Hit enter after type your search item

CEZA MUHAKEMESİNDE SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ

/

Yazar: Özgür KILIÇ

Giriş

İnternet özellikle 20. Yüzyılın sonundan itibaren hayatımıza girmiş ve gelişen teknoloji ile birlikte hayatımızın her alanına etki etmeyi başarmıştır. İnterneti bizim için bu kadar vazgeçilmez yapan şeylere örnek olarak, bilgiye ulaşma imkanını hızlandırmasını, iletişimi kolaylaştırmasını, hatta alışverişin internet üzerinden gerçekleştirilmesinin oldukça kolay olmasını verebiliriz. Bu vesilelerle internet hayatımızın her alanında faaliyet gösteren bir yardımcımız konumuna gelmiştir.

Medya genel olarak gazete, dergi, televizyon, radyo, internet gibi kitle iletişim araçlarının tamamını ifade etmek için kullanılan bir kelimedir. Medya bu araçlar ile toplumu belli konulara yönlendirip toplumu etkiler ve gündem değişiklikleri yaratır. Kasıtlı veya kasıtlı olmayan, medya kullanımı sonucunda oluşan, kişideki kısa ya da uzun dönemli biliş değişikliklerine, duygulara, tutumlara ve davranışlara medya etkisi denir[1].

Sosyal medya internetin gelişimiyle internet ortamında kendine yer bulan ve bireylerin etkileşimine imkân veren ağ sitelerinin tamamını ifade eder[2]. Dolayısıyla sosyal medya, gelişimini internetin gelişimiyle birlikte sağlamıştır. İnternet ortamında oluşturulan haber siteleri, sosyal iletişim ağları buna örnektir. Bu kapsamda sosyal medya kullanıcıları düşüncelerini kolayca ve özgürce ifade etme fırsatına kavuşmuştur ayrıca diğer fikir ve düşünceleri hızlı bir şekilde takip etme imkanına sahip hale gelmiştir. Diğer taraftan internet diğer kitle iletişim araçlarından olan gazetenin, derginin aksine kimseye ait olmayan, mülkiyete konu olamayacak bir ağ topluluğudur[3].Bu da herhangi bir kısıtlama olmaması düşüncesiyle bireyleri sosyal medyaya daha çok çeken etmenlerin asıl sebeplerinden birini oluşturmaktadır.

Düşüncelerini açıklama özgürlüğü, çağdaş demokrasilerde herhangi bir sınıra tabi tutulamayacak kadar değerli bir özgürlüktür[4].Sosyal medya kullanıcıları da şüphesiz bu özgürlükten faydalanır. Diğer taraftan haber ajansları da günümüze ayak uydurmaya başlamış ve internet ortamında haber bildirme faaliyetlerini bu özgürlük çerçevesinde devam ettirmiştir.

Basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğün kapsamının belirlenmesi noktasına dikkat çekmek gerekir. Medya özgürlüğünden, düşünce ve ifade özgürlüğünden faydalanırken diğer hakları ihlal etmemek onlara saygı göstermek gereklidir. Örneğin sanığın haklarının ihlal edilmemesi, ceza muhakemesine etki edebilecek eylemlerin gerçekleştirilmemesi, yani yargılamanın bağımsızlığının zedelenmemesi gerekir[5].Tam da bu noktada sosyal medyanın ceza muhakemesine etkisi sorunu ortaya çıkar.

Medya elinde bulundurduğu haberi, görsel araçları ile son derece hızlı bir şekilde topluma iletme ve toplumu harekete geçirme gücüne sahiptir[6]. “Bu güç yargı organı üzerinde de etkilidir[7].Bu nokta da karşımıza yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanması çıkmaktadır ve bunlar insan hakları için ve hukuk devleti için son derece önemli husustur[8].

Yargı bağımsızlığı özellikle demokratik hukuk devletlerindeki kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir sonucu olarak yargının yasama ve yürütme organları karşısındaki bağımsızlığını ifade eder ve demokratik hukuk devletlerindeki yurttaşlar için yasama ve yürütme organlarının yargı tarafından denetlenmesi, topluma temel hak ve özgürlükler başta olmak üzere çeşitli konularda güvence sağlar[9].

