Hit enter after type your search item

AV. ARB. DOÇ. DR. İBRAHİM ERMENEK İLE ENERJİ HUKUKU

/

Gelişen teknolojinin de etkisiyle yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kaynakları üzerindeki araştırmalar her geçen gün artmaktadır. Enerji sektöründeki bu gelişmelerle birlikte ön plana çıkan hukuki boyutunu sizler için Bosca Law partnerlerinden Av. Arb. Doç. Dr. İbrahim Ermenek ile ele aldık. 

1- Mevzuatımızda enerji hukukuna ilişkin düzenlemeler genel itibariyle nelerdir?

Ulusal mevzuatımızda enerji sektörüne ilişkin düzenlemeler, enerji sektörünün bölümlerinin gerekliliklerine göre farklı kanunlar ve diğer yasal düzenlemeler ile sağlanmış durumdadır. Enerji sektörü içerisinde yer alan elektrik, doğal gaz, petrol, nükleer ve yenilenebilir enerji alanlarını düzenleyen münferit kanunlar bulunmaktadır. Enerji hukukunu değerlendirirken bu alanların farklılıklarının ve kendilerine özgü koşulların dikkate alındığını görüyoruz ki bu durum enerji gibi birçok alt alana sahip bir sektör için olmazsa olmaz bir durum. Ayrıca enerji sektöründeki hukuki düzenlemeler açısından EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) çok önemli bir yer teşkil etmektedir. EPDK bu sektörde lisanslama, tarifeler ve denetim başta olmak üzere birçok farklı alanda çalışmalar yapmakta olan bir denetleyici-düzenleyici kurum konumundadır. EPDK çıkardığı yönetmelikler, tebliğler ve diğer düzenleyici işlemlerle piyasayı düzenlemeye ve enerji piyasasının yeni teknolojiler ile gerçekleşen gelişmelere uyumunu sağlamaya devam etmektedir. Ayrıca önümüzdeki yıllarda enerji sektörüne dahil olacak yeni alanlarda da kanun çalışmaları devam etmektedir.

2- Global anlamda enerji kaynakları nereye gidiyor? Doğalgaz ve petrolün önemi neden hala devam ediyor? Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması diğer enerji kaynaklarını nasıl etkilemiştir?

Tüm dünyada zaman içerisinde iklim konusunda yaşanan gelişmeler, küresel ısınma sorunlarının daha bilinir hale gelmesi ile ulusal ve uluslararası alanda ülkelerin yaptığı çalışmalar ile yenilenebilir olmayan karbon kaynaklı enerji kaynaklarının kullanımı zamanla azalmaktadır. Tabii ki bu değişim hızı ülkelere ve bölgelere göre değişmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği’nin politikaları neticesinde üzerinde uzlaşılmış bulunan Yeşil Mutabakat kapsamında karbon kaynaklı enerji kaynaklarının kullanımının 2050 yılına kadar sıfırlanması planlanmaktadır. Öte yandan Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde ise bu değişime karşı bir miktar direnç varlığı görülmekte. Ancak karbon kaynaklı enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarına olan geçişin dünyanın hemen her yerinde hızlanarak devam ettiğini söylemek mümkün. Yeşilleşme çalışmalarının önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki enerji sektörünü de dönüştürmesini bekliyoruz. Ayrıca gerçekleşen teknolojik gelişmelere bağlı olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların maliyetlerinin azalmasına ve devletler ile devlet üstü kuruluşların teşviklerine bağlı olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi özellikle son yıllarda artmıştır ve artmaya devam etmektedir.

3- Yenilenebilir enerji sektörünün Türkiye’de hızla gelişmesine olanak sağlayan YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması)’in enerji sektörüne avantajları neler olmuştur?

YEKDEM adından da anlaşılacağı üzere bir destekleme mekanizmasıdır. Karbon kaynaklı enerji üretim kapasitesi düşük olan ülkelerde bu gibi destekleme mekanizmaları stratejik bir öneme sahiptir. Ülkemizde de karbon kaynaklı enerji kaynaklarının yetersizliği, enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik çalışmaların artması, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve enerjide yeşilleşme isteği nedeniyle yenilenebilir enerjinin desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan YEKDEM ile Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının artması konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bu kapsamda Yenilenebilir Enerji Kanunu (YEK) ile yenilenebilir enerji üretimini desteklemek amacıyla alım garantileri getirilmiştir. Ayrıca son yıllarda yapılan değişiklikler ile alım garantileri Türk lirası üzerinden verilmeye başlanmıştır, bu gelişmeyi de olumlu görüyorum.

4- Türkiye’de nükleer enerjiyle ilgili gelişmeler yaşanmaktadır. Nükleer enerji üretiminin hukuksal boyutu nedir?

