Hit enter after type your search item

EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE EŞLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

/

Yazar: Meryem Nur ÇELİK

Giriş

Evlilik birliği eşlere birtakım haklar tanımakta ve aynı zamanda birtakım sorumluluklar da yüklemektedir. Eşlerden beklenen, evlilik birliğinin kendilerine sağlamış olduğu hakları ve yüklemiş olduğu yükümlülükleri medeni kanunda ifade edilen dürüstlük kuralları çerçevesinde yerine getirmesidir.

Evlenme, doktrindeki tanımıyla ve en öz şekliyle tam ve sürekli bir hayat ortaklığı sağlamak üzere farklı cinsiyetten iki kişinin hukuken geçerli bir şekilde birleşmesidir.

Medeni Kanun madde 185’e göre, evlenme ile birlikte eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Aile hukukumuz bu kuruma çok önem vermiş ve eşlerin de birbirilerine bu derece önem vermesini istemiş birbirlerine karşı sorumluluklarını kanunla düzenlemiştir. Toplumun temelini oluşturan bu birlik, uluslararası belgelerde ve anayasalarda koruma altına alınmıştır. Uluslararası belgelerden Türkiye’nin de taraf olduğu “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” (CEDAV) kadınların da erkekler ile eşit hak ve yetkilere sahip olması bakımından önem arz eder.

Evlilik sadece aynı evi paylaşmak değil, hayatı paylaşmaktır. Tek bir yaşamı iki kişilik sürdürmektir. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla ve aile içerisinde yaşayan bireylere özen göstermekle yükümlüdürler. Mutluluğu ve huzuru bulmak için birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.

Evlilik birliği eşlerin manevi ve ahlaki yükümlülükleri açısından manevi bir birliği ekonomik yükümlülükleri açısından da ekonomik bir birliği birlikte yaşama yükümlülüğü açısından da mesken birliğini meydana getirmektedir.[1]

Evlilik birliği içerisinde eşler eşit konumdadır. Her ne kadar ataerkil bir düzen hâkim olsa da evlilik içerisinde eşler manevi, maddi yükümlülükler açısından eşit konumdadırlar. Bu yüzdendir ki 743 sayılı Medeni Kanunun ilgili hükümleri büyük oranda değiştirilmiş ve anayasamızda da yer edinmiş eşitlik ilkesi göz önüne alınarak 4721 sayılı Medeni Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. 4721 sayılı Medeni Kanun aile reisliği kurumunu ortadan kaldırmıştır.

Bu kısa açıklamamızdan sonra Medeni Kanun ışığında yükümlülükleri inceleyeceğiz.

4721 Sayılı Medeni Kanunumuzla Düzenlenen Eşlerin Yükümlülükleri

Ortak konut seçme hakkı; 186. maddeye göre, eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce, yönetirler. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.

Barınma ihtiyacı ailenin en temel ihtiyaçlarından biridir. Aile konutunun ve ev eşyalarının seçimi, değiştirilmesi, elden çıkarılması aile bireylerini maddi yönden etkilemektedir.  Bu hak görüldüğü gibi Medeni Kanun ile tanınmış olup, eşlerin bu seçim hakkını kullanırken gelir giderlerini hesap ederek makul bir şekilde karar vermeleri, ödeme güçlüğü konusunda da sıkıntıya girecekleri seçimlerden uzak durmalıdırlar. Eğer eşler konut seçiminde anlaşamazlarsa hâkimin müdahalesi TMK m.195/2’ye göre eşlerden birinin başvurusuyla birlikte sonuç doğurur. Hakim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır, onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Eşler beraber hayatlarını idame ettirecekleri yaşam alanlarını bağımsız bir şekilde seçmelidirler. Örneğin sık sık karşılaştığımız veyahut çevremizden duyduğumuz gibi eşlerden biri diğer eşi ana babasıyla birlikte oturmaya zorlayamaz. Aile konutunu bir eşin tek başına elden çıkarması durumunda diğer eş büyük zararlar görebilmektedir. Bu nedenle aile konutu ile ilgili işlemlerde beraber hareket etme zorunluluğu getirilmiştir.

TMK 194.maddeye göre; eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.

Sadakat yükümlülüğü dendiğinde akla ilk gelen sadece cinsel açıdan olmamalıdır. Kanunumuz cinsel açıdan evliliğe sadakatsizliği ciddi bir zarar olarak görmüş bu cihetle özel bir hükümle koruma altına almıştır. TMK 161. maddeye göre özel bir boşanma sebebi olarak düzenlemiştir. Kanunun lafzından sadakat yükümlülüğünün sadece eşler arasında olacağını düşünmek mümkün ise de nişanlılar arasında da bu yükümlülüğün bulunduğu kabul görmektedir. Öte yandan sır saklama, yalan söylememe, gerçekleri gizleme gibi benzer yükümlülüklerin temelinde sadakat yükümlülüğü yatar.[2]

Eşlerin birbirine karşı maddi manevi yardım yükümlülüğü bulunmaktadır. Tek bir vücutmuş gibi birliği temsil eden evlilik hem ekonomik hem de maneviyat açısından da dayanışma sağlanmasını öngörür. Birliğin mutluluğu da temelde bu yoldan sağlanır. Çocukların bakımı ve eğitimi açısından da diğer eşin görevidir diyerek bakılmamalı, eşit sorumluluklar üstlenilmelidir.

Eşlerin meslek ve işi; iş ve meslek seçimde eşlerin birbirinden izin alma zorunluluğu yoktur. Sadece karşılıklı sevgi, özen ve mutluluk için bu hususlara dikkat ederek seçim yapmalıdırlar.

Sonuç

Eşlerin evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak için yapması gerekenler sınırlı sayıda değildir. Her bir somut olaya göre, her evliliğin kendi iç dinamiğine göre, eşlerin eğitim durumuna, mal varlıklarına, tıbbi durumlarına, sosyal yaşantılarına, hayat standartlarına göre değişkenlik gösterebilir. Bu konuda objektif bir kıstasın belirlenmesi hayatın olağan akışına aykırı olacaktır.

Eşlerin zor günlerde birbirlerine destek olması, teselli etmesi, öğüt vermesi, hastalık hallerinde birbirlerine bakması, cenazelerinde birbirlerini yalnız bırakmamaları yardım ve dayanışma yükümlülüğünün manevi boyutuna örnek olarak gösterilebilir.[3]

Söz konusu düzenlemeler evlilik birliği içerisinde bulunan bireylerin ortak hayatı paylaşmalarının sonucu olarak doğan yükümlülüklerdir. Kimi zaman sadece eşleri ilgilendirmeyen bu yükümlülükler yerine getirilmezse yargı yoluyla çözüme kavuşturulur.

 Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 2 Kasım 2021’de www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

Kaynakça

Akın Türk Turgut- Ateş Derya, Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, Ankara 2014

Ayan Serkan, Evlilik Birliğinin Korunması, TBB Yayınları, Ankara, 2004

Kumru Kılıçoğlu Yılmaz, Evlilik Birliğinin Korunması, TBB Yayınları, 2015

Murat Doğan, Türk Medeni Kanunun Evliliğin Genel Hükümleri Bakımından Getirdiği Yenilikler, Dergipark, 2003

Dipnotlar

[1] EGGER, Aile Hukuku, (Çev. Çağa, Tahir), İstanbul 1943, s. 286

[2] Dural, Mustafa/ Öğüz, Türk Özel Aile Hukuku, 2005, Cilt:3, İstanbul

[3] Kılıçoğlu, Aile, s. 209

This div height required for enabling the sticky sidebar