Hit enter after type your search item

AV. FATİH ÖZDEMİR ile ENERJİ HUKUKU ve KARİYER

/

Son yıllarda sıklıkla gündeme gelen ancak hakkında bilgi sahibi olmanın pek zor olduğu bir alan olan enerji hukukunu ve kariyer olanaklarını ekibimizden Taceddin Kalkan ve Sertuğ Atik bu alandaki uzman kişilerden olan Av. Fatih Özdemir ile sizler için ele aldı.

1- Öncelikle Enerji Hukuku diğer alanlara göre yeni gelişen bir alan ve hukuk dünyasında fazla tanınmıyor. Bu yüzden enerji hukukunun kapsamını ve enerji kavramını mevzuat çerçevesinde kısaca anlatabilir misiniz?

Enerji hukukunun tanıtılması ile ilgili bir röportaj gerçekleştirmeniz oldukça değerli. Zira ülkemizde bu alana meraklı birçok meslektaş olmasına karşın enerji hukukçusu sayısının azlığı alanın daha çok kişi tarafından tanınmasının önüne geçiyor. Enerji hukuku dünyada popülaritesini her geçen gün arttıran multidisipliner bir alan. Ülkemizde bu kavram 2000 yılından sonra gerçekleşen özelleştirme uygulamaları sonucunda daha fazla kullanılır hale geldi. Nitekim bu tarihten önce çoğunlukla devlet tekelinde olan enerji sektörü günümüzce özel sektörün daha çok hâkim olduğu bir nitelik taşıyor. Bu kapsamda enerji hukukunu regülasyondan ayrı düşünmek de imkânsız. Ülkemizde enerji regülasyonunun oluşmasında ise 2001 yılında kurulan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”)’nun önemi yadsınamaz. Petrol, LPG, doğalgaz ve elektrik piyasaları her biri kendine has detaylı mevzuatlarıyla enerji hukukunun temel taşları olmasına karşın, nükleer enerji ve yenilebilir enerji kaynaklarına ilişkin mevzuat çalışmalarının da günümüzde oldukça hızlı şekilde ilerlediğinden söz edebiliriz. Bu bakımdan enerji hukuku için kendisini sürekli yenileyen, geliştiren ve gelecek vaat eden önemli bir hukuk dalı olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır.

2- Ülkemizde enerji hukuku diğer ülkelere kıyasla ne durumda, idarenin bu konuda yaptığı çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Türkiye gerek jeopolitik konumu gerekse de enerji arzı bakımından dünyada enerji sektörüne ilgi gösteren ülkelerin başında geliyor. Ülkemiz bu bakımdan son yıllarda önemli gelişmeler kaydetti. Özellikle nükleer enerji ve yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımında henüz istediğimiz seviyelerde olmasak da akaryakıt sektöründe özellikle hizmet bakımından Avrupa’da en üst düzey kaliteyi yakalayan ülkelerden biri olduğumuzu söylemek mümkün. Diğer yandan kelime olarak sıvılaştırılmış petrol gazı anlamına gelen LPG kullanımında Türkiye, Güney Kore’nin ardından dünyada 2. sırada yer alıyor. Elektrik enerjisinin daha geniş alanlarda kullanılması ve elektrik üretimi bakımından vatandaşlara verilen teşviklerde de son yıllarda önemli gelişmeler olduğunu söyleyebiliriz. Ancak elektrikli araçlara ilişkin şarj istasyonlarının kurulması ve buna ilişkin düzenlemeler konusunda Avrupa’ya kıyasla biraz daha geriden geldiğimiz bir gerçek.

Enerjide dışa bağımlığın azaltılmasına ilişkin çalışmalar kapsamında son yıllarda devlet eliyle gerçekleşen petrol ve doğalgaz arama çalışmaları ise ülkemiz bakımından oldukça değerli. Enerji sektöründe gerçekleşen birleşme ve devralmalar ise ekonomik açıdan genellikle ülkemizin en büyük satın alma işlemleri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle enerji sektörü istihdam konusunda taşıdığı olanaklarla ülkemiz için adeta istihdam lokomotifi görevi üstleniyor. Söz konusu nedenle idarenin enerji sektörüne günümüzde her zamankinden daha fazla önem gösterdiğini söyleyebiliriz.