Yargı bağımsızlığının kitle iletişim araçlarına yani medyaya karşı da korunması önem arz etmektedir. Zira medyanın taraflı ve abartılı yayınları ile mahkemelerin bağımsızlığını ve özellikle tarafsızlığını zedeleyecek ölçüde hakimleri etkileyebilmesi yargılama faaliyetini son derece etkileyebilecek durumdur[10]. Bu bağlamda sosyal medyanın kullanıcı kitlesinin fazla oluşunu ve bu kitlenin de birbirini etkileme potansiyelinin son derece yüksek ve hızlı olduğunu düşündüğümüzde, sosyal medyanın ceza muhakemesine etkisi sorunu ortaya çıkmakta ve bu sorunun ne boyutta olduğu araştırılmaktadır. Yargı organının bu etkiye karşı faaliyetlerini güvence altına alması önem arz etmektedir. Aşağıda sosyal medya ve ceza muhakemesi yukarıda açıklandığı boyutlarıyla incelenmektedir.

Düşünce, İfade Özgürlüğü ve Sosyal Medya

Düşünce özgürlüğü kaynağını kişinin iç dünyasında bulan, başlangıcı ve sonu yine kişinin iç dünyasında olan, diğer kişiler tarafından ulaşılmasının ve engellenmesinin mümkün olmadığı özgürlüktür[11]. Düşünce özgürlüğü bu bağlamda kişinin dış dünyaya yansıttığı davranışların asıl kaynağını oluşturan bir özgürlüktür. İfade özgürlüğünün süjesi olan ifade kavramının ön koşuludur[12].

İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğünde açıklandığı üzere bir düşünce, inanç, kanaat ve duyguların çeşitli şekillerde dış dünyaya açıklanmasında anlam bulur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 26’ncı maddede “…söz, yazı, resim veya başka yollarla…açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” ifadesine yer vererek bunu desteklemiştir.

Sosyal medya bu anlamda önem kazanmaktadır. Zira sosyal medya kullanıcıları herhangi bir izin almaksızın, özgürce yazı, resim gibi çeşitli şekillerde düşüncelerini ifade edebilmektedirler. Sosyal medya bu imkanları kullanıcılarına sağlarken diğer hak ve özgürlükleri ihlal noktasında denetime ihtiyaç duyar. Örneğin; ceza yargılaması devam etmekte olan kişi hakkında asılsız iddialar ile o kişi hakkında kamuoyunda yanlış bir izlenim yaratılması başta ceza yargılaması içinde aktif rol alan hakimi olumsuz etkileyebilir. Adil yargılanma ilkesi etrafında sanığın ve mağdurun haklarının göz ardı edilmemesi[13] düşüncesi, bu hakların kullanımını engelleyecek unsurlar konusunda önlem alınması zorunluluğunu doğurmuştur. Yani sosyal medyanın toplumda oluşturabileceği kanaat ve tutumların potansiyel güç haline gelmesi[14] durumu, bu durumun sınırlarının belirlenmesi ihtiyacını doğurmuştur.

Ceza Muhakemesi Nedir?

Suç, hukuk kuralları oluşturmaya yetkili kimseye göre, devletin amaçlarıyla çatışan yani topluma zarar veren davranışların gerçekleşmesi ancak ceza müeyyideleri ile yasaklanabilen fiillerdir[15].

Ceza, bir kuralın ihlaline veya ihlal ihtimaline karşı kendi varlığını[16] ve dolayısıyla toplumsal düzeni korumaya çalıştığı tedbirdir.

Yukarıda açıklananlardan hareketle ceza muhakemesi ise ceza hukuku kurallarının ihlal edildiği iddiasının doğruluğunu araştırma faaliyetlerinin bütününü ifade eder. Ceza muhakemesi bir suçun işlenip işlenmediği konusunda şüpheye düşülmesi ile başlar ve bu şüphenin kesin bir hükümle sonuçlanmasına kadar devam eder[17].Ceza muhakemesinde çeşitli aşamalardan geçilerek nihai hüküm verilir. Dolayısıyla mahkeme bu aşamalarda herhangi bir şüpheye yer vermeyecek derecede bağımsız, tarafsız ve adil olmalıdır.

