Hit enter after type your search item

ABD’NİN CAATSA YAPTIRIMLARI VE TÜRKİYE’YE OLASI ETKİLERİ

/

Yazar: Berfin ERİŞTİ

Giriş

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Cumhuriyet tarihinin her aşamasında kendine önemli yer bulmuştur. Bu iki ülke arasındaki ilişkiler zamana, duruma ve hükümetlere göre değişiklik göstermesine rağmen her zaman bir şekilde devam etmiştir. Kıbrıs Harekatının gerçekleştiği 1974 yılında Türkiye ve ABD arasında gerginlikler yaşanmış ve bu gerginlikler ABD’nin Türkiye’ye ambargo uygulamasına kadar ilerlemiştir. 1978 yılında ABD Kongre’sinin kararıyla bu ambargo kaldırılmış olsa da ancak 1980 yılında silah yardımı önceki dönem seviyelerine yaklaşabilmiştir. Bu durum Türkiye’de savunma sanayisi hamlesinin yapılması ihtiyacını gözler önüne sermiştir.

Görüldüğü üzere Türkiye ve ABD arası ilişkiler her zaman devam etmiş, zaman zamanda gerginleşmiştir. Günümüzde ise Sözde Ermeni Soykırımının ABD Başkanı Biden tarafından üstü kapalı da olsa kabulü, S-400 krizi neticesinde CAATSA yaptırımları, Suriye’de halihazırda devam eden sorunlar ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tekrardan gerginleşmesine neden olan sebepler olarak kendini göstermektedir.

A. CAATSA Yaptırımları ve Türkiye

a. Türkiye ve ABD Arasındaki Süreç

CAATSA (ABD Hasımlarına Yaptırım Yoluyla Karşı Koyma Yasası) 2 Ağustos 2017’de yürürlüğe giren ve ABD’nin ulusal güvenliğe “tehdit” olarak değerlendirdiği İran, Kuzey Kore ve Rusya karşı yaptırımları öngören yasadır. Yasanın 231. Maddesi ise Rusya ile savunma ve istihbarat alanında çalışan kişilere de yaptırım uygulanabileceğini ifade etmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Kongre üyeleri, yukarıda da bahsettiğimiz CAATSA’nın 231. Maddesini dayanak göstererek Türkiye’ye Rusya yapımı S-400 hava savunma sistemleri alması nedeniyle yaptırım uygulanması konusunda Başkan Donald Trump’a yaptığı baskı ve gelişen politik ilişkiler nedeniyle ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından Türkiye’ye Barış Pınarı Harekatı ve S-400 alımı sebebiyle yaptırım uygulanmasını öngören tasarı onaylandı.

S-400’ler özelindeki ABD’nin bu katı tavrının sebeplerinden biri, ABD’nin S-400’leri Rusya için bir istihbarat toplama aracı olarak değerlendirmesidir. Bu konudaki iddialara Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Biz çok net bir şekilde ifade ettik bu sistem tamamen bizim kontrolümüzde olacak ve NATO sistemlerine entegre edilemeyecektir.” diyerek S-400’lerin F-35’lere tehdit oluşturmayacağını ifade etmiştir. Ancak bu ifadeler ABD’yi tatmin etmedi ve bunun neticesi olarak da 26 Kasım 2019’da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo“ABD’nin Türkiye’ye net bir şekilde, S-400 hava savunma sistemini tam olarak operasyonel hale getirmesini istemediğini ilettiğini” söyledi.

Tüm bu gelişmeler içerisinde Pentagon Satın Alma ve İdame İşlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord ile Savunma Bakanı yardımcılarından David J. Trachtenberg, Türkiye’nin S-400 kararından dolayı F-35 programından çıkarıldığını açıkladı. Bu durumun ise Türkiye açısından 9 milyar dolarlık bir kayba neden olacağı vurgulandı. Tüm bunlara rağmen açıklamada Türkiye ile ABD arasındaki müttefikliğin devam ettiği ifade edildi. Bu durum bizlere Türkiye ve ABD arasındaki ilişkinin çok daha fazla boyutunun mevcut olduğunu ve tek bir ticari uyuşmazlık nedeniyle tüm ticari ilişkilerin kestirilip atılmayacağını ortaya koymaktadır.

CAATSA yaptırımları ABD açısından, Türkiye’ye uygulanacak yaptırımların ağırlığı nedeniyle ve Türkiye’nin kendileriyle olan ilişkiyi korumak isteyeceklerine inanarak Rusya ile yapmış olduğu anlaşmadan Türkiye’nin vazgeçeceğini düşündürse de Türkiye’ye yönelik yaptırımlar sorunu çözüme kavuşturma konusunda yetersiz kalmıştır. Türkiye şu anda uyguladığı politikalar itibariyle Rusya ile imzaladığı anlaşmadan geri dönmeyi ve yerli savunma sanayi hamlesinden vazgeçmeyi düşünmemektedir. Bu sebeple iki ülke arasında bir yol ayrımına gidilmesi veya bu konuda ABD ile Türkiye beyaz bir sayfa açılması beklenmektedir.[1] Ancak yeni gelen Biden hükümetinin Türkiye’deki hükümete olan bakış açısı şu anda beyaz sayfa açılma ihtimalini pek göstermemektedir. Ayrıca Biden hükümetinin CAATSA yaptırımlarını uygulaması nedeniyle Türkiye’ye başka bir yaptırım uygulaması zor gözükmektedir. Bu durum da halihazırdaki sürecin sürdürülebilir olmadığını göstermektedir.