3- Sektörde yer alan biri olarak enerji hukuku üzerine çalışmayı tercih etme sebepleriniz nelerdir?

Aslında benim enerji hukukuyla tanışmam biraz rastlantı şeklinde oldu. Çoğu meslektaşım gibi hukuk fakültesini bitirmemim ardından yasal staj için bir hukuk bürosu aradığım süreçte Türkiye’nin en önemli enerji şirketlerinden birinde yasal staj yapma fırsatı yakaladım. Bu nedenle mesleğe adım attığım andan itibaren enerji hukukunu takip ettiğimi söyleyebilirim.

Hukuk fakültesinde bulunduğum dönemde idare hukukuna özel bir ilgim vardı. Enerji hukukunun dinamiklerini öğrenmeye başladıkça bu alanın idare hukukuyla yakın ilişkine tanıklık ettim. Ayrıca enerji hukukunun idare hukuku dışında, özel hukukun birçok alanıyla temas etmesi de hukuktaki birçok gelişmeyi yakından takip etmemi sağladı. Ayrıca enerji hukuku kendisini sürekli olarak yenileyen bir alan olduğundan, alanı öğrenme konusunda gösterdiğim çaba bu alana ilişkin uzmanlığımı daha hızlı kazanmama yardımcı oldu. Diğer yandan enerji sektöründe yer alan şirketlerin bugün hala dünyanın en büyük şirketleri arasında olması kariyer planlaması anlamında da yaptığım tercihin oldukça doğru olduğunu gösterdi.

4- Kariyerini enerji hukuku alanına yönlendirmek isteyen ama henüz nereden ve nasıl başlaması gerektiğini bilmeyen kişilere ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

Öncelikle enerji hukukunun kariyer planlaması açısından kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir alan olduğunu düşünüyorum. Nitekim enerjiye ilişkin çalışmalar ülkemizde her geçen gün artış gösteriyor. Bu da gelecekte enerji hukuku alanında uzman hukukçulara büyük ihtiyaç duyulacağı anlamına geliyor.

Enerji hukuku alanında kariyer planlaması kapmak isteyenler öncelikle enerji hukukunun alt dalları ve temel dinamikleri hakkında bilgi edinmeli. Bunun için en doğru yöntemin bir enerji şirketinde belirli bir süre staj veya çalışma dönemi geçirmek olduğunu düşünüyorum. Çalışma yoluyla edinilecek gözlem gerek sektörün gerekse de sektörün dayandığın mevzuatın anlaşılmasında büyük fayda sağlayacaktır.

Şayet bir enerji şirketinde staj veya çalışma imkânı bulamadıysak işe sektörle ilgili mevzuatı öğrenmeye çalışarak başlayabiliriz. EPDK’nın resmi sitesi olan https://www.epdk.gov.tr/ adresinden enerji hukukuna ilişkin temel mevzuata ve duyurulara erişmek mümkün. Bunun dışında T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Nükleer Düzenleme Kurumu’nun resmi sayfalarındaki mevzuat ve duyuruların da takip edilmesi yararlı olacaktır. Enerji hukukunun öğrenilmesinde Resmi Gazete takibinin de çok önemi olduğunu belirtmek istiyorum. Takip eden kişiler Resmi Gazetede her hafta en az birkaç adet EPDK Kurul Kararı’nın yayınlandığına tanık olmuşlardır. Mevzuatın bu kadar sık değiştiği regüle bir sektörde yapılacak en tehlikeli şey bildiklerimize saplanmak olacaktır. Bu nedenle sürekli olarak yeni gelişmelere açık olmalı ve mevzuat anlamında bilgilerimizi güncel tutmalıyız.

