Hit enter after type your search item

BOŞANMADA DELİLLERİN HUKUKA UYGUNLUK SORUNU

/

Yazar: Ada İlyada Utkucu

Eşler boşanma davasında kullanmak için birbirlerinin üçüncü kişilerle yaptıkları mesajlaşmalara erişip kaydedebilirler mi? Burada bir hukuka uygunluk sebebi bulunduğu söylenebilir mi?

A. Hukuka Uygunluk Sebebi

Hukuk düzeni ile bir çatışmanın söz konusu olabilmesi için, işlenen fiilin bir ceza normu tarafından öngörülen yasak veya emre aykırılık taşıması ve aynı zamanda hukuk düzeninin başka bir kuralı tarafından yapılmasına izin verilmemiş ya da yapılmasının emredilmemiş olması gerekir. Bir fiilin bir ceza kuralı tarafından öngörülen yasağa ya da emre aykırı olması, tek başına onun suç teşkil etmesi için yeterli değildir.

Bazı hallerde, hukuk düzeni suç sayılan fiile başka gerekçelerle izin vermiş ya da yapılmasını emretmiş olabilir. Bir kuralın emrettiğini bir başkası yasaklıyor diye, aynı fiili hem meşru hem de suç teşkil eden bir fiil olarak nitelemek mümkün değildir. Dolayısıyla bir ceza kuralının suç saydığı bir fiile, başka bir kural izin veriyorsa, artık o fiilin hukuk düzeni tarafından yasaklanmadığı, hukuk düzeni ile çatışmadığı, başka bir deyişle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılacaktır. Bir ceza kuralının yasakladığı fiile izin vererek onu hukuka aykırı olmaktan çıkaran kurallara “hukuka uygunluk nedenleri” denir.[1]

Hukuka uygunluk sebepleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2.bölümünde “Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler” başlığı altında sayılmıştır. Bu sebepler: Kanunun Hükmünü Yerine Getirme (m.24 f.1), Meşru Savunma (m.25 f.1), Hakkın Kullanılması (m.26 f.1), İlgilinin Rızası (m.26 f.2) olarak bulunmaktadır.[2]

B. Ulusal ve Uluslararası Mevzuat Işığında Hukuka Uygunluk Sebebi

Hukuka uygunluk sebebi tanımına yer vermekle birlikte ceza hukuku mantığını irdelememiz gerekirse; bir ceza kuralı bir fiili yasaklıyorsa hak ihlalinin önüne geçmek amacıyla o fiili yasaklamaktadır.

Bu çalışma kapsamında Anayasa’da yer alan “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı madde 20’nin ve “Haberleşme Hürriyeti” başlıklı madde 22 fıkra 1’in ihlali sonucunda oluşan hak ihlalleri; “eşler boşanma davasında kullanmak için birbirlerinin üçüncü kişilerle yaptıkları mesajlaşmalara erişip kaydedebilirler mi? Burada bir hukuka uygunluk sebebi bulunduğu söylenebilir mi?” sorularına cevap bulmak üzere incelenecektir. Ayrıca TCK madde 134 üzerinde de bir yaptırım enstrümanı olarak durulacaktır.

Bir delilin elde edilişi, kişilerin Anayasa’da tanınmış haklarının ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekir.

Hukuka aykırı yollardan elde edilen deliller genellikle kişilerin özel hayatına, haberleşme özgürlüğüne, konut dokunulmazlığına yapılan müdahalelerle ele geçirilmektedir. Kişinin telefonuna gizlice casus program yerleştirerek konuşmaları kayda almak, telefon mesajlarına gizlice erişmek, haberleşme hürriyetine[3];

özel hayatının korunması hakkına (Ay m. 20; AİHS m. 8; TCK m. 134- 135)[4]; kişinin bilgisayarından birtakım belge, bilgi, resim, malî kayıtlarına erişmek ve ayrıca delil olarak kullanmak üzere bunları kaydetmek özel hayatın dokunulmazlığına aykırılık teşkil eder.[5]

Türk Ceza Kanunundaki hükümlerden madde 134 üzerinde durumun kritikliğini dile getirmemiz gerekirse;

Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hayatın Gizliliğini İhlâl başlıklı 134. Maddesi; “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” hükmüne amirdir.

Hüküm incelendiği üzere birbirlerinin üçüncü kişilerle yaptıkları mesajlaşmalar bakımından bu mesajlaşmaların bir delil olarak nasıl elde edildiği oldukça önemli ve boşanma davasında delil olarak kullanılabilmesi için sunulacak olan delilin hukuka uygun olarak elde edilmesi zorunludur. Aksi halde delilin hukuka aykırı yollarla edinilmiş olması ile mahkemeye sunulması durumunda “Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali” kapsamında Türk Ceza Kanunu uyarınca yaptırımla karşılaşılabilecektir ve bunun ihtimali yüksektir.

