Hit enter after type your search item

ARABESK’İN DOĞUMU ve YOLCULUĞU: YAŞAMAK ÖLMEKTEN HAZİN GELİYOR

/

Yazar: Aleyna Gürbüz

Arabesk; 1950’lerde köylerden şehre, özellikle İstanbul’a başlayan göçle ortaya çıkan müzik temelli bir alt kültürdür. Müzik endüstrisi de kitlelerin göçünün yol açtığı köklü sosyal ve ekonomik değişimlerden nasibini aldı. Arabesk’in kesin bir çıkış noktasından bahsetmek zor ancak göçlerin çoğunun ülkenin Doğu kısmından İstanbul’a yapıldığını hesaba katarsak İstanbul kökenli bir alt kültür olduğunu söyleyebiliriz. Göçle birlikte şehir değiştiren göçmenler çoğunlukla gecekondu kasabalarında yaşıyordu ve sosyo-ekonomik statüleri düşüktü. Göçler, 1960’larda ve 1970’lerde büyük sınıf farklılıklarına yol açtı. Göçmenlerin hayatlarının yansımasını arabesk şarkılarda görmek mümkün. Şarkıların genellikle keder, acı, karşılıksız aşk ve yalnızlık temalarını ele alıyor oluşunu göz önünde bulundurarak Arabesk’i bir zamanlar itilen insanların sesi olarak düşünebiliriz.

Hükümetin, bir zamanlar Arabesk’e karşı baskıcı bir yaklaşımı vardı. Arabesk 70’li yılların ortasında 80’li yıllara kadar TRT tarafından yasaklanmıştı. Ancak kanaatimce, bu yasağın Arabesk’in yaygınlaşmasına sebep oldu. Arabesk alt kültürünün takipçileri de Arabesk gibi hükümet tarafından görmezden gelinen insanlardı. Arabesk onlar için bir nevi isyanlarını yansıtma aracı olduğu için Arabesk’e daha sıkı sarılmalarına neden oldu. Yasakla birlikte Arabesk; kumarhanelerde, kenar ve gecekondu mahallelerinde kendini gösterme fırsatı buldu. Arabesk alt kültürünün benimsendiği kesimler genellikle düşük eğitim seviyesine sahip insanlardan oluşuyor, bu kesimin ezilmişliği ve dışlanmışlığı bir yana, Arabesk şarkıların sözlerinin berraklığı, mesajların net ve kolay anlaşılır olmasının da etkisi göz ardı edilmemelidir. O yıllarda Arabesk unsurlarını minibüslerde yaygın olarak görülebiliyordu, bu nedenle sosyete tarafından dolmuş müziği olarak nitelendirilmiştir. Arabesk’e karşı tutumların yumuşamaya başlamasında Anavatan Partisi’nin büyük payı oldu. Dönemin meşhur arabesk şarkılarından birinin uyarlamasını seçim şarkısı olarak kullanan Turgut Özal, bu sayede Arabesk alt kültürü takipçisi alt tabakadan hayattan pek çok oy aldı. Tüm bunlardan sonra Arabesk, istenmeyen kültür ve istenmeyen kesimin müziği olarak   kabul edilmekten çıkmayı başarabildi.

Arabesk’e karşı tutumlar yumuşadı ancak Arabesk tamamıyla özgür sayılmazdı, hükümet; alt kültür üzerinde kontrole sahipti. Bir yandan Arabesk’in önünü açmışken diğer yandan kısıtlamalara devam eden hükümetin bu kısıtlama çabalarının sonucu olarak acısız Arabesk ortaya çıktı ancak halk tarafından pek ilgi görmedi. Hatta Unkapanı’ndaki yapımcılar yanında jilet ya da pul biberle piyasaya sürülen acısız arabesk kasetleriyle olaya tepkilerini gösterdiler. Arabesk, tüm mücadelelerinden ve zor zamanlarından sonra, özel sektör devreye girdikçe yaygınlaştı. Arabesk pop müzikle iç içe oldu, Arabesk şarkıları pop-rock şarkıcıları tarafından yorumlanmakla kalmadı, pop şarkılar da Arabesk sanatçıları tarafından yorumlandı. Bu karşılıklı etkileşimler Arabesk’in kıro imajının yavaş yavaş kırılmasına neden oldu. Ancak bu kırılma noktasıyla birlikte Arabesk, bir alt kültür olmaktan çıkıp bir konsept olmaya başladı: meyhaneler. Önceden benimsenebilecek bir alt kültür olan Arabesk; şimdilerde herkese hitap etmeye, zenginlerin bir konsepti olmaya başladığı için eskiden fanatik olarak nitelendirebileceğimiz, Arabesk’i bir yaşam tarzı olarak benimseyen kitle gittikçe kaybolmaya başladı. Arabesk’in bu evrimi, günümüz ikonik sanatçıları tarafından kliplerinde bir unsur olarak kullanılmasına yol açtı; Gaye Su Akyol’un İstikrarlı Hayal Hakikattir klibinde bunun örneklerini görmek mümkün. Arabesk, günümüzde çeşitli yönleriyle sanatçılar tarafından masaya yatırılıyor. Kültürel ve sosyo-ekonomik koşullara göre gelişten Arabesk, ortaya ilk çıkışından bu yana birçok farklı anlam kazandı. Sosyo-ekonomik ve teknik koşullar bir yana, hükümetin izlediği politikalar da Arabesk’in şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.

