Hit enter after type your search item

AV. OĞUZHAN ASLAN İLE AVUKATLIK ÜCRETİNİN VERGİLENDİRİLMESİ

/

Avukatlık ücretinin vergilendirilmesi hususu sıklıkla karıştırılan ve tam detayları ile bilinmeyen bir konudur. Avukatların meslek hayatlarındaki en önemli sorunlarından birini oluşturan avukatlık ücretinin vergilendirilmesi konusunu ekibimizden Merve SANCI, Av. Oğuzhan ASLAN ile aldı.

1- Avukatlık ücretinin hukuki mahiyeti nedir?

Av. Oğuzhan ASLAN: Avukatlık ücret sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı, tekel hakkına sahip avukatlarca yapılabilecek bir iş görme sözleşmesidir. Bu açıdan bakarsak avukatlık ücretinin hukuki mahiyetini tespit etmek daha kolay olur. Vekalet akdine bağlı olarak görülen iş sonucu hak kazanılan ücret olarak tanımlayabiliriz. Bu ücreti diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran şey ise yapılan işin, yani verilen hizmetin kamusal niteliğinin de olmasıdır. Zira avukatlar, her ne kadar özel vekalet ilişkisi kurarak, takdir ettikleri ücretler ile bir iş görüyor olsa da bu durum verilen hizmeti bir marketin, mühendislik firmasının, mimarlık ofisinin özel kişilere verdikleri hizmetlerden farklı ve kamu hizmeti olarak tanımlanan bir hizmet vermektedir.

Avukatlık Kanunu’nun 164/son hükmü uyarınca avukata ait olan yasal, yani karşı yan vekalet ücretinin hukuki niteliği ise daha farklıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, hükmedilen karşı yan vekalet ücreti, bir yargılama gideridir. Her iki tip ücretin de avukatın hakkı olması, bu ücretlerin hukuki niteliklerinin ayrı olduğu gerçeğini değiştirmez.

2- Vekalet ücretinin belgelendirilmesi nasıl olmalıdır? Bu konuda yaşanan hukuki sorunlar nelerdir, bu sorunların önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Av. Oğuzhan ASLAN: Avukatın vekalet ücretini nasıl belgelendirmesi gerektiğini tespit etmek için evvela avukatın vergi kanunları karşısındaki durumuna bakmak gerekir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 hükmü uyarınca, sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması hali serbest meslek faaliyetidir ve bu faaliyetleri icra edenler de serbest meslek erbabıdır. Tanımdan yola çıkarak, avukatların da serbest meslek erbabı olduğunu pekala söyleyebiliriz. Farklı mükellef kategorileri için kanun farklı belge düzenleme esasları getirmiş olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 236. maddesi, serbest meslek erbabı olan kişilerin, her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemesi gerektiğini emredici olarak düzenler. İşte bir avukat da elde edeceği ücreti bu makbuz ile belgelendirip vergilendirmeye tabi tutar.

Belgelendirme bakımından esasen ciddi bir sorun bulunmuyor. Esas sorun, belgelendirilmesi gereken vekalet ücreti üzerinden yapılan vergilendirmede. Bugün kural olarak avukatlık ücretlerinde KDV oranı %18 ve bu ciddi bir KDV yükü doğuruyor. İstisnai bazı hallerde %8 oranında olması ise yeterli değil. Bilhassa CMK ve adli yardım görevlendirmeleri bakımından KDV’nin istisna haline getirilmemesi, kamu görevi haline gelmiş bu görevlendirmelerde Devletin KDV tahsilatı yoluna gitmesi, avukatın emek ve mesaisi sonucu elde ettiği ücretlerin ciddi vergisel kayıp yaşamasına sebep oluyor. (Adli yardım ve adli müzaheret kapsamındaki avukatlık hizmetlerinde uygulanan KDV oranı 1 Aralık’tan itibaren yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi.) Kaldı ki hasılat bakımından sadece KDV yükünün değil, gelir vergisi yükünün de doğmasıyla birlikte avukatın kazancının hemen hemen yarısı vergilendiriliyor ki iş sahasının artan avukat sayısıyla birlikte daraldığı avukatlar için kazancın yarısını vergi olarak ödemek ciddi ekonomik problemler doğmasına yol açıyor. Bilhassa CMK ve adli yardım gibi görevlendirmeler bakımından kanun değişikliğiyle vergi muafiyeti getirilmesi, aynı zamanda da avukatlık hizmetlerindeki KDV oranlarının, dava türü ayırdı yapılmaksızın düşürülmesi gerektiği kanaatindeyim.

3- Vekalet ücretlerinde Katma Değer Vergisi uygulaması nasıl olmaktadır?

Av. Oğuzhan ASLAN: 3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca, bir mal teslim edilir yahut bir hizmet ifa edilirse, KDV tahakkuk ettirmek ve ödemek gerekir. Yani KDV, alışılagelmiş vergilendirme mantığının dışına çıkarak, ücret elde edip etmediğinizle ilgilenmez. Malı teslim ettin mi, hizmeti ifa ettin mi sorularıyla ilgilenir. Bu sebeple de tahakkuk esası dediğimiz esas geçerlidir. KDV bakımından vergiyi doğuran olay olan mal teslimi veya hizmet ifası, avukatlık hizmetleri bakımından da değerlendirme konusu yapılır.

