Hit enter after type your search item

AV. ADEM AKKIR ile SİBER ZORBALIK

/

Teknolojinin en hızlı gelişim gösterdiği çağdayız ve artık internet, telefon, bilgisayar gibi teknolojiler bireylerin ayrılmaz birer parçası haline geldi. Hayatımızı büyük oranda kolaylaştıran teknoloji, bize getirdiği yeniliklerle birlikte korkunç bir gerçeği de hayatımıza kattı: Siber Zorbalık!

Siber zorbalığın korkutucu boyutu öyle bir hal aldı ki artık can güvenliğimizi bile tehdit eder hale geldi. Çocuk, yaşlı demeden hep birlikte bilinçlenmemiz gereken bu problem konusunda çalışmaları bulunan MGC Legal Hukuk Bürosu ortaklarından Av. Adem Akkır ile röportajımızı gerçekleştirdik. Kendisine siber zorbalıkla ve nasıl mücadele etmemiz gerektiğiyle ilgili sorularımızı yönelttik.

İlk olarak siber zorbalık nedir? Bundan 10 yıl öncesine kadar yabancı olduğumuz bir kavram nasıl hayatımızda bu kadar büyük bir yer edindi?

Av. Adem Akkır: Siber zorbalığı tanımlamadan önce zorbalık kavramını açıklamakta fayda var; zorbalık, aralarında güç dengesizliği bulunanlardan güçlünün zayıf olana karşı zarar verme kastıyla saldırganca gerçekleştirdiği ve tekrarlanan eylemlerdir. Zorbalık;  fiziki, psikolojik, sosyal ve sözel olarak kendini gösterebilmektedir. Siber Zorbalık teriminin kaynağı “Cyberbullying” den gelmektedir.  Kelime kökeninde yatan ‘’Bullying’’ ifadesinin karşılığını araştırdığımızda ise zorbalıktan daha farklı bir kavram karşımıza çıkmakta ve kendinden küçük olanlara kötü davranma, aşağılama, eziyet etme anlamlarına geldiği görülmektedir. Siber zorbalık olarak tanımlanan “Cyberbullying”i aslında siber eziyet veya siber zulüm olarak anlamak gerekir. Yani, elektronik iletişim araçları ile belli bir zaman içinde süreklilik arz edecek şekilde gerçekleştirilen eylemler bütünüdür diyebiliriz.

Eylemler, daha çok pornografik ve cinsel içerikli obje ve resimler, mağdurun etnik kökeni, dini, cinsiyeti, cinselliği, sosyal ve ekonomik durumu ile ilgili nefret söylemini de barındıran içeriklerin gönderilmesi şeklinde tezahür etmektedir. En çarpıcı örneklerden birisi ise mağdurun salt hareketlerinin takip edilmesi (stalking) ve hesaplarının ele geçirilmesi ve kişinin ifşa edilmesi veya sahte hesaplar açılarak karalayıcı paylaşımlar yapılmasıdır. Kişinin sanal alemde oluşturulan (örn. Whatsapp,Telegram) gruplardan çıkartılması bile yeri geldiğinde siber eziyet/zorbalık olarak değerlendirilebilir.

Bir diğer kavram ise siber linç kavramıdır. Burada birbirini tanımayan birden çok insanın bir araya gelerek bir konu özelinde mağdur hakkında paylaşımlar yapması söz konusudur. Bir kişiye yönelik “hayvan düşmanı”, “din düşmanı” “çocuk tacizcisi”, “kalpazan” gibi veya ırkçı söylemler içeren hashtaglerle yayınların yapılması örnek olarak gösterilebilir.

İnternette yaşanan teknolojik gelişim, bilgiye ve kişiye erişimi hızlandırdı ve bunun yanında 3 G, 4,5 G ve 5 G teknolojileri verilerin çok hızlı olarak aktarılmasına olanak sağladı. Hız yanında büyük yığınlara yani big data’ya erişim kolaylaştı. İnsanlar yüz yüzeyken söyleyemeyeceği şeyleri rahatlıkla internet üzerinden birbirlerine söyleyebilir hale geldi. Gelir beklentisi olan sosyal ağ sağlayıcıları da bu durumu körükledi. Sonuç da haliyle kaçınılmaz oldu. Esasında kültürü oluşmadan hayatımıza girdi bu mecralar. Pandemi de bu sürecin hızlanmasında etkili oldu zira pandemi ile birlikte eve kapanan herkes kendini sosyal medya aracılığıyla ifade ederek var olmaya çalıştı.

