Hit enter after type your search item

DOĞAL AFETLERDE İDARENİN SORUMLULUĞU

/

Yazar: Aytunç YILDIZ

Giriş

Afet, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından “Toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay. Afet bir olayın kendisi değil, doğurduğu sonuçtur.” olarak tanımlanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ise Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un birinci maddesinde “deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde” listelemesini yaparak afetleri listelemektedir.

Türkiye, pek çok afet türünün önemli sıklıkta yaşandığı bir ülkedir. Deprem, heyelan, sel, çığ gibi birçok doğa kaynaklı afetin yanı sıra jeopolitik konumu nedeniyle beşeri kaynaklı afet diyebileceğimiz insani krizlerle de sıkça karşı karşıya kalabilmektedir. İnsani krizlerin ve afetlerin risklerini ölçmek ve sıralayabilmek amacıyla oluşturulan risk yönetimi endeksine göre Türkiye, Küresel Risk Endeksi’nde 191 ülke arasında 45’inci sırada yer almaktadır. 5,0 endeks puanı ile “yüksek risk” grubundaki ülkeler arasında bulunmaktadır. [1]

A. İdarenin Kusuru

İdarenin temel yükümlülükleri sadece hukuka uygun eylem ve işlemler gerçekleştirmekten ibaret değildir ayrıca eylem ve işlemleri ile ortaya çıkan zararları da karşılama yükümlülüğü vardır. Nitekim Türkiye Cumhuriteyi Anayasası 125. Maddesinin son fıkrasına göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Buna idarenin sorumluluğu denmektedir. İdarenin iki tür sorumluluğu bulunmaktadır: Kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk. Kusurlu sorumluluğa hizmet kusuru da denilmekle birlikte burada kastedilen iradenin yürüttüğü kamu hizmetinin hiç işlememesi, kötü işlemesi veya geç işlemesidir. Kusursuz sorumluluk ise idarenin herhangi bir kusuru olmasa bile idari faaliyetlerle zarar arasında nedensellik bağı kurulabildiği hallerde idarenin oluşan zararı tazmin etme yükümlülüğü olarak tanımlanabilir. Bu nedenlerle idarenin doğal afetler sonucu oluşan zararlarda bir sorumluluğu bulunmaktadır.[2] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 56 “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.”  ve madde 57 “Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.” idarenin afetler üzerindeki sorumluluğunu desteklemektedir.

B. Dünyada ve Türkiye’de İdare Sorumluluğu

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre meydana gelen doğal afetin, devlet tarafından yürütülen bir faaliyet neticesinde ağırlaşması durumu olduğunda; ikincisinde ise devlet eliyle yürütülen hiçbir faaliyete bağlı olmadan gerçekleşen doğal afetler karşısında devletin sorumluluğunun tayin edilmesi durumlarının belirlenmesi yer almaktadır. Felaketin yol açabileceği zararları ve kayıpları azaltmaya dönük, planlama, güvenlikle ilgili mevzuat, eğitim, erken uyarı sistemleri ve afet esnasında ve sonrasında yapılan -tahliye, sağlık hizmetleri, danışmanlık hizmetleri, yeniden inşa gibi kimi faaliyetler, temel hak ve özgürlüklerin yatay etkisi bakımından doğrudan devletin sorumluluk alanı içerisinde yer almaktadır.[3]

Doğal afetlere karşı bireylerin yaşam ve mülkiyet haklarının korunması, AİHS’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) koruduğu haklar kapsamındadır. Özellikle doğal afetlere karşı tüm dünya ülkelerinin idare sorumluluğu Rusya x Budayeva kararı ile tamamıyla oturmuştur. Budayeva kararı , Türkiye gibi sel yataklarını, dere ağızlarını, bataklıkları, akışkan tepeleri hatta erke yüklü fayları imar planları içine alıp yapılaşmaya açan ülkeler için önemli bir uyarı niteliğindedir. Mahkeme kararında, “Tyrnyauz” kasabasında oturanların yaşamlarına yönelik önceden görülebilir risklerle ilgili olarak tehlikeli alanda, kentsel planlama ve acil durum koşullarının yöneticilerin çalışmaları olmadığını; belirterek önleyici politikaların geliştirilmemesi nedeniyle, yöneticilerin yaşama hakkının korunması amacıyla hukuksal ve yönetsel açılardan görevlerinde kusurları bulunduğunu, yöneticiler için caydıracak kurallar konulmaması nedeni ile ölüm ve gibi zararlar doğurduğunu belirtmiştir. [4]

İdarenin bu bağlamda sorumluluğu sadece afet öncesi önlemler ve afet sırasındaki yönetimden ibaret değildir. İdarenin sorumluluğu afetten sonrası için de önemlidir. Nitekim danıştay kararlarını incelediğimizde doğal afet sonucu idarenin sorumsuzluğu ile yakınlarının can kaybına uğradığını öne süren bireylere Danıştay zararın tazmini yönünde hüküm vermiştir. İdare doğal afetlerin verdiği zararlardan insanları olabildiğince korumakla yükümlü olduğundan imar denetlemesinden afet sonrasında zarar görmüş insanların ihtiyaçlarına kadar sorumludur. Danıştay’ın doğal afetleri idarenin kapsamında sayması ve bu nedenle afet hallerinde idarenin sorumluluk dışı davranması halinde hizmet kusuru yönünde değerlendirme yapması idarenin doğan zararları tazmin etmesi sonucunu doğurmaktadır.

