Hit enter after type your search item

AML ve SANAL PARA BİRİMLERİ

/

Yazar: Aslıhan ACARTÜRK

AML’nin karşılığına bakarsak eğer esasen Kara Para Aklamanın önlenmesi anlamına gelir. Genel bir tanımla Kara Para Aklama için suçtan elde edilmiş mal varlığının meşru bir kaynaktan elde edilmiş gibi gösterildiği işlemlerdir diyebiliriz. AML (Anti Money Laundering) ise yasadışı faaliyetlerden kaynaklı olan bu paranın ‘temizlenmesini’ önleyen prosedürleri ifade eder.

Her ülkenin birbirinden farklı AML politikaları olduğu gibi prosedürleri yerine getirme yükümlülüğü ise hükümete değil, kurumlara aittir. KYC (Know your customer) ortak bir düzenleme politikası örneği olarak verilebilir. Müşterilerin finansal kimliği ve risklerini bilerek veri tabanında tutan bu düzenleme ise müşterinin kendisiyle ilgili vereceği bilgilerle güvenilirliğini takip edebilme imkânı sunar.

Ancak yaşadığımız dijital çağda her ne kadar bu prosedürler izleniyor olsa da kullanıcı kimliğini doğrulamak gittikçe zorlaştığından kara para aklamayı önlemek de bir o kadar karmaşık bir hal alıyor. Böyle bir durumda ise anonim olduğundan ve merkezi bir otorite tarafından yönetilmeyen sanal paralar Kara Para Aklama ve Terör Finansmanı için yeni bir risk doğurmuş oluyor.

Kripto para matematik temelli şifrelenmiş, güvenlik konusu açısından kriptoloji bilimini kullanan, dijital ve de sanal olan bir para birimidir. Aslında banka kartları, sanal kartlar veya sanal ortamda yapılan her işlemde yıllardır bu paralar kullanılır. Bankaların kasalarından fiziki olarak paralar çıkmadan, sanal olarak paralar harcanır ve bir bakımdan bu paralar da kripto paralardır.

Yeni nesil kripto paralar temelde bu mantıkla çalışır ancak farklılaştığı birçok yön taşır. Organik yapıda olması sebebiyle oldukça ilgi görmektedir diyebiliriz. Herhangi bir hükümet veya merkezi otoriteler tarafından yönetilemiyordur. Bu da, bu para biriminin kullanıcılar tarafından daha güvenli olarak anılmasını sağlamaktadır.

Finansal bütünlük çerçevesinde sanal paraların geldiği bu nokta ülkeler için kaygı uyandırıcı bir etkiye de sahiptir. Sanal para birimi işlemlerinin takip edilebilirliği, kullanıcı ve hizmet sağlayıcıların anonim olması ve işlem zincirinin anlaşılması zor bir yapı olması sebebiyle sınırlıdır. Bu özellikler sanal para birimlerini siber suçlar için oldukça elverişli bir seçenek haline getirmiştir.

Örneğin Bitcoin Silk Road adli yasal olmayan ürünleri satan ve 2013’te ABD yetkili kuruluşları tarafından kapatılan bir internet sitesinde kullanılmıştır.

Bitcoin’lerin double spending (çifte harcama) olarak adlandırılan yeniden kullanılma riski bulunmaktadır. Bitcoin madenciliğinde, Bitcoin’lerin yeniden kullanılmasını engellemek için proof-of-work olarak adlandırılan ve her işlem günlüğünü şifreleyen matematiksel problem çözülmelidir. Proof-of-work sistemine göre, ağda bekleyen işlem kayıtları için Bitcoin madencileri, bekleyen işlem kayıtlarından bir blok oluşturmaktadır. Ağda oluşturulan bu her yeni blok, blok zincirine eklenerek genel erişim yoluyla evrensel olarak ağdaki tüm kullanıcılara ilan edildikten sonra blok zincirine süresiz olarak depolanmaktadır. Blockchain teknolojisinin getirdiği bu kullanıcı gizliliği koruma şifrelemesi de kara para aklama ve terör finansmanı suçları için rahatlık sağlamaktadır.

AML protokolleri, sanal paraların kötüye kullanımının önüne geçmek için uygulanabilir. Müşterilere ilişkin durum tespiti gibi önleyici önlemler, işlemlerin izlenmesi ve kayıtlarının tutulması, şüpheli işlemleri bildirme zorunluluğu ulusal AML yasal çerçevesinin unsurlarındandır. Sanal para  ile yapılan işlemlerin AML/CFT mevzuatının kapsamında olup olmadığı ve bu yükümlülükleri kimin üstleneceği konusu, sanal para birimlerine kontrollerinin uygulanmasının önündeki başlıca engellerdir. Sanal para kullanımının daha da yaygınlaşmasını varsayacak olursak da, katılımcılar ellerindeki bu paraları, itibari para birimlerine çevirmek zorunda kalmadan işlem yapacaklardır.

FATF(Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Gücü)’ye göre, kara para aklama ve terörün finansmanından kaynaklanan risklerinin çoğu sanal para ve itibari para birimlerinin kesişim noktalarında fazlalaşmıştır. Dolayısıyla FATF, sanal para takas platformlarının yasal olarak düzenlenmesinin, finansal sistem için kritik olduğunu, sanal para takas platformlarının ödeme hizmeti veren finansal kuruluşlara benzer olarak önlemler alması ve şüpheli işlemleri raporlaması gerektiğini belirtmiştir. Bunun aksine FATF, ürün ve hizmet almak için sanal para kullanan tarafların ise yasal olarak düzenlenmesi taraftarı değildir.

FATF tarafından Haziran 2014’te yayımlanan “Sanal Paralar: temel tanımlar ve muhtemel AML/CFT riskleri” adlı rapor internet bazlı bir ödeme sistemi sayılan sanal paralara ilişkin kara para aklama ve terörün finansmanı risklerini anlamak adına kavramsal bir çerçeve çizmeyi amaçlamıştır. Rapor aynı zamanda sanal paralara ilişkin bir dizi tanıma yer vermiştir. Böylece sanal paralar Avrupa Birliği kuruluşları seviyesinde de bir mesele haline gelmiştir.

Sonuç olarak sanal paraların kara para aklama, terör gibi yasa dışı eylemler açısından elverişli olduğu açıkça ortada olduğundan devletlerin son zamanlarda uyguladığı regülasyon oldukça yerindedir. Aksi takdirde önünü almak git gide zorlaşacak ve suçun yayılması da hızlı bir grafik izleyecektir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 11 Mayıs 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

Betül Üzer “Sanal Paralar”, https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/f4b2db90-7729-4d94-8202031e98972d0f/Sanal+Para+Birimleri.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-f4b2db90-7729-4d94-8202-031e98972d0f-m3fBagn

Prof. Dr. Mahmut YARDIMCIOĞLU, Gamze ŞERBETÇİ “Bitcoin’in Yapısı ve Yasadışı Kullanımı” , https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606149

This div height required for enabling the sticky sidebar