Bütün bu şekillerde âdil olmayan bir yöntem ile âdeta âdil bir oyunun (fair-play) kurallarına aykırı şekilde delilleri elde edip bunu yargılama sürecinde kullanmak aynı zamanda yargılama prosedürü içerisinde silâhların eşitliği ilkesine ve âdil yargılanma hakkına (Ay m. 36; AİHS m. 6) aykırılık oluşturacaktır.[6]

C. Yargıtay’a Göre Boşanma Davasında Kullanılabilecek Delillerdeki Usul Sorunu

Yargıtay’a göre, zinayı ispatlamak için dayanılan delil usulsüz (hukuka aykırı yollardan) elde edilmemiş olmalıdır. Buna göre kocanın karısının telefonuna casus program yükleyerek ele geçirdiği ses kayıtları (Y.2.HD. 01.06.2017, 26918/6688, Ersöz, 143, dn.495; çekmece kilidi kırılarak elde edilen eşe ait günlük Y.2.HD. 01.06.2017, 26918/6688, Ersöz, 143, dn.495), hukuka aykırı delil olarak zinanın ispatında dikkate alınmaz.[7]

Buna karşılık şifresini hukuka aykırı yollardan elde etme durumu (Ör. Giriş şifresini kırdırma) söz konusu olmadıkça, sözlü ve görüntülü iletişim veya sosyal medya ortamlarından elde edilen deliller; eş veya üçüncü kişilerin sosyal medya üzerinden alenileştirdiği resimler, videolar; hukuka uygun delillerdir.[8]

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2002 yılında verdiği bir kararında, “aynı çatı altında yaşayan eşlerin özel hayatlarının iç içe geçtiğini, özel alan sınırlarının muğlaklaştığını, bu nedenle eğer bir eş diğerinin günlük, mektup veya fotoğraflarını zorla veya tehditle ele geçirmeyip evde bulmuşsa, diğer eşin özel alanına ilişkin olsa bile, bunların boşanma davasında delil olarak kabul edileceğine” karar vermiştir. Bu sebeple eşler, evlilik birlikteliğinin devamlılığında ortak bir yaşam alanı deneyimliyor olmaları gerekçesiyle, bahsi geçen verileri herhangi bir mevzuata aykırı eylem içinde bulunmaksızın bir rastlantı sonucu elde edebilirler.

Bu karara karşın her durumda; “evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp aile yaşam alanıdır.” demek mümkün değildir. Yaşanılan ortak konut içinde de olsa, eşlerin de kendi özel alanlarının bulunduğu, bu alanın mahremiyetinin hukuk tarafından korunması gerektiği; bu nedenle de bu mahrem alandan gizlice elde edilen verilerin delil olarak kabul edilmesinin hukuken doğru olmayacağı, ifade edilmektedir.

Sonuç

Dijitalleşen dünyada kanun koyucunun iradesi ve Yargıtay’ın kararlarını incelediğimiz zaman; boşanma davalarında ileri sürülmek üzere hukuka aykırı yoldan elde edilmesi durumunda delillerin kullanılamaması; tarafı olduğumuz insan haklarına dair sözleşmeler, ceza hukukuna ilişkin mevzuatımız ve normlar hiyerarşisinde en üstte yer alan normumuz Anayasa ve değerleri doğrultusunda yapılması gerekendir.

Türk Ceza Kanunu’nda hukuka uygunluk sebepleri olarak karşımıza çıkan “Kanunun Hükmünü Yerine Getirme (m.24 f.1), Meşru Savunma (m.25 f.1), Hakkın Kullanılması (m.26 f.1), İlgilinin Rızası (m.26 f.2)” boşanma davalarında haberleşme hürriyetinin ihlalini ortadan kaldıracak şekilde karşılar nitelikte kullanılamaz. Üstün nitelikli bir hakkın korunması durumu burada vardır.

Evlilik birliği içerisinde eşleri ortak bir hayatın dışında değil bütünüyle içinde tanımlamak 21.yüzyıl değerleriyle çelişmektir. Bu durumda Anayasa ve ağırlıklı Yargıtay kararları aile kurumundaki bireyleri ortak bir giz alanında değil, kendi özel hayatlarının çizgilerinin daha net çizildiği liberal bir politika izlemiştir. Bu hukuk politikası temel haklara saygılı hukuk devleti olmanın zorunlu sonucudur.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 29 Ağustos 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

13.Hafta, Açık Ders, Ankara Üniversitesi, sf.1

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Roma, 1950

Çiftçi Pınar, Boşanma Sisteminin Yargılamada Doğurduğu Temel Hak İhlalleri ve İspat Sorunları, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014, s. 1741-1821.

Ersöz, 136 vd.; Çelik, 161 vd.

HGK, 15.2.2012, 2-703/70, www.kazanci.com

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, Ankara, 2004

Y.2.HD. 01.06.2017, 26918/6688, Ersöz, 143, dn.495; çekmece kilidi kırılarak elde edilen eşe ait günlük Y.2.HD. 01.06.2017, 26918/6688, Ersöz, 143, dn.495

DİPNOTLAR

[1] 13.Hafta, Açık Ders, Ankara Üniversitesi, sf.1

[2] 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, Ankara, 2004

[3] AY m. 22; AİHS m. 8; TCK m. 132-133

[4] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Roma, 1950.

[5] Çiftçi Pınar, Boşanma Sisteminin Yargılamada Doğurduğu Temel Hak İhlalleri ve İspat Sorunları, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014, s. 1741-1821.

[6] Çiftçi,2014.

[7] HGK, 15.2.2012, 2-703/70, www.kazanci.com.

[8] Ersöz, 136 vd.; Çelik, 161 vd.)

This div height required for enabling the sticky sidebar