Hit enter after type your search item

6222 SAYILI KANUNA GENEL BAKIŞ VE KANUN ÇERÇEVESİNDE SPORDAKİ ŞİDDET

/

Yazar: Berkay Bozbıyık

Giriş

Son yılların hem ekonomik hem de sosyal alanda gelişme gösteren alanların başında hiç kuşku yok ki spor gelmektedir. Anayasamızda 58 ve 59. Maddelerinde kendine yer bulan spor, toplum nezdinde büyük ilgi görmektedir. Bu yazımızda spor müsabakalarının öncesinde ve sonrasında, yaşanan şiddet vb. olaylar için düzenlenen 6222 sayılı Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanununu genel hatları ile ele alacağız. Bu kanunun yayımından itibaren eski 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ilga edilmiştir. Hatta bu ilga son madde olan madde 25’te açıkça gösterildiği için sarih ilga yapılmıştır. Bu kanunun neden düzenlendiği, kimleri kapsadığı, yaptırımları, uygulanabilirliğini inceleyeceğiz.

Türk spor seyircisi tuttuğu spor kulübüne sadece spor gözünden bakmayıp bir hayat felsefesi, yaşayış biçimi olarak bakıyor. Taraftarların sosyolojik durumuna bakacak olursak bu kanunun en çok ülkemizde gerekli olduğunu söylemeliyiz. Bu kanun müsabakalardaki şiddeti asgari seviyeye indirmek, suçluların daha net belirlenmesini sağlayıp gerekli yaptırımların uygulanmasını sağlamak amacındadır. Zamanla kadınları ve aileleri stadyumlarda, salonlarda görmeye daha çok başlasak da sorunun tamamen çözüldüğünü söylemek olaylara fazlasıyla iyimser bakmak olacaktır. Yargıtay da önüne gelen olaylarda bu konu ile alakalı pek çok yorum getirmiştir. Yargıtay’ın yaptığı yorum üzerinden çıkarımlarımız ile pratikte kanunun nasıl işlediği hakkında bilgi sahibi olabiliriz. TDK’deki şiddetin tanımı kısa bir şekilde yapılmıştır. Bu tanım: ‘’Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik.’’’ şeklindedir. Şiddete basit bir tanım yapacak olursak, karşındaki kişiye kaba kuvvet uygulayarak ona zarar verecek faaliyette bulunma diyebiliriz.

6222 Sayılı Kanun’a Genel Bakış

Kanun ilk maddesinde bize kanun amacından bahsediyor. Bu madde: “Bu Kanunun amacı; müsabaka öncesinde, esnasında veya sonrasında spor alanları ile bunların çevresinde, taraftarların sürekli veya geçici olarak gruplar halinde bulundukları yerlerde veya müsabakanın yapılacağı yere gidiş ve geliş güzergâhlarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesidir.”  Dikkat edecek olursak maddenin kapsamı sadece müsabaka esnasında stadyum veya salonla sınırlı kalmıyor. Bu maddeye Erdener hocamızın eleştirisini getirmek çok doğru olacaktır. Futbolcuların idman yaptıkları tesislerin de eklenmesi bu maddeyi tam anlamıyla tamamlatacaktır, çünkü çokça gördüğümüz üzere şampiyonluk kutlaması, protesto amacı fark etmeksizin tesislere taraftarlar sıklıkla gitmektedir.[1]  Ayrı bir örnek verecek olursak, kahvehanede bir derbi izlerken yaşanacak şiddet olayları 6222 sayılı kanuna tabii olmayacaktır.

Uygulanabilirlik kısmına baktığımızda tam anlamıyla uygulandığını söylemek yerinde olmayacaktır. Passo uygulaması ile gelen yüz tanıma ve kamera sistemi 6222 sayılı Kanunun 5.maddesinde belirtilmiştir. Herkesin de bildiği üzere bireysel cezalar beklenmiş fakat uygulamada tribün/blok kapatma olayları ile karşı karşıya kalınmıştır bu açıkça suçun şahsiliği ilkesine aykırılık oluştursa da bu manada bir çözüm tam anlamıyla sağlanamamıştır. Taraftarlardan sorumlu kulüp temsilcilerine kolluk kuvvetlerine yardımcı olarak bir yükümlülük getirilmiştir. Taraftar derneklerine ise bu kanunun amacına aykırı faaliyette bulunmama yükümlülüğü getirmiştir. Kanaatimizce, kanunun taraftar derneklerine değinmesi isabetli olmuştur; çünkü bireysel olarak yapılan şiddet olayları toplu olarak yapılana göre daha azdır. Toplu olarak gerçekleşen şiddet olaylarını taraftar dernekleri , grupları kendi tribünlerinin anlayacağı şekilde aktarabilirler.