Bahsettiğimiz gibi CAATSA’nın 231. Maddesinde “Rusya Federasyonu’nun savunma ya da istihbarat sektörleriyle ya da bunlar adına çalışan kurum ve kişilerle önemli düzeyde alışverişte bulunan kişi ve kurumlara yaptırım uygulanmasını” öngörmektedir. Bu madde Türkiye ile Rusya arasındaki S-400 füze savunma sistemi anlaşmasına yönelik yaptırıma dayanak olmaktadır.

b. CAATSA Yaptırımları

ABD eski Başkanı Trump yasa gereği 70 sayfalık CAATSA metninde listelenen 12 yaptırım kaleminden en az beşini seçmek zorundaydı. Bu kalemler ise şöyle sıralanmaktaydı: [2]

  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ve kurumlara ihracat-ithalat bankası desteğinin kesilmesi,
  • Mal ve teknoloji ihracatı ruhsatı verilmemesi,
  • ABD mali kuruluşlarından kredi tedarik edilmemesi,
  • Uluslararası mali kuruluşlardan kredi verilmemesi,
  • Mali kurumlara ABD Merkez Bankası ile doğrudan alışveriş yapma izni verilmemesi,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlarla ihale ya da sözleşme yapılmaması,
  • Döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması,
  • Mali kurumlar ve bankalar arasında ödeme ya da kredi transferlerinin yasaklanması,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumların ABD topraklarında gayrimenkul sahibi olmasının yasaklanması,
  • ABD kişi ve kurumlarının yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlardan sermaye ya da borç alışverişinin yasaklanması,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişilere ABD’ye giriş yasağı,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ve kurumlara benzer işlevi olan üst düzey görevlilere de yaptırım uygulanması.[3]

Ülkemize yönelik açıklanan yaptırım paketi, mümkün 12 yaptırım maddesinden 5’inin Trump Hükümeti tarafından seçilmesi ile ortaya çıkmıştır. Bunlar;

  1. Savunma Sanayi Başkanlığı’na (SSB) ABD finansal çevrelerinden 1 yıl boyunca 10 milyon dolar üzeri kredi akışı engeli
  2. ABD İhracat-İthalat Bankası ihracat kredisi akışı engeli
  3. Silah yapım malzemesi satışı ve teknoloji transferi engeli
  4. Uluslararası kredilerde akış engeli
  5. SSB Yöneticileri üzerine finansal yasaklar

Bu yasa sadece Türkiye için değil 231. Madde nedeniyle başta Almanya ve Avusturya olmak üzere Rusya ile enerji boru hatları konusunda iş birliği yapan Avrupa ülkeleri için de risk teşkil etmektedir. Rusya’dan 5,48 [4]milyar dolarlık S-400 anlaşması yapan Hindistan ve Moskova ile savunma iş birliği yapan Endonezya da CAATSA yaptırımlarına maruz kalması beklenen ülkeler listesinde bulunmaktadır. ABD bu yaptırımları ilk kez 2018’de Rusya’dan S-400 ve Su-30 uçakları alan Çin’e uyguladı. Ancak CAATSA yaptırımları ilk kez bir ABD ortağına ve de NATO müttefiki olarak Türkiye’ye uygulandı.

B. CAATSA Yaptırımlarının Türkiye’ye Olası Etkileri

ABD’nin uyguladığı yaptırımların içinde Savunma Sanayi Başkanlığı’na 10 milyon dolardan fazla kredi tedarik edilmesi yasağı maddesi mevcut ve ne yazık ki ülkemizde sadece helikopter ve uçak araçlarının ithalatı 1,2 milyar dolar iken bu durumun Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine dış ticaret disiplini üzerinden bakmak gerekirse;

Ülke olarak savunma sanayimiz halen büyük ölçüde ABD’ ye bağımlı dolayısıyla bu durum uzun vadede sıkıntı olmasa bile orta vadede kaynak bulamadığımız takdirde ciddi sorunlara yol açabilecektir. CAATSA yaptırımlarını ağır ya da hafif olarak ayırmak doğru bir sınıflandırma biçimi olmayacaktır; çünkü bu karar alındığında Türkiye, ‘’yaptırım uygulanan ülke’ konumunda bulunacaktır ve bu durum dış ilişkilerimizde aleyhe olan sorunlara yol açabilecektir.