Siber zorbalığa karşı başvurabileceğimiz kanun yolları nelerdir?

Av. Adem Akkır: Ceza kanunlarında ‘’siber eziyet ya da zorbalığın’’ doğrudan bir tanımı ve buna bağlanan bir yaptırımı yok; ancak failin eylemine bağlı olarak Türk Ceza Kanunu’nda yaptırımlar düzenlenmiş. Buna göre, kişi, hakkında soruşturma yapılarak açılacak ceza davası neticesinde hapis cezası ile adli para ceza yaptırımına maruz bırakılabilir. Örneklemek gerekirse; Tehdit’in (Hayat, Vücut, Cinsel Dokunulmazlığa yönelik) Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezai karşılığı 6 ay ile 2 yıl olup, bunun bilişim yöntemiyle işlenmesi halinde nitelikli hali olan 2 yıl ile 5 yıl arasında yaptırım öngörülmüştür.

Bunun haricinde; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında değişen tutarlarda idari para cezası yaptırımı ile karşı karşıya kalınabilmektedir.

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” uyarınca ise ilgili sosyal ağ sağlayıcısı, yer sağlayıcı, içerik sağlayıcı veya erişim sağlayıcıdan paylaşılan içeriğin yayından kaldırılması, veyahut bu içeriğe ilişkin erişimin engellenmesi istenebilir. Bu talebin yerine getirilmemesi halinde ise sulh ceza hakimliğine başvuru yapılarak yine içeriğin yayından kaldırılması veyahut içeriğe erişimin engellenmesi talep edilebilir.

Ayrıca kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi Genel Hükümler uyarınca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulabilir.

Siber zorbalık eylemlerindeki asıl aktörlerden sosyal medya sitelerinin siber zorbalığa karşı aldığı önlemleri yeterli buluyor musunuz?

Av. Adem Akkır: Yeterli değil, öncelikle şikâyet ve taleplerin iletileceği kanal ve muhatap bulmakta zorlanıyor insanlar; bu nedenle de 5651 Sayılı Kanun’a getirilen yeni düzenleme ile sosyal ağ sağlayıcılarına temsilci atama zorunluluğu getirildi. Ancak hâlâ yeterli değil. Örneğin; “temsilci atayan sosyal ağ sağlayıcılarının temsilcisi kim?” açıkçası bu işlerle uğraşan biri olarak aradığımda bulamıyorum. İfade hürriyeti ile kişilik hakkı arasındaki dengeyi korumakta zorlanıyor sosyal ağ sağlayıcıları. Yapay zeka teknolojilerinden faydalanmak bir çözüm olabilir. Saldırgan ve zorbalık barındıran içeriklerin tespiti ile engellenmesi bir yöntem olarak daha fazla kullanılabilir.

Yabancı ülkelerle karşılaştırma yapıldığında kanunlarımızdaki düzenlemeleri yeterli buluyor musunuz? Sizce hangi düzenlemelerin gelmesiyle siber zorbalıkla mücadelede güç kazanılabilir?

Av. Adem Akkır: Kanun kuralları ile tüm bozuklukları düzeltmek her zaman mümkün değil. Bu nedenle internet ve sosyal ağ sağlayıcıları paydaşları nezdinde bir davranış kuralları birliği oluşturmayla başlanmalı, şeffaflık ile bu kurallara uyumun denetimi yapılarak raporlanmalı. Yani sorun kaynaktan düzeltilmeye çalışılmalıdır, aksi halde istediğiniz hukuki düzenlemeyi yapın özellikle anonim hesaplar üzerinden yapılan linç ve zorbalığın engellenmesi her zaman mümkün değil; kaldı ki maliyetli bir yöntem. Dolayısıyla sorunu kökeninde çözmeyi daha doğru buluyorum. Ayrıca uygulayıcılar nezdinde uzmanlaşma da şart. Kolluk tarafında ayrı, uzman bir birim çalışmalı, uzmanlaşmış mahkemeler eliyle de denetim sağlanmalı. Bütün bunlardan sonra interneti ve internet yoluyla işlenen suçları düzenleyen (bunun içine siber suçlar da dahil) yeni ve kapsayıcı bir kanun düşünülebilir.