Şike ve Teşvik Primi

Bu konu gerek ülkemizde gerek dünya kamuoyunu çok kez meşgul etmiş CAS’a giden birçok uyuşmazlığın konusu olmuştur. Bu konu 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine dair kanunumuzun 11.maddesinde detaylıca kendine yer bulmuştur. Şikenin kendimizce tanımı, bir müsabakanın sonucunu önceden belirlemek için başkasına kazanç sağlamak üzerine yapılan eylemdir. Erdener hocamız ise buna en kısa olarak dürüst sporun içine karıştırılmak istenen kanser mikrobu demiştir.[2] Maddemizde de zaten gerekli tanım yapılmış ve cezası belirtilmiştir. Bu ceza 5 yıldan 12 yıla kadar hapis, 20.000 güne kadar adli para cezası olarak belirtilmiştir. Bu maddenin 3.fıkrasında ayrıca anlaşmaya gerek olmaksızın sadece teklifte bulunulmasının bile suç teşkil ettiği öne sürülmüştür. Bu anlaşma için belirli bir miktar para söylenmemiştir, kanun maddemizde menfaat dediği için salt para olarak bakmak yanlış olacaktır. Bu suçtan bahsedebilmemiz için yurtiçinde federasyonların düzenlediği spor müsabakası olması gerekecektir.[3] Sonuç olarak, ilgili federasyon yurtiçinde yoksa bu suçtan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Teşvik de bir takımın spor müsabakasını kazanması amacıyla verilen veya vaat edilen değerdir, bu suçun cezası ise şike suçundan ½ olarak azaltarak verilecektir.[4] TFF Disiplin ve Etik Kurulu Talimatlarına bakarsak şike ve teşvikin belirtildiği ve yüz kızartıcı suç olarak yazdığını söyleyebiliriz. Sözü geçen 56.maddenin 1.fıkrasında: ‘’ Müsabakanın sonucunu veya sürecini hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.’’ Sonraki maddelerde verilecek hak mahrumiyeti cezalarını, puan silme cezalarını ve lig düşürme cezalarını görmekteyiz.

Pratikte verilen cezalar bakımından en somut örneği 2006 yılında İtalyan’ın köklü 3 kulübünde görmekteyiz. Calciapoli olayında Juventus, Fiorentina ve Lazio kulüpleri hakem atamalarına karışarak şike yaptıkları öne sürülmüştü. 3 takıma da ligden düşme cezası verilirken Lazio ve Fiorentina itiraz etmiş onlara puan silme cezaları verişmişti. Geçen senelerde Lazio’da idare mahkemesine başvuran Juventus alınan 2 şampiyonluğun iadesini ve tazminatını istemişti, bugün tartışamalar ise hala sürmektedir.

Diğer Maddeler

12 ve 13. Maddeler müsabaka alanına sokulması yasaklı maddeleri ele almıştır bu bağlamda bu maddelerin girmesi halinde yaptırımları belirtilmiştir. Madde 14’de ise belki de Türk futbolunun veya Türk sporunun en önemli sorunlarından olan hakaret içerikli tezahüratı konu almaktadır. Ne yazık ki bizler futbolu sadece salt spor olarak değil yaşam biçimi olarak gördüğümüz için uğranılan haksızlıklar, haksız kararlar karşısında sert tepki veriyoruz bu da tribünlere yansıyor. PFDK kararlarına (pandemiden önceki dönem) baktığımızda çoğu karar ve para cezası hakaret içerikli / çirkin kötü tezahürat kapsamına girmektedir. PFDK kararlarından birini örnek olarak gösterecek olursak, sözü geçen kararda: ‘’FDT’nin 53/3. Ve 53/4. Maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KUZEY KALE ARKASI 106,107,206 ve GÜNEY KALE ARKASI 119, 120 bloklara giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi müsabakaya girişlerinin engellenmesine’’ şeklindedir. Görüldüğü üzere disiplin talimatına atıf yaparak blok kapatma cezası öngörülmüştür. Elektronik Kart uygulaması suçları bireyselleştirecek ve failleri ortaya çıkaracak denilmesine rağmen hala bu kapatmalar ile karşı karşıya kaldığımız dönemler olabiliyor. Kanun toplu olarak yapılan bu eylemin pankart/duvara yazı şeklinde yapılırsa ceza oranının ½ oranda artacağını söylüyor.