Ceza Muhakemesinde Yargı Organının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı İlkesi ile Adil Yargılanma Hakkı

Ceza muhakemesinin aşamaları için önem arz eden birçok ilke mevcuttur. Ancak konumuzla bağlantılı olan, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi ile adil yargılanma hakkına değinmekte yarar var. Zira sosyal medyanın asıl olarak etki ettiği ilke ve hak olarak bunlar ön plana çıkmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 9’uncu maddede “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” denmektedir. Dolayısıyla, yargı organının somut görünümü mahkemelerdir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 138’inci maddenin 2’nci cümlesinde “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” denmektedir. Bu cümleden hareketle mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi yukarıda da bahsettiğimiz üzere; mahkemenin diğer mahkemelere karşı bağımsızlığını, devletin diğer organlarına yani yasama ve yürütmeye karşı bağımsızlığını, davanın taraflarına karşı bağımsızlığını ve tarafsızlığını, topluma, çevreye ve özellikle kitle iletişim araçlarına(medyaya) karşı bağımsızlığını ifade eder[18]. Bu durumda medyanın yukarıda da bahsettiğimiz üzere en aktif araçlarından biri konumunda olan sosyal medyada, kişiler veya haber siteleri tarafından oluşturulan haber veya mesajların mahkemeye etkisi ortaya çıkar.

Mahkemeler sosyal medyadaki olumlu veya olumsuz çıkarılan yayınlarla birlikte önyargı oluşturulan kamuoyuna[19] karşı bağımsızlığını koruyabilmelidir. Mahkemelerin düzeninden, faaliyetlerin yürütülmesinden sorumlu olan hakim dış dünyadaki bu etkilerden uzak kalarak ceza muhakemesini yürütmelidir.

Adil yargılanma hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi düzenlenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 36’ıncı maddede “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denmiştir ancak hakkın kapsamına, unsurlarına yer verilmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ıncı maddesinin birinci fıkrasında “Herkes davasının, …yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir…” denmektedir. Bu düzenleme adil yargılama hakkı ile ilgili genel ilke belirlenmiştir. Buna göre yargılama faaliyeti, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde, makul sürede, aleni şekilde ve hakkaniyete uygun olarak yapılmalıdır.

Sonuç olarak yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi ile adil yargılanma hakkı ihlal edildiğinde, ceza muhakemesinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine zarar verilmiş olunacaktır. Sosyal medya özellikle bu ilkelerin korunması açısından kanun hükümleri ile belli sınırlamalara tabi tutulmuştur.

“Ceza Muhakemesinde Yargı Organının Bağımsızlığı Ve Tarafsızlığı İlkesi” Doğrultusunda Sosyal Medyanın Sınırlandırılması

Sosyal medyanın düşüncelerin özgürce ifade edildiği bir iletişim ve haberleşme platformu olduğundan hareketle ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar aslında sosyal medyayı da etkileyen sınırlandırmalardır. Zira ifade özgürlüğüne getirilen sınırlandırmalar sosyal medya üzerindeki paylaşım ve etkileşimleri etkileyecek ve dolaylı olarak sosyal medyayı da sınırlandıracaktır. O halde ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki düzenlemeleri ile birlikte değerlendirmek gerekecektir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında “Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” denmektedir. Onuncu maddenin ilk fıkrası özgürlükleri tanımlarken ikinci fıkrası bu özgürlüklerin sınırlarını çizmiş ve hukuk sistemimize etki edecek şekilde önemli hale gelmiştir[20]. Bu fıkradan hareketle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında açıklanan ifade özgürlüğü etrafında şekillenen özgürlüklerin sınırlandırılması ancak sayılan sebepler ile gerçekleştirilebilir. O halde ifade özgürlüğü ve dolayısıyla sosyal medya, ancak yasayla öngörülen, yazılan sebeplerden birinin kapsamına giren ve demokratik bir toplumda gereklilik arz eden durumlarda sınırlandırılabilecektir[21].