Bir borcun veya hukuki ilişkinin ihlaline veya aksamasına neden olan, ve ilgililerin kusuruna bağlı olmayan, kaçınması ve öngörülmesi söz konusu olmayan bir takım nedenlere mücbir sebep denir. Mücbir sebep idarenin sahip olduğu sorumluluk ilkesini ortadan kaldırabilmektedir. Mücbir sebebin üç ana unsuru bulunmaktadır: karşı konulmazlık, harici olma, öngörülmez olma. Eğer bir doğal afet bu üç unsuru da taşıyorsa o zaman mücbir sebep olarak değerlendirilebilmektedir. Bu durumda mücbir sebep ve idare arasındaki nedensellik bağı önem kazanmaktadır. Şayet mücbir sebepte idarenin kusuru olmadan bu olay sonuç doğurmayacaksa burada idarenin sorumluluğundan da bahsedilebilmektedir.[5]

Türkiye ülke genelinde doğal afetlerde afet öncesi, afet sırası ve afet sonrasında pek çok önlem almaktadır. Türkiye, Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler Ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu’nun birinci maddesi “Doğal afetlere karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi, bu afetler nedeniyle doğan zararların giderilmesi, yeni yerleşim alanlarının kurulması, imar, ihale, müteahhitlik, müşavirlik hizmetleri ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma, sivil savunma, mevcut fonların işleyişi ve gerektiğinde ilave fon kurulması, her türlü bağış ve yardımların etkin kullanımı, ekonomik konularda düzenleme, doğal afetler sonucunda doğacak zararların karşılanmasına yönelik bir sigorta sisteminin oluşturulması doğal afet bölgelerinde yeni il ve ilçeler ile yeni büyükşehir belediyeleri kurulması ve teşkilat kanunlarında yapılacak değişiklikler ile ivedi ve zorunlu hallere münhasır olmak üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermektir.” ile afet öncesi önlemlerini almaktadır.

Afetlerin yaşanmasından sonrası döneme iyileştirme safhası denmektedir. Ergünay[6] iyileştirme safhasını “.. Afete uğramış toplulukların haberleşme, ulaşım, su, elektrik, kanalizasyon, eğitim, uzun süreli geçici iskân, ekonomik ve sosyal faaliyetler ve yaşamsal aktivitelerin minimum düzeyde karşılanabilmesi için gereken tüm çalışmaları yapmak…” olarak nitelendirmektedir.

Türkiye’de iyileştirme safhası Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunu’nun yirmi dokuzuncu maddesinde “Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir. Afete uğramasıyla ekonomik ve sosyal hayatı kesintiye uğratan dükkan ve fırın gibi binalar için de sahiplerine, borçlandırma hükümleri dairesinde, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca belirlenecek esaslara göre inşaat kredisi verilebilir.” ile sıralanmaktadır.

Sonuç

Doğal afetler karşısında bireyin yaşam ve mülkiyet hakkını korumanın, anayasanın m.90/son nedeni ile anayasanın üzerinde kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yorumunda artık devletin sorumluluğu ile güvence altına alınan bir hak olarak tanındığı bilinmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Greenpeace’in genelgelerine göre devlet halkını idame ettirmek, ona sahip çıkmak ve beklenmedik olaylar (mücbir sebepler) dolayısıyla zarara uğramış halka sahip çıkmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) aracılığıyla sosyal dayanışma yardımları ve gönüllülük esasıyla doğal afetlerde zarar uğramış insanlara yardım etmektedir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 27 Eylül 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Disaster Management and Natural Disaster Statistics in Turkey, AFAD, 2018.

Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun, Sayı : 10213 Sayfa : 1046.

Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler Ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu, Sayı : 23801.

ERTÜRKMEN, Cevdet, AFET YÖNETİMİ, Ankara, 2006.

ŞENALP, H. Engin. “Doğal Afetlerde Yerel Yönetimlerin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Yükümlülükleri”, İdarecinin Sesi, Ocak-Şubat 2000.

TAYMAZ, Mustafa, “Doğal Afet Zararlarını Azaltma Çalışmaları”, Afet ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü, 2001.

ERGÜNAY, Oktay. “Acil Yardım Planlaması ve Afet Yönetimi”, Uzman Der Dergisi, Yıl: 2, S.6-7, Nisan-Eylül-1999.

YAVUZ, Ömer, Afetler Sonrası Yapılan Sosyal Yardımlar: Van Depremi Örneği, Mayıs 2012.

ŞAROĞLU, Fuat, Doğal Afetlerde Görev ve Sorumluluk, 2000.

ÖZTÜRK, Ceren, Afet Halleri ve İdarenin Sorumluluğu İlkesi, Aralık 2020.

GÜRSEL, Esin, İdarenin Doğal Afetler Neticesinde Meydana Gelen Zararlardan Sorumluluğu, R&S – Research Studies Anatolia Journal 1(2):330-343, July 2018.

ŞAHİN, Kemal, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 3, SSN: 2146-0590 / 2529-0142, Sayfa Aralığı: 53 – 146, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukukunda, Doğal Afetlerde Yaşam Hakkı Ve Mülkiyet Hakkı Bağlamında Devletin Sorumluluğu: Budayeva Kararı, 2013.

DİPNOTLAR

[1] Disaster Management and Natural Disaster Statistics in Turkey, AFAD, 2018, sayfa: 5

[2] Türk İdare Dergisi • Sayı: 468 • Eylül 2010, Ahmet Bozdağ sayfa:3

[3] İstanbul Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, Acil Durum ve Afet Yönetimi, DR. ÖĞR. ÜYESİ NİMET VELİOĞLU, sayfa: 147

[4] Manual on human rights and the environment, Strasbourg, Council of Europe Publishing, 2nd edition, 2012, sayfa:4

[5] Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi • Cilt 25, Sayı 2, Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal Armağanı, Aralık 2019, sayfa:1520

[6] Ergünay, O., “Afete Hazırlık ve Afet Yönetimi”, Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü Afet Operasyon Merkezi (AFOM), Ankara, 2002

This div height required for enabling the sticky sidebar