15.maddede ise Türkiye’de müsabaka başladıktan sonra rastlanılan veya bir kişi girecek iken güvenlik görevlerinin görmemesiyle peronlardan birçok kişi geçmesi konusunu ele alır. Spor alanlarına usulsüz seyirci girmesinin cezası 1.fıkrada belirtilmiş olup adli para cezasıdır. Seyirden menedilen kişi için ise 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Kanaatimizce ülkemizde görülen COVİD-19 süresinde statlara alınan usulsüz seyircilere ve müsaade gösteren kişilere daha ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Çünkü bilindiği üzere bu sezon seyirci alınması yasak olmasına rağmen kulübe yakın isimler, akrabaları veya başka kişiler usulsüz olarak stada girmektedir. Bunun hakkında ise yine Disiplin Talimatından para cezası öngörülmüştür. Uygulamadan örnek verelim. Sözü geçen kararda ‘’(…), (…) tarihinde oynanan (…) Süper Lig müsabakasında, stadyuma usulsüz seyirci alınmasından dolayı FDT’nin 49/1. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. Maddesinin uygulanması suretiyle 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına’’ denmiştir.[5] Kanun maddesini uygularsak bunlara müsaade eden haberi olan kişi için 2.fıkra uyarınca öngörülen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Fakat uygulamada Disiplin Talimatı uygulanmakta olup kulübe en fazla 150.000 TL gibi bir para cezası verilip geçiştirilmektedir.

Son olarak 22.maddeye değinmek gerekir, bu madde Şiddete Neden Olabilecek Açıklamalar başlığı altında düzenlenmiştir. Birinci fıkra, şiddete neden olacak açıklamalar için parasal yaptırım miktarı olarak 5.000 TL-50.000 TL idari para cezasının olduğunu, bunu TFF veya kulüp yöneticilerinin yapması halinde cezanın 5 kat artacağını söylemiştir. Bu hüküm de yine isabetlidir, çünkü spor seyircisi en ufak haksızlıkta gözünü kulüp başkanı ve yöneticilerine dikmekte, onların sert söylemleri dahilinde agresif hareket edebilmektedirler. Bu doğrultuda kulüp yöneticileri kitleleri etkileyebildiklerinden, sözleri ve eylemleri oldukça önem arz etmektedir.

Sonuç

Kanunun içeriğinde çok büyük eksikler olmayıp uygulama alanında eksikler görmekteyiz. 6222 sayılı kanuna baktığımızda elektronik kart uygulaması ile şiddet olaylarının azaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz ancak Türk spor müsabakalarındaki şiddet hala en önemli sorunlardan biridir. Azaltmak için yöneticiler beraber sosyal sorumluluk projelerine katılmalı, taraftarlarla beraber etkinlikler yapmalıdır. Mevcut duruma bakıldığında taraftar baskıları yüzünden yöneticilerin sorumluluklarını da anlamak gerekecektir. Her geçen gün spor müsabakalarındaki kötü olayların yaşanmamasını, kadın, erkek bütün spor seyircilerinin maçlarını rahatlıkla izleyip takımına destek vermesini sağlamak amacıyla çalışmak tek çözüm yolu olacaktır. İngiltere futbolunu bugün çokça övülüyorsa sebeplerinden bir tanesi de seyirci kültürüdür. Türk spor seyircisi takımına coşkuyla bağlıdır, bunu gelen tüm yabancı sporcular anlamaktadır ama bu özelliğimizi başkalarına zarar vermeden yansıtabilirsek o zaman Türk sporu olarak çok büyük bir eşik atlayacaktır. Kulüpler de taraftarlarından dolayı ödeyeceği cezalardan kurtulacağı için bu para daha verimli projelere harcanacaktır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Case’in editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 22 Haziran 2021’de yayımlanmıştır.

Kaynakça

ÖZEN, P. D. (2012). Şike ve Teşvik Primi Suçları . Ankara Barosu.

Söker, F. (2015). 6222 Sayılı Kanun Çerçevesinde Şike Suçu. Yüksek Öğretim Kurulu.

TFF. (2021). TFF-PFDK KARARLARI. tff.org: https://www.tff.org/default.aspx?pageID=238 adresinden alındı

YURTCAN, P. (2011). Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanunu ve Yorumu. Ankara: Adalet Yayınevi.

DİPNOTLAR

[1] (YURTCAN, 2011);syf.3

[2] (YURTCAN, 2011);syf.35

[3] (ÖZEN, 2012);syf.29

[4] (Söker, 2015);syf.91

[5] (TFF, 2021)

This div height required for enabling the sticky sidebar