Yargı organının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesini destekleyecek biçimde şu çıkarım yapılabilir: ifade özgürlüğü kapsamındaki sosyal medya demokratik toplumda gerekli olduğunda, yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması sebebiyle, ancak kanunla sınırlandırılabilecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki mevcut düzenlemeler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne teorik temelde uygundur[22]. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 26’nci maddesi düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenlemiş ve hüküm altına almıştır.

Bu maddede:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi  olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” denmektedir.

İkinci fıkrada sınırlandırma sebepleri sayılmıştır. Dolayısıyla ifade özgürlüğü ancak bu sayılan sebeplere dayanılarak sınırlandırılabilir. Yukarıdaki “… yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi…” sebebi doğrultusunda sosyal medyanın, ceza yargılamasına ilişkin faaliyetlerini de kapsar şekilde etkisi olduğunda sınırlandırılabileceği anlamı çıkmaktadır.

Sonuç olarak sosyal medyanın yargı organları üzerindeki, ceza muhakemesini zedeleyebilecek, aksatabilecek derecedeki etkilerini engellemek amacıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ki düzenlemeler birbirine paraleldir. Sosyal medya ancak sayılan nedenlerle sınırlandırılabilecek olup konumuzla bağlantılı olarak sosyal medyanın ceza muhakemesine etkisi engellenebilecektir.

Sonuç

İçinde bulunduğumuz çağda nice teknolojik gelişmelerin yaşandığı görülmektedir. Teknolojik gelişmelerin belki en etkili ürünü olan ve giderek hayatımızın parçası haline gelen internet, sosyal medyanın oluşmasına ev sahipliği yapmıştır.

Sosyal medya günümüzün en hızlı etkileşim yaşandığı bir ortamdır. Toplumu ilgilendiren veya ilgilendirmeyen haberlerin kamuoyuna en hızlı iletilebileceği yer sosyal medyadır. Sosyal medya ayrıca içinde barındırdığı çok sayıda kullanıcısı ile topluma, gündeme yön verme gücünü elinde bulundurur ve eğer bu gücünü ceza muhakemesi devam eden biri için kötü kullanır, kişi hakkında istemli veya istemsiz karalama faaliyetine dönüşebilecek paylaşımlar yapılmasına ortam hazırlarsa mahkeme bundan olumsuz etkilenebilir[23]. Sosyal medya aracılığı ile toplum tarafından adeta suçlu olarak damgalanan biri hakkında karar verecek olan mahkeme de bu durumdan etkilenebilir. Mahkemenin bağımsızlığının ve tarafsızlığının zedelenmesi, hakimin kararının da etkilenebilmesi ihtimalini doğuracaktır. Bu ihtimal dahi mahkemelerin otoritesini sarsabilecek bir sebeptir. Zira hakimin verdiği kararın güvenilirliği sorgulanmaya başlayacaktır.

Demokratik bir hukuk devleti ile özdeşleşen ifade özgürlüğünün, dışa yansıma şekillerinden biri haline gelen sosyal medya, ifade özgürlüğü güvencesiyle kullanılan en aktif platformdur. İfade özgürlüğü kullanılırken diğer özgürlüklerde olduğu gibi, başkasının hak ve özgürlüklerinin çiğnenmemesi göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin, ifade özgürlüğü kapsamında gerçekleştirilen bir faaliyet neticesinde suçsuzluk karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmemesi gerekir. Aksi taktirde ceza muhakemesinin yönü değişebilir ve yargılaması devam eden kişi hakkında olumsuz sonuçlar doğabilir. Bu durumun engellenmesi son derece önem taşır.

İfade özgürlüğü ve sosyal medya, yukarıda açıklananlardan hareketle ancak belirli koşulların varlığı halinde sınırlandırılabilecektir. Bu koşullar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki düzenlemeler dikkate alınarak tespit edilmiştir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 26 Mart 2021’de yayımlanmıştır.

KAYNAKÇA

AKDENİZ, Yaman; ALTIPARMAK,Kerem. İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır. Ankara: İmaj Yayınevi, 2008.

CENTEL, Nur. «Dürüst Yargılama ve Medya Bakımından Demokrasi Kültürü.» Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 1995: 57-72.