Hangi davranışların siber zorbalık kapsamına girdiği ve siber zorbalığa maruz kalınması halinde ne yapılması gerektiğine dair halk nasıl bilinçlendirilebilir?

Av. Adem Akkır: Başta bu işten gelir elde eden sosyal ağ sağlayıcıları bu bilinci yaratmalı, zira bir müddet sonra itibarı zedelenen kişiler bu platformlara rağbet etmeyecektir. Beraberinde sivil toplum kuruluşları bilinç arttırıcı çalışma yapabilirler ki son dönemde çokça çalışma var bu yönde. Eğitim kurumlarına da büyük iş düşüyor, toplumsal yaşamda davranış kurallarının nasıl olması gerektiğine dair eğitimler nasıl var ise müfredat kapsamına sosyal ağı merkeze alan yaşamda davranış kurallarının nasıl olması gerektiğine dair eğitimler de verilmelidir. Bu eğitimlerde kişilerin haklarının ne olduğu da pek tabi anlatılabilir. Yani çocuk yaşta eğitim alan birey böyle bir davranışı sergilediğinde veya başına geldiğinde hak ve yükümlülüklerinin ne olduğunu rahatlıkla anlayacaktır.

İçerik ve yer sağlayıcı siteler savcılık aşamasında şüpheli bilgilerini paylaşıyorlar mı? Bu konuda sosyal medya siteleri hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Av. Adem Akkır: 5651 Sayılı Kanun’da kapsamlı bir düzenleme mevcut. Geçmiş yıllarda sınır aşırı sosyal ağ sağlayıcılardan bu verilere almak mümkün değildi; ancak son yapılan düzenleme ile sosyal ağ sağlayıcıları Türkiye’de temsilci belirlemek zorunda ve bu temsilci üzerinden şüpheli bilgilerine ulaşmak mümkün aksi idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Ancak anonim hesaplar yönünden hâlâ ciddi sorunlar mevcut. Bu tip hesapların oluşumunu engellemeye yönelik davranış kuralları belirlenmesini çok önemsiyorum. Sosyal ağ sağlayıcıları artık yapılan bu faaliyetlerin masum bir tarafı olmadığını kavrayarak davranış kuralları belirlemeli ve anonim hesap oluşturmanın önüne geçmelidir. Nasıl ki penceremin önüne gelerek bana bağırıp çağırıp hakaret edenin kim olduğunu bilmeye hakkım olduğu gibi, sosyal mecradan bana hakaret edenin kim olduğunu öğrenme ve bunu önlemeye yönelik adımlar atmaya hakkım var, bu bilinmeli.

Tüm bu gelişmeler ve yapılan düzenlemelerin bir uzantısı olarak yakın zamanda neredeyse bütün sosyal medya siteleri için temsilci zorunluluğu getirildi. Bunun siber zorbalıkla mücadeleye katkı sağlayacağını düşünüyor musunuz?

Av. Adem Akkır: Kesinlikle, ancak daha önce belirttiğim gibi, bu işle uğraşan biri olarak Türkiye’de faaliyet gösteren ve “temsilci atayan” sosyal ağ sağlayıcılarının temsilcilerinin kimler olduğunu ben tespit edebilmiş değilim. Oysa ki 5651 sayılı Kanunda 2020 yılında yapılan düzenleme ile ‘’Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı; Kurum, Birlik, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereğinin yerine getirilmesi ve kişiler tarafından bu Kanun kapsamında yapılacak başvuruların cevaplandırılması ve bu Kanun kapsamındaki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin için yetkili en az bir kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirler ve bu kişinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verir” düzenlemesi uyarınca bu kişilerin kolayca görülebilecek ve doğrudan erişebilecek şekilde açıklanması lazım. Ancak bırakın internet sitesinde bulmayı BTK’yı aradığımızda dahi bu kişilerin kimler olduğunu tespit etmekte zorlanıyoruz. Süreç, Kanun’daki düzenlemeye uygun şekilde işletilirse siber zorbalık içeren suçlarda önemli seviyede azalma olacağı kanaatindeyim.

This div height required for enabling the sticky sidebar