Punk ya da Beat gibi Batı alt kültürlerine kıyasla Arabesk’in neden bir alt kültür olarak güçlü olmadığını iki kategoriye ayırmayı uygun buluyoruz: 1) Arabesk’in kendi nitelikleri, yani içsel etmenler 2) Dış faktörler. Yukarıda da bahsedildiği üzere, Arabesk ile diğer müzik türleri arasındaki etkileşimin Arabesk’in yaygınlaşmasına sebep olduğunu ve bununla birlikte Arabesk’in güçlü bir alt kültür olma niteliğini zedelediğine inanıyorum. Bu yaygınlığın sonucunda da stereotipik ve fanatik olarak nitelendirebileceğimiz alt kültür takipçileri bulmak zorlaştı. Bunlara ek olarak, Arabesk hükümetle olan bağlantısı, hükümetin Arabesk üzerindeki politikaları ve sınırlandırmaları Arabesk’in önünde bir engel niteliği taşıdı. Ayırt edicilik noktasına dönecek olursak da, Batı alt kültürlerinde ayırt edici faktörlerin daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Giyim tarzının Batı alt kültürlerinde daha belirgin bir işlevi varken Arabesk için açık yakalı renkli gömlekler ve tesbih haricinde bir element görmek mümkün değil. Ayrıca, Batı alt kültürlerinin temelinde geleneksel değerlere karşı çıkmak yatıyorken bu durum Arabesk için neredeyse tam tersidir. Dış etkenlere bakacak olursak da, sürekli değişen ve gelişen bir dünyada yaşıyoruz ancak Arabesk; bu değişime direnmek konusunda güçsüz kaldı diyebiliriz. Bir nevi evrim geçirdi, farklı alt kültürlerle birleşerek Arabesk’in uzansıtı diyebileceğimiz yeni müzik türlerinin oluşmasına sebep oldu. Örneğin Arabesk Rap’i Afrikan-Amerikan kültürünün bir ürünü olan Hip Hop ile Arabesk’in sentezi olarak nitelendirebiliriz. Arabesk Rap de bir nevi Arabesk’in kendisi ile aynı kaderi paylaştı, başlarda dışlandı ancak zamanla yaygınlaştı. Bir diğer ortak nokta ise Arabesk Rap sanatçılarının da Arabesk’te olduğu gibi ana akım sanatçılarla düet yapması: Müslüm Gürses & Duman ve Gazapizm & Cem Adrian.

Arabesk dışında, müzik temelli alt kültürlerin ortaya çıkmasını engelleyen başka faktörler de var. Diğer birçok alanda olduğu gibi, müzik endüstrisi de ülkemizde taklitler üzerinden gelişiyor. Batı alt kültürleri ithal edildi, ideal olarak belirlendi, şekil değiştirdi ve Türk kültürüne uygun olarak gelişti; tüm bunların sonucunda ise müzik temelli ve Türkiye orijinli bir alt kültür ortaya çıkamadı. Türkiye’de giyim tarzının alt kültürlerde belirgin bir etmen olmamasının sebebi de alt kültür bir yana, insanların normal hayatlarında bile giyimlerine önem vermiyor oluşu yatıyor olabilir. Genel bir sonuca varacak olursa da Türkiye’nin siyaseti de göz ardı edilemeyecek kadar büyük ve her alanı etkileyen bir faktör. Derdiyoklar, Ersen ve Dadaşlar, 3 Hürel, Selda Bağcan ve Cem Karaca ile güçlü bir Türk Psikedelik mzüiği veya Anadolu Rock müziği temelli bir alt kültür oluşabilirdi ancak sanatçıların yaşadığı zaman siyasi açıdan baskının belirgin olduğu 80 Darbesi dönemiydi. Müzik endüstrisinde çok fazla yasak ve kısıtlama mevcuttu. Mesela Selda Bağcan’ın 7 yıldır konser yasağı vardı, 3 kez hapse atıldı ve kendisi dahil birçok sanatçının albümleri toplatıldı. Yani müzik endüstrisinin siyasetle, özellikle solcu müzikle bir sorunu vardı. Sanatçıların perspektifi bir yana, izleyiciler açısından da bir korku unsuru olduğunu söyleyebiliriz: mevcut siyasi baskılardan dolayı izleyiciler, sanatçılara hayranlıklarını belirtmekten korkmuş olabilir. alt kültürlerin ortaya çıkmasını engelleyebilir. Türkiye’nin müzikal yükselişini yaşadığı dönem 1980’ler civarındaydı, potansiyeli olan ya da uç işler çıkartabilecek olan birçok sanatçı ya hapishanedeydi ya da zaten  çoktan ülkeden kaçmıştı.

Kısaca, Türk müziğinin alt kültür açısından çok büyük bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum ama hem Arabesk’te hem de ortaya çıkabilecek potansiyel alt kültürlerde de olduğu gibi siyasetin etkisi göz ardı edilemez.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 6 Ağustos 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Murat Meriç. Kısa Türkiye Tarihi: Karanlığın başladığı ‘80’li yıllar.

Gazete Duvar. https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/09/13/kisa-turkiye-tarihi-karanligin-basladigi-80li-yillar

This div height required for enabling the sticky sidebar