Türkiye’de nükleer enerjiye yönelik çalışmalarda geç kalınmış olmakla birlikte, şu anda yeni kurulan (ve kurulacak olan) tesisler ile bu alandaki eksiklik telafi edilmeye çalışılmaktadır. Bilindiği gibi Rusya Federasyonu ile ülkemiz arasında 2010 yılında imzalanan hükümetler arası anlaşma (IGA–Inter-Governmental Agreement) ile nihai aşamasına gelen ve projesine başlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşaatı devam etmektedir. Bu anlaşma uyarınca inşa edilecek Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 4 reaktör ile toplamda 4800 MW üretim kapasitesine sahip olması planlanmıştır. Ülkemizde inşaatı devam eden ve planlanan nükleer güç santrallerinin üretim faaliyetlerine başlaması sonrasında ve daha da ileride bu sektörün de serbest piyasa koşullarına açılması durumunda, nükleer enerji konusunda da hukuki gelişmeleri görmemiz mümkün olabilecektir. Elbette bu konuda nükleer enerji konusunda önde gelen Rusya, Fransa ve ABD gibi ülkelerin nükleer enerji piyasaları ve mevzuatlarının incelenmesi de karşılaştırmalı hukuk bağlamında yararlı olur kanaatindeyim. Ayrıca, Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri arasında yapılan anlaşmanın Anayasa’nın 90’ncı maddesi kapsamında uygulamaya geçirilmesi de bu konuya verilen önemin bir göstergesidir.

5- Enerji sektöründeki şirketlerle idare arasındaki ilişki şirketlerin faaliyetlerine nasıl etki etmektedir?

Enerji sektörünü düzenlemek adına enerji sektörünün çeşitli alanlarına özgü kanunlar çıkarılmıştır. Enerji sektörünün regülasyonu, teknolojik gelişmelere, yeşilleşme çalışmalarına ve son yirmi yıldır yapılan özelleştirmelere da bağlı olarak büyük önem arz etmeye başlamıştır. Bu bağlamda enerji sektörünü düzenlemek ve denetlemek için kurulan EPDK, enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketleri, düzenleyici işlemler ve idari yaptırımlar yoluyla denetlemekte ve piyasayı düzenlemektedir. Farklı enerji sektörü alanlarında kanun seviyesinde yapılan düzenlemeler ile bazı yaptırımlar getirilmiştir. Bu sayede sağlıklı ve verimli bir enerji sektörü piyasasının oluşması modern devletlerde olduğu gibi ülkemizde de sağlanmış bulunmaktadır. Bu noktada EPDK’nın rolünün çok önemli olduğunu tekrar vurgulamak gerekir.

6- Enerji sektöründe rekabet hukukunun önemi nedir?

Rekabet hukuku, diğer birçok pazarı olduğu gibi enerji tüketim ve üretim pazarlarını da düzenlemekte ve denetlemektedir. Bu anlamda enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin rekabet hukuku anlamında kurallara uyum denetimi Rekabet Kurumu tarafından sağlanmaktadır. Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca diğer sektörlerde olduğu gibi enerji alanında faaliyet gösteren şirketlerin de rekabeti koruyan kanun hükümlerine uygun hareket etmeleri gerekmektedir. Enerji sektörünün özelleştirilmesi sonrasında piyasaya giren oyuncuların serbest piyasa kuralları gereğince rekabet halinde olması enerji sektöründe verimlilik açısından çok önemlidir.

7- Enerji sektörüne ilişkin suçlar nelerdir? EPDK şirketler üzerinde nasıl bir denetleme yapmaktadır?

EPDK kapsamında yapılan denetlemeler sonucu verilen cezalar idari yaptırım niteliğindedir. TCK kapsamında suç olan eylemleri bu noktada ayırmak gerekir çünkü enerji ile bağlantılı suçlar ceza hukuku kapsamındadır. EPDK’nın denetleme ve düzenleme işlevi neticesinde vermiş olduğu cezalar ise idari yaptırım niteliğinde olup idare hukukunun kapsam alanı içerisinde değerlendirilirler. EPDK lisanslama, tarifelerin belirlenmesi ve performans değerlendirmeleri gibi birçok alanda enerji sektörüne yön vermektedir.

8- Kovid-19’un elektrik piyasasına ve YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması)’e etkileri nasıl olmuştur?

EPDK, Kovid-19 pandemisinin enerji sektörü üzerinde oluşturduğu negatif etkiyi azaltabilmek için bazı önlemler aldı. Bunlara örnek olarak 2020 Nisan ayında ön lisanslar ve lisanslarla ilgili 3 aylık bir erteleme kararı verildi. Tabii ki bunun piyasayı rahatlattığını söyleyebiliriz. Ayrıca bir kanun değişikliği ile YEKDEM şartlarında değişiklikler yapıldı. YEKDEM şartları esnetildi ve ödemelerin kapsamı genişletildi. Enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yaşanan bu olağanüstü koşullardan olumsuz etkilenmemesi adına yapılan bu düzenlemeler piyasa tarafından da olumlu karşılandığını söylemek mümkündür.

This div height required for enabling the sticky sidebar