğunu platformu kullanma biçimiyle göstermemiz şart. İkincisi bu kişinin bağlantıları nasıl yani bağlantısı var mı, kaç tane bağlantısı var, sosyal mi değil mi, bağlantısı varsa bu kişinin sosyal interaksiyonları nasıl, bu kişi pozitif mi, olumlu mu yorum yapıyor, yapıcı mı eleştiri yapıyor yoksa herkese negatif yorumlar yazan ortamı bozan, bizim şirkete asla katılmasını istemeyeceğimiz bir kişi mi? Kişiler bunu görecek, fotoğrafınıza bakacak yani önemli bir ortamda yeri geldiği zaman resmi giyinebiliyor mu bu kişi, dikkat ediyor mu görünümüne ya da bunun haricinde zamanınızı nasıl harcadığınıza bakacak. Sosyal sorumluluk projelerine destek oluyor musunuz, hayatta sizin için başka önemli olan şeyler nelerdir, hayvan haklarını belki savunuyor musunuz, doğayı koruyor musunuz ne yaptınız sertifika mı aldınız ya da gönüllü olarak belirli etkinliklere mi katıldınız buna da bakabilirler. Bütün işverenlerin bakacağı şeyler farklıdır ama genel olarak buradaki hedef şudur: profiliniz öyle bir durumda olsun ki karşısına çıkma ihtimaliniz olan hayalinizdeki şirketin tepesindeki kişinin karşısında nasıl duruyorsanız gerçek hayatta, diyelim ki A şirketinin CEO’su, onunla aynı odada sohbet ettiğinizi düşünün onun sizi gördüğünü düşünün; nasıl davranıyorsunuz, nasıl konuşuyorsunuz, ne anlatıyorsunuz ve bu birebir Linkedin profilinizde yansıyor olsun. Eğer bunu yaparsanız karşınızdaki kişinin düşünceleri olumlu olacaktır ve eminim ki hayalini kurduğunuz işi çok rahatlıkla elde edeceksiniz.

This div height required for enabling the sticky sidebar