Zira avukatlar da birer hizmet erbabı olarak, avukatlık hizmeti verdikleri anda, vekalet ücreti almış olsun veya olmasın, KDV ödeme yükümlülüğü altına girer. Yani KDV bakımından kazanç elde edip etmediğinizin bir önemi yoktur.

Eğer avukat, dava kesinleşmemiş, yani derdest olsa da ücret elde ettiyse makbuz düzenlemek ve elde ettiği bu ücret üzerinden hesaplanacak KDV’yi ödemek zorundadır. Ancak henüz ücret elde etmemiş ve dava da derdest ise bu durumda KDV ödeme yükümlülüğü henüz doğmaz. Avukatlık hizmeti bölünebilir nitelikte bir hizmet olmadığı için KDV Kanunu m.10/c uyarınca, ancak kesin hüküm elde edildiği zaman hizmet verilmiş sayılacağı için, kesin hüküm elde edilmesiyle KDV ödeme yükümlülüğü doğacaktır. Kaldı ki kesin hüküm elde edildiği zaman ücret alıp almadığınızın da bir önemi yoktur.

4- Bir avukat avukatlık gelirleriyle yargılama masrafları için aynı banka hesabını kullanmalı mıdır, bu durum gelirlerin vergilendirilmesinde bir sorun yaratır mı?

Av. Oğuzhan ASLAN: Gelir Vergisi Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca harç, gider avansı, bilirkişi ücreti gibi yargılama giderleri hasılatın bir unsuru değildir. Bu bedeller müvekkilden alınıp da mahkeme veznesine yatırılacağı, yani avukatın cebine girmeyeceği için de vergilendirme konu edilmez. Buradaki sorun aynı banka hesabına vekalet ücretinin ve mahkeme masraflarının birlikte gelmesi durumunda doğmaktadır. Eğer avukat, gelen ücretin bir kısmının yargılama gideri olduğunu ispat edebiliyorsa bu durumda farklı banka hesapları kullanılmasına gerek yoktur. Vergi hukuku bakımından önemli olan iktisadi, ticari, teknik icaplara ya da hayatın olağan akışına aykırı durumlarda, iddia sahibinin ispat zorunluluğudur. Bu anlamda avukatlar da ödedikleri yargılama giderlerini her halükarda ilgili dekontları sunarak ispat edebilecekleri için bir sorun yaşamazlar.

5-Avukatların vergisel yükümlülükleri nelerdir?

Av. Oğuzhan ASLAN: Her vergi mükellefi gibi avukatların da hem maddi, hem de şekli ödevleri vardır. Maddi ödev, tahakkuk edecek vergilerini ödemektir. Çok çeşitli vergiler bakımından avukatın sorumluluğu vardır. Gelir vergisi ve KDV başta olmak üzere, damga vergisi, reklam ve ilan vergisi gibi vergiler de ödemesi gerekebilir. Şekli ödevler ise beyanname vermek, defter tutmak, talep edildiği zaman gerekli bilgi ve belgeleri ibraz etmek, vergi kaydı açtırmak ve vergi levhası edinmek, serbest meslek makbuzu düzenlemek gibi prosedürleri ihtiva etmektedir.

6- Serbest Meslek Makbuzu (SMM) nasıl düzenlenir? SMM düzenlenirken dikkat edilecek hususlar nelerdir?

Av. Oğuzhan ASLAN: 2020 yılı Haziran ayına dek avukatlar, koçan halinde olan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile anlaşması olan matbaalara bastırılan kağıt serbest meslek makbuzlarını düzenlerdi. İki nüsha olarak düzenlenen bu makbuzlardan biri avukat tarafından saklanırken, diğeri müvekkile verilirdi. Haziran 2020 itibariyle artık kağıt makbuz düzenleme dönemi sona erdi. Artık elektronik serbest meslek makbuzu, yani E-SMM düzenliyoruz. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın kendi sistemi veya özel entergratör şirketlerin programlarını kullanarak serbest meslek makbuzu düzenlemek zorunludur. Makbuz düzenlenirken ödemeyi yapanın, yani kural olarak müvekkilin isim ve adres bilgilerine, alınan ücretin tutarına, o ücret üzerinden hesap edilecek KDV’ye yer vermek, ücretin hangi işin karşılığı olduğunu açıklama satırına yazmak gerekmektedir.

7- Avukatların genel anlamda “vergi yükümlülükleri” hususunda uygulamada karşılarına çıkan problemler nelerdir?

Av. Oğuzhan ASLAN: Avukatların en büyük problemi, gerek fakülte döneminde, gerek staj döneminde, mükellefiyetten kaynaklanan ödevler bakımından yeterli bir eğitim almamaları. Hemen hemen bütün avukatlar, serbest muhasebeci mali müşavirle çalışarak onların yönlendirmesiyle bu sorunu gidermeye çalışıyor. Haliyle dışarıdan aldıkları hizmet sebebiyle de bir ödeme yapma yükümlülüğü altına giriyor. Bu anlamda en azından Baroların, avukat adaylarına, yani stajyer avukatlara, avukatların vergilendirmesiyle ilgili eğitimler vermesi, makbuzun nasıl düzenleneceğini öğretmesi, vergisel yükümlülükler konusunda yeterli çalışmaları yapmaları gerekmektedir.

Bu röportaj ilk kez 09.12.2021 tarihinde www.caseresmi.com’da yayımlanmıştır.

This div height required for enabling the sticky sidebar