Hit enter after type your search item

BİREYSEL BAŞVURUDA KABUL EDİLEBİLİRLİK KRİTERLERİ

/

Yazar: Taceddin KALKAN

Bireysel başvuru yolu 2010 Anayasa değişikliği ile hukukumuza girmiş ve 23 Eylül 2012 tarihi itibariyle de herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında bulunan haklardan herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir hale gelmiştir. Bireysel başvuru yoluna başvurulabilmesi için bazı kabul edilebilirlik kriterlerinin sağlanması gerekmektir ve bunlara yönelik oluşabilecek bir eksiklik “kabul edilemezlik” kararı verilmesine neden olabilmektedir. Bireysel başvuru için aranan kabul edilebilirlik kriterleri şunlardır:

A. Açıkça Dayanağının Bulunması

Anayasa Mahkemesi ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması hususlarının bireysel başvuru incelemesine konu olamayacağını kabul etmektedir.

B. Başvuru Yollarının Tüketilmesi

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru Hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.” Bu fıkra gereğince; bireysel başvuru yoluna gidecek olan kişilerin olağan kanun yollarını tüketmesi zorunludur. Örneğin, istinaf incelemesinden sonra temyiz yoluna gidilebilmesi mümkün olan bir uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesine doğrudan gidilmesi durumunda olağan kanun yollarının tüketilmemesi nedeniyle “kabul edilemezlik” kararı verilecektir.

C. Kişi Bakımından Yetki

Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan ihlal edilen tarafından yapılabilmektedir. Özel hukuk tüzel kişileri ise sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik hale gelmiş içtihatlarına göre yalnızca üyelerinin haklarını etkileyen müdahaleler nedeniyle tüzel kişilik tarafından bireysel başvuruda bulunulamaz.

D. Konu Bakımından Yetki

Bireysel başvurunun en temel kriterini oluşturan konu bakımından yetki aslında bireysel başvurunun tanımını da içerisinde barındırmaktadır. Bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Anayasamızda bulunmakla birlikte AİHS ve taraf olunan protokollerde yer almayan ya da AİHS veya taraf olunan protokollerde yer alıp da Anayasamızda bulunmayan haklara dayanılarak yapılan başvurular “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle “kabul edilemezlik” ile sonuçlanacaktır.

E. Süre

Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketilmesi halinde tüketildiği tarihten itibaren; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması gerekmektedir.

F. Anayasal ve Kişisel Öneminin Bulunması

Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak kanun koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”“Anayasa’nın yorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemiştir. Bunun yanında Anayasal önemin, temel hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve “uygulanması” gibi iki unsuru vardır. Bir başvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki unsurdan biri açısından önem taşıması yeterlidir. Kişisel önem koşulu, başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Anayasa Mahkemesi bir kararında[1] başvuru konusu olan para miktarının düşük olması nedeniyle (1058,85 TL) anayasal ve kişisel önemden yoksunluk gerekçesine dayanarak “kabul edilemezlik” kararı vermiştir.

G. Zaman Bakımından Yetki

Bireysel başvuru yoluna sadece 23/09/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlara yönelik olarak başvurulabilmektedir. Daha önceki bir tarihte kesinleşen işlem ve kararlara yönelik yapılacak başvurular açısından Anayasa Mahkemesi yetkili değildir. Bu tarihten önce kesinleşip de daha sonrasında öğrenilen kararlar açısından ise Anayasa Mahkemesi’nin 2012/51 numaralı “Zafer Öztürk Başvurusu”na[2] yönelik verdiği karar önemlidir. Mahkeme bu kararında, 23/09/2012 tarihinden önce kesinleşip daha sonrasında öğrenilen karar yönünden yaptığı incelemede “zaman bakımından yetkisizlik” sonucuna varmıştır.

H. Başvuru Hakkının Kötüye Kullanılmaması

Bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması durumunda disiplin cezasına hükmedilmektedir. Bu durum Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 83. maddesinde de belirtilmiştir.

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin iki bin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”

Başvuruda yanıltıcı beyanda bulunulması, hakaret içermesi, yaşamını kaybeden adına başvuru yapılması durumunda Mahkeme, başvuru hakkının kötüye kullanıldığı sonucuna varmaktadır.

[1] K.V. Başvurusu, Başvuru No:2014/2293, Karar Tarihi:01/12/2016, §78-80

[2] Zafer Öztürk Başvurusu, Başvuru No:2012/51, Karar Tarihi: 25/12/2012, §13-20.

This div height required for enabling the sticky sidebar