Enerji sektörünün bahsettiğim bu dinamik yapısı, diğer birçok alanın aksine yaşça sizden daha kıdemli olanlarla rekabet etmenize olanak sağlıyor. Bu nedenle enerji hukukunda “o alan çoktan kapıldı” derdi yok.

5- Enerji Hukuku üzerinde ihtisaslaşmış birisi kariyerini hangi rollerde sürdürebilir?

Enerji hukukunda ihtisaslaşmış bir hukukçunun önüne kariyer anlamında birçok fırsat çıkacaktır. Bunların başında enerji sektöründe yer alan birçoğu çok uluslu olmak üzere şirketlerin hukuk departmanlarında hukuk müşaviri veya baş hukuk müşaviri olarak çalışmak gelmektedir. Diğer yandan günümüzde artık birçok enerji şirketinde bulunan uyum (compliance) departmanları da bu kişiler bakımından çalışmanın söz konusu olacağı alanlardan biridir. Ayrıca T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK tarafından her yıl belirli bir oranda enerji uzmanı alımı yapılmaktadır. Bunun için idare tarafından yapılan yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olunması gerekmektedir. Enerji sektöründe daha önce çalışmış bir hukukçunun bu sınavlarda diğer adaylara göre daha avantajlı olacağını da söylemek gerek. Mesleğinizi serbest avukat olarak sürdürdüğünüz takdirde ise enerji hukuku alanındaki ihtisaslaşmanızı birçok şirkete dışarıdan danışmanlık vermek suretiyle büyük bir fırsata çevirmeniz söz konusu olacaktır. Nitekim enerji sektöründe büyük şirketlerin haricinde KOBİ olarak tanımlanabilecek çok sayıda bayi veya aracı şirketlerin de yer aldığını söylemek mümkün.

6- Güncel bir konu olarak, nükleer enerjinin gelişimi ve kontrol edilmesi arasındaki dengenin kurulmasında hukuki düzenlemeler nasıl bir rol oynayabilir?

Nükleer enerji geçmişte daha çok, ucuz ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak görülürken, 1986`da yaşanan Çernobil Nükleer Faciasının ardından ciddi bir algı değişikliği yaşandı. Nükleer enerjinin taşıdığı risk bugün hala tartışılıyor.  Ülkemiz nükleer enerji yatırımı için yeni adım atan ülkelerden biri. Türkiye 2010 yılında Rusya ile imzaladığı anlaşmayla, Mersin Akkuyu’da bir nükleer santral projesini başlattı. Yoğun çevresel tartışmalara karşın santralin inşası devam ediyor. Diğer taraftan da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın kriterleri doğrultusunda nükleer enerji hukukuna ilişkin çalışmalar hız kazanmış durumda. Bu konuda bağımsız bir idari otorite olarak Nükleer Düzenleme Kurumu’nun kurulması da kayda değer bir gelişme. Nükleer enerjinin sunacağı katkıya verdiğimiz önemin bir kısmını yüksek denetim standartları öngören kapsamlı mevzuat çalışmalarına ayırabildiğimiz sürece aradaki dengeyi de sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Bu kapsamda konuyla ilgili çalışmalarda diğer disiplinlerden de destek almak son derece önemli olacaktır.

7- Son olarak enerji hukukunun geleceğini ülkemiz özelinde ve dünyada nasıl görüyorsunuz?

Günümüzde dünya büyük bir enerji arzıyla karşı karşıya ve mevcut enerji kaynaklarının gelecek 30 yılda bu arzı karşılama noktasında yetersiz kalacağı yönünde önemli öngörüler söz konusu. Ayrıca küresel iklim değişikliği de enerji kaynaklarının kullanımını değiştiren bir faktör. Söz konusu gelişmeler gelecekte hem ülkemiz hem de dünyada enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi çalışmalarının hız kazacağını gösteriyor. Böyle bir süreç ise kuşkusuz hukuktan bağımsız gerçekleştirilemeyeceğinden enerji hukukunun pek de uzak olmayan bir gelecekte en önemli hukuk dallarından biri olarak gösterileceğini söylemek mümkün.

This div height required for enabling the sticky sidebar