Savunma malzemelerinin ithalatı yüzde 30’a yakın bununla birlikte TradeMap programı aracılığı ile Türkiye’nin ABD’den ithalatına bakıldığında şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:

Helikopterler, uçaklar vb; uzay araçları (uydular dahil), uzay araçlarını fırlatıcı araçlar ve yörünge-altı araçları: Yüzde 11,6 pay ile 1 milyar 280 milyon 624 bin dolar. Dökme demirin, demirin veya çeliğin döküntü ve hurdaları veya bunların eritilmesi ile elde dilmiş külçeler: Yüzde 10,3 pay ile 1 milyar 132 milyon 655 bin dolar. Turbojetler, turbopropellerler ve diğer gaz türbinleri: Yüzde 6,8 pay ile 751 milyon 268 bin dolar.[5]

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ABD ile ticaret hacmi 2019 sonu itibariyle 19,24 milyar dolara ulaştı. İki ülke arasındaki nihai hedef ise 100 milyar dolardır.

Türkiye’nin ABD’den ithalatı, 11,18 milyar dolar, ihracatı ise 8,05 milyar dolar seviyesinde bulunmaktadır. [6] Ayrıca, Türkiye’nin ABD ithalatındaki payı yüzde 0,4’tür.

Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre ABD, 2019’da toplam 35 milyar dolar “hava araçları ve parçaları” ithalatı yaptı. Türkiye’nin “hava araçları parçaları” sektörü ise 2019 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 15 artışla, ABD’ye 396 milyon dolarlık ithalata ulaştı.[7] İki ülke arasındaki savunma sanayisi ve pazar kapasitesi farklarını belirttiğimiz istatistikler açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye her ne kadar son yıllarda çok ciddi bir savunma sanayisi atılımı gerçekleştirmiş olsa da pazardaki payı halen kıyaslanabilir noktada değildir. Bu noktada, yapılan ithalatların arttırılması için sektöre gereken önemin verilmeye devam edilmesi ve yatırımların bu alanlar üzerinde kamu ve özel sektör ortaklığıyla arttırılması gerekmektedir.

Sonuç

Yukarıdaki verileri de göz önüne alarak CAATSA yaptırımlarının Türkiye’ye başlıca iki etkisi olacağını ifade edebiliriz.

Birincisi stratejik, finansal ve mâli yansımalarıdır. Yaptırım, dış ilişkilerinde halihazırda sorunlarla mücadele eden Türkiye’nin dış politikasını daha da zora sokabilecektir. Bunun sebebi yukarıda da açıkladığımız üzere ABD’nin ilk defa müttefiki olarak kabul ettiği bir NATO ülkesine yaptırım uygulamasıdır. Bu durum uluslararası mecralarda, Türkiye’nin ikili ilişkileri adına olumlu bir sinyal teşkil etmeyecektir. Bunun yanında söz konusu yaptırım sebebiyle Biden’ın Türkiye’ye yeni bir yaptırım uygulaması pek mümkün gözükmemekte ve bu durumun sürdürülebilir olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca Türkiye’nin savunma sanayi hamlesinin değerli bir atılım olduğu ve askeri alanda dış kaynaklara bağımlı olmanın dış politika bakımından sorunlara yol açabileceği gibi bu bağımlılığın çok ciddi bir harcama kalemi ortaya çıkardığını gözükmektedir. Söz konusu kaynakların ülke içerisindeki savunma sanayisi hamlesine nakledilmesi halinde, Türkiye’nin ithalatında, savunma sanayisinin gittikçe daha fazla yer kaplayabileceği görülebilecektir.

İkincisi, kısa vadedeki savunma sanayisine yansımasıdır. Bahsettiğimiz üzere Türkiye her ne kadar savunma sanayisi için önemli adımlar gerçekleştirmiş olsa da dışa bağımlılığını sürdürmektedir. Bunu yukarıda açıkladığımız veriler de göstermektedir. Bu kısıtlamalar karşısında Türkiye uzun vadede ABD’nin yerini alabilecek kaynaklara yönelebilir veya bu yatırımları kendi savunma sanayisine aktarabilir. Ancak kısa vadede başka bir kaynak bulma düşüncesi açısından gerçekçi düşünmek gerekir ise, bu durum mevcut şartlar altında gerçekleşmeyebilir.

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin nereye gideceği, iki ülke arasındaki ilişkinin nasıl bir boyut kazanacağı, ilerleyen zamanda hem uluslararası ilişkiler anlamında hem de iki ülkenin dış ticaret politikası bakımından CAATSA yaptırımları oldukça önem taşımaya devam edecektir.

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 12 Ekim 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

https://www.trademap.org

https://tr.euronews.com

https://gr.usembassy.gov

https://www.assentcompliance.com

DİPNOTLAR

[2] https://www.amerikaninsesi.com/a/turkiyeyi-s400-alimindan-sonra-neler-bekliyor/4996208.html

[3] https://www.amerikaninsesi.com/a/turkiyeyi-s400-alimindan-sonra-neler-bekliyor/4996208.html

[4] https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turk-amerikan-iliskilerinde-yeni-perde-caatsa-yaptirimlari/2077178

[5] https://www.trademap.org/Index.aspx

[6] https://www.indyturk.com

[7]https://www.indyturk.com

This div height required for enabling the sticky sidebar