GEZGİN, Suat. «Medyanın Toplumsal İşlevi ve Kamuoyu Oluşumu.» İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2002: 11-20.

GÜLSEREN, Fehmi Şenel. «İnternet Ortamında İşlenen Hakaret Suçları.» Lefke Avrupa Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2013: 15-33.

HAFIZOĞULLARI, Zeki; ÖZEN, Muharrem. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara: US-A Yayıncılık, 2017.

KESKİN, Fatih; ORUÇ,Ayça Sümeyra. «Kamusal İrade Oluşumu Bağlamında Basın Ve İletişim Özgürlüğü.» Ankara Barosu Dergisi, 2016: 195-226.

ÖZEN, Muharrem. «Yargı Bağımsızlığını Zedeleyen Düzenleme, Uygulamalar ve Bağımsızlığı Sağlamaya Yönelik Çözüm Önerileri.» Ankara Barosu Dergisi, 2010: 31-65.

PEKEL, Abdulkadir. «İfade Özgürlüğünün Sınırlandırma Sebeplerinden Biri Olarak “Yargı Organının Otorite ve Tarafsızlığının Sağlanması”.» Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014: 367-394.

VALKENBURG, Patti; PETTER,Jochen; WALTHER,Joseph. «Media Effects: Theory and Research.» Annual Review of Psychology, 2016: 315-338. https://www.dhi.ac.uk/san/waysofbeing/data/communication-zangana-valkenburg-2016.pdf (Erişim Tarihi: 28 Ocak 2020)

 

ZAFER, Hamide. Ceza Muhakemesi Hukuku. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2014.

DİPNOTLAR

[1] VALKENBURG, Patti; PETTER,Jochen; WALTHER,Joseph. “Media Effects: Theory and Research.” Annual Review of Psychology, 2016: 316.(Erişim Tarihi: 28 Ocak 2020), https://www.dhi.ac.uk/san/waysofbeing/data/communication-zangana-valkenburg-2016.pdf

[2] GÜLSEREN, Fehmi Şenel. “İnternet Ortamında İşlenen Hakaret Suçları.” Lefke Avrupa Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2013: 16.

[3]AKDENİZ, Yaman ; ALTIPARMAK, Kerem. İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır. Ankara: İmaj Yayınevi, 2008, 1

[4] CENTEL, Nur. “Dürüst Yargılama ve Medya Bakımından Demokrasi Kültürü.” Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 1995: 58.

[5] CENTEL,1995:.58

[6] GEZGİN, Suat. “Medyanın Toplumsal İşlevi ve Kamuoyu Oluşumu.” İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2002: 11.

[7] PEKEL, Abdulkadir. “İfade Özgürlüğünün Sınırlandırma Sebeplerinden Biri Olarak “Yargı Organının Otorite ve Tarafsızlığının Sağlanması”.” Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014: 369. 

[8]  PEKEL, 2014: 370

[9] ÖZEN, Muharrem. “Yargı Bağımsızlığını Zedeleyen Düzenleme, Uygulamalar ve Bağımsızlığı Sağlamaya Yönelik Çözüm Önerileri.” Ankara Barosu Dergisi, 2010: 32.

[10]  CENTEL, 1995: 71

[11] KESKİN, Fatih; ORUÇ, Ayça Sümeyra. “Kamusal İrade Oluşumu Bağlamında Basın Ve İletişim Özgürlüğü.” Ankara Barosu Dergisi, 2016: 202.

[12] KESKİN, 2016: 202

[13] CENTEL, 1995: 59

[14] KESKİN ve ORUÇ, 2016: 206

[15] HAFIZOĞULLARI, Zeki; ÖZEN, Muharrem. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara : US-A Yayıncılık, 2017,154

[16] HAFIZOĞULLARI ve ÖZEN, 2017: 406

[17] ZAFER, Hamide. Ceza Muhakemesi Hukuku. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2014, 3

[18] ÖZEN, 2010: 35

[19] CENTEL, 1995: 59

[20] KESKİN ve ORUÇ, 2016: 209

[21] PEKEL, 2014:  371

[22] KESKİN ve ORUÇ, 2016: 210

[23] PEKEL, 2014: 369,373,380

 

This div height required for enabling the sticky sidebar